"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

Bütün kötülüklerin kaynağı istibdat

23 Aralık 2021, Perşembe 02:34
Hitler İstinad noktası olan kuvveti, yani silâhları yeteri kadar ürettiğine kanaat getirince yabancı ülkelere ait toprakları işgal ve istilâ ederek topraklarını genişletme gayesine ulaşmak için “cidali” yani savaşmayı düstur olarak benimsedi.

NAZİLERİN AVUSTURYA’DAKİ TOPLAMA KAMPI MAUTHAUSEN-2
Gezi Notları - Mehmet Pekel

***

IRKÇILIK/UNSURİYETÇİLİK 

Hitler İstinad noktası olan kuvveti yani silâhları yeteri kadar ürettiğine kanaat getirince hedefi olan bütün Alman ırkından olanları bir araya getirmek amacıyla yabancı ülkelere ait toprakları işgal ve/veya istilâ ederek topraklarını genişletme menfaatine ulaşmak için “cidali” yani savaşmayı düstur olarak benimsedi. Kitleleri ve toplumu bir araya getiren unsuriyet ve menfi milliyet ise Alman ırkının sözde üstünlüğü idi. Oysa Cenab-ı Hak Hucurat Sûresi’nde “Sizi taife taife, millet millet, kabile kabile yaratmışım; tâ birbirinizi tanımalısınız ve birbirinizdeki hayat-ı içtimaiyeye ait münasebetlerinizi bilesiniz, birbirinize muavenet edesiniz. Yoksa sizi kabile kabile yaptım ki yekdiğerinize karşı inkâr ile yabani bakasınız, husûmet ve adâvet edesiniz değildir!” 2 diyerek ırkların ve unsurların farklılık sebeplerini açıklarken, bir başka âyet-i kerimede de üstünlüğün ancak takvada olduğunu ifade ederek ırkçılığı kesin olarak yasaklamıştı.

“Hem Avrupa milletleri, şu asırda unsuriyet fikrini çok ileri sürdükleri için Fransız ve Alman’ın çok şeametli ebedî adâvetlerinden başka, Harb-i Umumî’deki hâdisat-ı müthişe dahi menfî milliyetin nev-i beşere ne kadar zararlı olduğunu gösterdi” 3 tesbitini yapan Bediüzzaman ırkçılığın insanlık için nasıl bir yıkım olduğu gerçeğini de ifade etti.

DİKTATÖRLÜK/ İSTİBDAT

Tiran, şef, zorba, reis, kral, müstebit gibi farklı isimlerle de anılsa mahiyeti aynı olan diktatörler ateist bir dünya görüşüne sahip olabildikleri gibi, dini referanslara da dayandığını iddia edebilir. Dindar ya da dinsiz olması onun istibdat vasfını değiştirmez. Hatta dini referansları kullanarak istibdadını meşrûlaştırmaya çalışır.

Bunun en önemli örnekleri; batıl bir mezhep olan Cebriye’ciliğe dayanarak saltanatını ve sözde devletin bekasını sağlamak için yaptığı zulmü meşrûlaştıran Emeviler ile, itikatta eşari mezhebini tercih ederek “ulul emre itaat farzdır” ve “devlet-i ebed müddet” kaziyelerine dayanarak işlenen saltanat eksenli cinayetler ve zulümleri Şeyhülislâm fetvasına dayandıran Osmanlılardır. Şiilerde ise” imamet imanın bir cüzüdür” anlayışı ile hareket edilerek istibdata meşrû bir zemin oluşturuldu. Her ne kadar Batıda çok daha ağır uygulamalar olsa da insaniyet-i kübra olan İslâmiyet’le şereflenen Müslüman devletlerden Asr-ı Saadet uygulamaları beklenirdi. Bediüzzaman istibdat hakkındaki bir suale verdiği cevap bütün zamanlardaki bütün kötülüklerin kaynağının istibdat olduğunu göstermektedir.

“Suâl: “İstibdat nedir; meşrûtiyet nedir?” 

Cevap: İstibdat tahakkümdür, muâmele-i keyfiyedir, kuvvete istinad ile cebirdir, rey-i vâhiddir, sû-i istimâlâta gâyet müsâit bir zemindir, zulmün temelidir, insâniyetin mâhisidir. Sefâlet derelerinin esfeli sâfilînine insanı tekerlendiren ve âlem-i İslâmiyeti zillet ve sefâlete düşürttüren ve ağrâz ve husûmeti uyandıran ve İslâmiyeti zehirlendiren, hattâ herşeye sirâyet ile zehrini atan, o derece ihtilâfâtı beyne’l-İslâm îkâ edip, Mûtezile, Cebriye, Mürcie gibi dalâlet fırkalarını tevlid eden, istibdattır.

Evet, taklidin pederi ve istibdâd-ı siyâsînin veledi olan istibdâd-ı ilmîdir ki, Cebriye, Râfıziye, Mûtezile gibi İslâmiyeti müşevveş eden fırkaları tevlid etmiştir.” diyerek bütün zamanlardaki istibdatların temel felsefesini ortaya koymuştur.” 4

İşte Hitler ve diğer bütün diktatörler de ırkçılıktan da ziyadesiyle beslenerek dünyayı zaman zaman yaşanamaz hale getirmişlerdir. İşte Mauthausen, Avrupa’da sayıları yirmiye yakın olan toplama ve imha kamplarından biri olarak insanlığın öldüğü, dünyanın yaşanamaz hale geldiği yerlerden biridir.

2. DÜNYA SAVAŞI

1938 yılına gelindiğinde Almanya önce aynı dili konuşan Avusturya ile birleşti. 1939 yılında İlk olarak Çekoslovakya’nın Almanca konuşulan ve Almanya’ya yakın olan Südet bölgesini işgal etti. Uluslar arası toplumun zayıf tepkisi sebebi ile bir müddet sonra Çekoslovakya’nın tamamını ele geçirdi. 1940 yılında ise Danimarka ve Norveç’i birkaç ay içinde işgal etti. Akabinde bir bahane üreterek Polonya’ya panzerlerle saldırdı. Bir hafta içinde Varşova’ya ulaştı. Sırada Fransa vardı.”Blitzkrieg” yıldırım savaşı ile 30 gün içinde meşhur Majino hatlarını da aşarak Atlantik Okyanusu’na ulaştı. Yani Fransa’yı da topraklarına kattı.

Bütün bu gelişmeler 70 milyon Alman’ın gözleri önünde ve onların alkışları arasında cereyan etti. Peki nasıl oluyor da demokrasi kültürü olan Almanya’da halk faşist uygulamalara, haksızlık ve katliâmlara göz yumuyor, destek oluyordu? İşte burada propagandanın sihirli gücü ortaya çıkıyor. Hitler Goebbels’i propaganda bakanı olarak atayarak onun da yoğun çalışmaları ile 12 yıl boyunca Alman halkının beynini yıkadı ve halkı savaşa hazırladı. Ana tema “ein volk, ein reich, ein führer”di. Yani (tek millet, tek vatan, tek lider) Almanya cephesinde bütün bunlar olurken müttefiki olan Faşist İtalya Mussoli’nin duçeliğinde Avrupa’nın diğer bir bölgesinde işgal hareketlerine devam ediyordu. Daha sonra savaş dalga dalga bütün dünyayı sardı.

1939 yılında Avrupa’da başlayan 2. Dünya Savaşı kısa sürede Avrupa’nın dışına taşarak Asya, Afrika ve Okyanus ötesini etkisi altına aldı. İngiltere, Amerika ve Rusya, Fransa’nın yanında yer alırken Japonya’da İtalya ile birlikte olan Almanya ile müttefik oldu. Bütün dünya, karaları ve denizleri birlikte yangın yeri gibiydi. 1945 yılında Amerika’nın Japonya’ya atom bombası atarak bitirdiği 2. Dünya Savaşı’nda en az 60 milyon insan öldü. Milyonlarca insan da yaralandı ya da kayboldu. Acılar yıllarca sürdü.

Yirminci yüzyılın ilk çeyreğinden sonra ikinci çeyreği de dünyayı kan ve gözyaşı içinde bırakan sahneler ile doluydu. Totaliter rejimlerin ırkçı müstebitleri tarafından kurulan faşist ve komünist sistemler dünyayı yaşanamaz hale getirdi. Faşizm 2. Dünya Savaşı ve sonrasında ağır bir darbe yedi, ancak bu sefer de komünizm Rusya’nın kontrolünde bütün dünyayı etkisi altına aldı. Komünist yönetimlerin zulümleri en az Naziler kadar acımasız ve kanlıydı.

İLÂHÎ ADALETİN TECELLİSİ

Bütün bunları Bediüzzaman “Medeniyetin günahları iyiliklerine galebe edip seyyiatı hasenatına racih gelmekle, beşer iki harb-i umumî ile iki dehşetli tokat yiyip o günahkâr medeniyeti zir-u zeber edip öyle bir kustu ki yeryüzünü kanla bulaştırdı.” 5 İfadesi ile medeniyetin seyyiatının sonuçlarını ortaya koydu.

Kader cihetinden de İkinci Dünya Harbi’ni değerlendiren Bediüzzaman “Avrupa zâlim hükûmetleri zulümleriyle, Sevr Muahedesi’yle âlem-i İslâma ve merkez-i Hilâfete ettikleri ihanete mukabil öyle bir mağlûbiyet tokadını yediler ki; dünyada dahi bir Cehenneme girip çıkamıyorlar”, 6 azapta çırpınıyorlar” diyerek suçun bu dünya da dahi cezasız kalmayacağı gerçeğine işaret etmiştir.

“Adalet-i İlâhiye, İslâmiyete ihanet eden mimsiz medeniyete öyle bir azâb-ı mânevî vermiş ki, bedevîliğin ve vahşîliğin derecesinden çok aşağıya düşürtmüş. Avrupa’nın ve İngilizin yüz sene ezvâk-ı medeniyesini ve terakkî ve tasallut ve hâkimiyetin lezzetlerini hiçe indiren mütemadî korku ve dehşet ve telâş ve buhran yağdıran bombaları başlarına musallat etmiş.” 7 diyerek suçun bu dünya da dahi cezasız kalmayacağı gerçeğine işaret etmiştir.

Dipnotlar:

2) Hucurat Sûresi 49:13.

3) Mektubat 26. Mektup, Üçüncü Mesele s. 452.

4) Münâzarât s. 50.

5) Hutbe-i Şamiye, Beşinci Kuvvet.

6) Kastamonu Lâhikası, 10. Mektup.

7) Kastamonu Lâhikası, 15. Mektup.

DEVAMI YARIN

Okunma Sayısı: 1402
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
    (*)

    Namaz Vakitleri

    • İmsak

    • Güneş

    • Öğle

    • İkindi

    • Akşam

    • Yatsı