"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

AB projesi de askıda…

Cevher İLHAN
27 Nisan 2021, Salı
Uyduruk nevzuhur sun’i oldubittilerle karartılan karambolde bigâne kalınan gerçek gündemlerden biri de Avrupa Parlamentosu Komitesinin (AP) 2019-2020 raporunda Türkiye’nin AB üyelik müzâkerelerinin resmen askıya alınması çağrısı oldu.

Zira Dış İlişkiler Komitesinde kabul edilen ve önümüzdeki ay AP’nin resmi tutumu haline gelmesi beklenen raporda “tek kişilik yönetim”de Türkiye’nin demokrasi, hukuk ve insan hakları röntgeni çekiliyor. 

“Şimdiye kadarki en sert rapor”da Ankara’nın AB vizyonundaki inandırıcılığı, taahhüdündeki samimiyeti sorgulanıyor.  

Öncelikle “terörle mücadele”yi suiistimalle çok sayıda gazeteci, siyasetçi ve insan hakları savunucusunun hapsedildiğine dikkat çekilip, özellikle demokrasi, hukukun üstünlüğü, yargı bağımsızlığı ve tarafsızlığı, temel hak ve hürriyetlerindeki kırılmalara yer veriliyor.   

Bu kapsamda Türkiye’nin gittikçe AB değer ve standartlarından kopmasına sebebiyet veren demokrasi ve hukuk dışılıklar, insan hakları ihlâlleri tek tek sayılıyor.

TÜRKİYE’NİN İNSAN HAKLARI RÖNTGENİ 

Muhalefete baskının bile bile insafsız ve sistematik bir “devlet politikası” haline getirilmesi, yürütmeyi de bağlayan Anayasa Mahkemesi kararlarının tepeden savrulan “tâlimatlar”la yerel mahkemeler tarafından uygulanmaması bunların başında geliyor. 

AKP iktidarında büyük iddialarla ortaya atılan “yargı reformu” vaadi havada kalırken, hukukun üstünlüğünün erozyona uğradığı tekrarlanarak, yürütme tarafından savcılara, hâkimlere, avukatlara ve barolara yapılan siyasi baskılar nazara veriliyor. 

En son şiddetle kınanan ve AB’nin “terör örgütleri listesi”nde yer aldığı hatırlatılan PKK terör örgütü üzerinden anti-terör yasalarının kötüye kullanıldığı, başta HDP ile muhalefet partilerine yönelik saldırıların demokrasinin önünü tamamen tıkadığı bildiriliyor.  

Evvela Berberoğlu hakkındaki Anayasa Mahkemesi kararının çiğnenmesi, peşinden yüksek mahkemenin kararı beklenmeden Gergerlioğlu’nun milletvekilliğinin apar topar düşürülüp gözaltına alınması bunlardan biri. Yine dört buçuk yılı aşkındır ortada hiçbir mahkeme kararı olmadan Demirtaş’ın ve milletvekillerinin demokrasinin en temel prensiplerine aykırı olarak hapiste kalmalarına karşı hiçbir önlemin alınmayıp iktidarca savunulması bir diğer sapma olarak kaydediliyor.  

Bu hususta anamuhalefet partisi liderine linç girişimlerine, mafya tehditlerine seyirci kalınması, parti yöneticilerinin dokunulmazlığının kaldırılması “demokrasinin önünde takoz” olarak yazılıyor.  

Keza hukukun temel ilkelerinin başında gelen “mâsumiyet karinesi”ne aykırı olarak aralarında binlerce kadının ve çocuğun bulunduğu on binlerin yargısız infazla tutukluluk halinin devam ettirilmesi hukuksuzluğuna dikkat çekiliyor. 

OHAL KHK’lerinin hoyratça suiistimaliyle binlerce kamu görevlisinin yargısız, sorgusuz – sualsiz mesleklerinden ihraçla, “darbe girişimi” ve “terörle mücâdele” hak gasplarının sürdürülmesi çarpıklığı iletiliyor… 

OTOKRASİ İLE DEMOKRASİ VE HUKUKA TAKOZ

İfade, medya ve bilgiye erişim özgürlükleri alanında keyfi kısıtlamaların getirilmesi; AB’nin temel değerlerinin başında gelen medya çoğulculuğu ve özgürlüğü tamamen ortadan kaldırılırken, basın ve ifade özgürlüğünün bütünüyle yok edilmesi kırıklıkların eksenini oluşturuyor.  

Ayrıca AİHM’in “serbest bırakılıp tutuksuz yargılanmaları”na dair kararlarının bütün uyarılara rağmen uygulanmaması; insan hakları savunucularının, gazetecilerin, avukatların ve akademisyenlerin tutuklulukları dayatılırken, seçilmiş belediye başkanlarının hiçbir mahkeme kararı olmadan görevden alınıp yerlerine iktidar yandaşı “kayyımlar”ın atanmasıyla milyonların irâdesinin hiçe sayılması Türkiye’de demokrasi ve hukuku engelleyen bariyerlerden.

Özetle, Türkiye ile AB arasında 2005’te başlatılan üyelik görüşmeleri, özellikle “cumhurbaşkanlığı hükümet sistemi” perdesindeki “tek kişilik yönetim”de “parti devleti” otokrasisinde peşpeşe dayatılan hak ihlâlleri demokrasi ve hukuku berhava ediyor.

Türkiye’nin dış ticaretinde yüzde 90’ı aşan payı bulunan ve beş milyon vatandaşın yaşadığı AB’ye “ihtiyacımız yok, biz bize yeteriz!” sloganıyla “AB içindeki AB ve Türkiye karşıtları” ile “Türkiye’deki AB karşıtları”nın oyununa gelinerek Türkiye’nin yarım asrı aşkın “demokrasi, hukuk ve barış projesi” ıskartaya çıkarılıyor. 

Okunma Sayısı: 1189
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
    (*)

    Namaz Vakitleri

    • İmsak

    • Güneş

    • Öğle

    • İkindi

    • Akşam

    • Yatsı