"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

Ankara’dakilerin “İsrail kırılganlığı!”

Cevher İLHAN
07 Mayıs 2026, Perşembe
Aslında Birleşmiş Milletler’in, Avrupa Birliği’ne “soykırım ve vahşetle belgelenmiş ağır insan hakları suçlarından İsrail’e silâh transferiyle tercihli ticareti âcilen askıya alma” çağrıları vakıayı ortaya koyuyor.

BM Güvenlik Konseyi, İsrail’in İran’la ateşkesin akabinde Lübnan’a hava saldırılarıyla “uluslararası hukuku” ihlâlle sivillere saldırıları, altyapıyı bombalamayı derhal durdurması, askerlerini çekip Filistinlilerin güvenle evlerine dönmesi” uyarılarını tekrarlıyor. (gazeteler, 15-22.4.26) 

Uluslararası Af Örgütü, “ABD’nin İsrail’le suç ortaklığına son vermesi”, Uluslararası Adalet Divanı “İsrail’le anlaşmaların askıya alınması” kararlarını bildiriyor. “Soykırımcıyla ticaretin ahlâkî sınav olduğu” belirtiliyor. AB Dışişleri sözcüsü, “Trump’ın ‘barış plânı’yla İsrail’in işgali”ni reddediyor, BM kararlarına uymaya çağırıyor.

Ne var ki uluslararası kuruluşların “İsrail’in insanlığa karşı savaş suçları işlediği” ikazlarına rağmen “otoriter rejim”de AKP iktidarı hâlâ ayak sürüyor. “İşgalciyle ticarete mecburmuş” propagandasını pompalıyor.

KIRILGANLIK SÜRÜYOR

Halbuki Türkiye, siyasî tarihinde İsrail’in işgal ve zulmüne ciddî kararlarla tutum aldı. Bilhassa Demokrat Parti, Adalet Partisi, Doğru Yol Partisi iktidarlarında beynelmilel mahfillerde Filistin davasında önemli caydırıcı kararlarla etkili yaptırımlarda bulunuldu.

Filistin’i işgaline, Doğu Kudüs’le Mescid-i Aksa’daki şirretliğine karşı 1955’te merhum Menderes’in Başvekil olduğu DP hükûmeti, ilk resmî tepkiyle “İsrail’in 1947’deki sınırlara çekilmesi”ni iletti. 1956’da Mısır’ın Süveyş Kanalı’nı millileştirmesiyle, İngiltere ve Fransa’nın kanal bölgesiyle Sina Yarımadasını işgaliyle İsrail’in Mısır’a saldırısı üzerine Ankara, Telaviv’deki temsilcisini geri çekip İsrail temsilcisini gönderdi.

Keza AP hükûmetinde Türkiye, 1967’deki “altı gün savaşı”nda İsrail’e karşı Filistin’in yanında resmen yer aldı. Başbakan merhum Demirel, İsrail’e arka çıkan ABD’nin İncirlik Üssü’nü kullanmasına “Müslüman kardeşlerimize karşı ülkemdeki üsleri kullandırtmam!” restini çekti.

BM Genel Kurulunda “İsrail’i Kudüs’ün statüsünü değiştiren hukuksuzlukların geçersizliği”, Güvenlik Konseyi’nin “İsrail’in işgalindeki topraklardan çekilmesi” kararlarının kabulünde Türkiye önayak oldu. Ayrıca 1969’da Mescid-i Aksa’nın kundaklanmasına, Dışişleri Bakanı merhum Çağlayangil’in İslâm ülkeleriyle yoğun diplomasiyle Türkiye İsrail’e tavır alan grubun başında yer aldı.

“AHLÂKÎ SINAVI” KAYBEDİYOR

Yine 1975’te Demirel’in Başbakanlığında koalisyonda, BM’de “Siyonizmin ırkçılıkla eşdeğer olduğu” tasarısında başı çeken Türkiye, “Filistin Kurtuluş Örgütü’nü Filistin halkının temsilcisi tanıdığını” ilân etti.

Ankara, 1978’deki Camp David Anlaşmasının peşinde Arap ülkeleriyle ilişkileri geliştirildi. FKÖ’nün Ankara’da temsilcilik açmasını sağladı. Uluslararası plâtformlarda “İsrail’in 1967’deki sınırlara çekilmesi”ni ısrarla vurguladı.

Ve 12 Eylül darbesi öncesinde 28 Ağustos 1980’de İsrail’in Kudüs’ü ilhakla “başkent” ilânına yine AP hükûmeti Kudüs Başkonsolosluğunu kapattı; Telaviv’deki temsilciliğini ikinci kâtipliğe düşürdü.

Esasen 1974’teki Kıbrıs Barış Harekâtının ardından Amerika’nın dayattığı “silâh ambargosu ve ağır yaptırımları”na mukabil, 25 Temmuz 1975’te yine Demirel’in Başbakanlığındaki Bakanlar Kurulu kararıyla, ABD’nin İncirlik’i kullanmasının yasaklanması, 21 Amerikan üssü ve tesisini resmen kapatılması; bu üslerdeki Amerikan bayraklarının indirilerek yerlerine Türk Bayraklarının çekilmesi; 5 bin Amerikan askeriyle personelinin devre dışı bıraktırılıp Amerika’nın bölgedeki istihbaratının yüzde 40 kör edilmesi kararlılığı günümüze de yol gösterici.  

Ne var ki iktidardakiler, İsrail işgalini destekleyen İncirlik’teki Amerikan Üssü’yle İsrail’in Müslüman komşu İran’ı bombalamasına istihbarat ileten Kürecik Radar Üssü’nün kapatılması” ikazlarını duymazlıktan geliyor. Hâlâ uluslararası hiçbir mercide etkili yaptırıma yanaşmıyor. Bu vahim kırılganlıkla hep “ahlâkî sınavı” kaybediyor.

İbret-i âlem olarak…

Okunma Sayısı: 155
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
    (*)

    Namaz Vakitleri

    • İmsak

    • Güneş

    • Öğle

    • İkindi

    • Akşam

    • Yatsı