"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

İslâm kardeşliği için çalıştı

27 Mayıs 2019, Pazartesi 00:33
Tek başına başlattığı akım bu günlerde ABD’de siyahî ırkçılığın büyük ölçüde azalmasını ve İslam kardeşliğinin tohumlarının yeşermesini sağlamıştır. Tek başına ‘’Kelebek etkisi ‘’ ile zamanın ötesine İslÂm Kardeşliğini taşımıştır.

DİZİ-5: KELEBEK ETKİSİ

Dr. Aytekin Coşkun

***

Kelebek Etkisi, 
Ve Himmetini Millete Adamak,
Malcolm X,

Malcolm X; İnsan Hakları Savunucusu, İslâm Kardeşliği Savunucusu

İnsan hakları savunucusu ve tanınmış siyahî milliyetçi bir lider. 1925’te Nebraska eyaletinin Omaha şehrinde dünyaya gelir, asıl adı Malcolm Little’dır. Küçük düşürmek için ‘’küçük’’ manasına gelen soy isim verir beyazlar. Müslüman olduktan sonra ise Malik el Şahbaz adını kullanmaya başlar. Babası Baptist Hıristiyan bir vaizdir ve aynı zamanda hiçbir zaman ‘’Amerikalı siyahların gerçek hürriyete, bağımsızlığa ve itibara kavuşamayacağına söyler’’ ve öylede inanır. Malcolm, 4 yaşındayken evleri yakılır, babası Ku Klux Klan olarak bilinen ırkçı bir grup tarafından öldürülür. Aile dağılır, çöker, Malcolm X ve diğer sekiz kardeşi farklı yetimhanelere gönderilirken, annesi de akıl hastanesine yatırılır. Böyle bir hayat içerisinde çocukluk çağını yaşar, birçok psikolojik travma altında gençliğe doğru ilerler. Bu da yetmez evlâtlık olarak verilir. Massachusetts’in siyahî mahallesinde ilkokula ve liseye gider, fakat üniversiteye gidemez. Bir zaman sonra kendini ABD’nin en ünlü siyahî mahallesi olan Harlem’de bulur. “Detroit Red” olarak tanınan yasa dışı bir suç zincirini koordine eder ve su testisi suyolunda kırılır. Malcolm yirmi yaşında iken hapishaneye düşer.

Bir gazeteciye ‘’Üniversiteyi Harlem sokaklarında, tezini de hapishanede hazırladığını’’ söyler. Hapishane kitap okuma açlığını yatıştırdığı ve bir insanın düşünmeye ihtiyacı varsa, gidebileceği en iyi yer, üniversiteden sonra hapishanedir” diyecek kadar da buraları benimsemiştir. 1952 senesinde Hapishane hayatından sonra İslâm dininin etkili ve ateşli bir temsilcisi olur ve Muhammed (Elijah Poole) tarafından yönetilen siyahî ırkçı Müslüman grup olan Nation of İslâm’ın (NOI) öğretilerine girer. Malcolm, soyadı değişikliği yaparak, ülkesinden koparılıp ABD’ye getirilmesi ve satılması ile gelişen atalarına ithafen, kayıp kabile adının altını çizmek için “X” soyadını alır. Afrika’daki atalarının soyadını bilmediğini dünyaya haykırmak ister.

Karizması, enerjisi ve adanmışlığı birçok üyeyi etkiler, zamanla NOI’in kurucusu ve hocası Elijah Muhammed’in de önüne geçer. NOI üyelerinin sayısı 350’den Malcolm X’in katılımı ile 40.000’e yükselir. Tutkulu, tabiî olarak üstün yetenekli ve ilham veren bir sözcü ve müthiş bir hatiptir. Adeta gündemi siyahîler adına meşgul etmeye başlar. 

Tam bir siyah ırk sevdalısı olur. “Bizi yüzyıllar önce buraya getiren, tarihimizden, kültürümüzden, dilimizden ayıran, hayvan gibi alıp satan beyaz adamlardan nefret ettiğini her platformda dile getirir, beyaz ırka karşı nefret söylemleri ile bir müddet daha devam eder. 

1964’de bu hareketten ayrılarak, İslâmî bir hareket olan “Muslim Mosque”u kurar. 1964 yılında hacca gitmesi ile düşünceleri çok değişir. ABD’ye dönünce İslâm’ı benimser. İslâm adına ırkçılığı ve şiddeti de ihtiva eden hiçbir olayı benimsemez. Bundan sonra ise ırkçı siyahlar tarafından ölümle tehdit edilir, adeta ateş hattında yürür. 1965’te Manhattan’daki Audubon Balo Salonu’nda gerçekleşen bir toplantıda, beyazların artık şeytan olmadığını ilân ederek “Gerçek İslâm Kardeşliğini” bulduğunu duyurur, beyazlara yönelik ırkçı eğilimler taşımaz. 1965’te altı silâhlı kişi Malcolm X’in konuşma yaptığı kürsüye yaklaşarak yakın mesafeden 15 el ateş ederler. Ateş edenler ne hazindir ki NOI üyesidirler. Malcolm X vefat etmiştir. 

O günlerde tek başına bile kalsa, ‘’İslâm kardeşliğini’’ keşfetmiş ve bunu ifade etmeye başlamıştır. O günün şartlarında tek başına başlattığı bu akım bu günlerde ABD’de siyahî ırkçılığın büyük ölçüde azalmasına ve İslâm Kardeşliğinin tohumlarının yeşermesine sağlamıştır. Tek başına ‘’Kelebek etkisi ‘’ile zamanın ötesine İslâm Kardeşliğini taşımıştır. Bu düşünceye geldiğinde yalnız kalmaktan ve gerektiğinde hayatına mal olacağına bilmekten asla ödün vermez. Onu bu yoldan hiç kimse döndürememiştir. Bugün Malcom X i konuşulması ve tarih önünde bir yer edinmesi inandığı dâvâ da tek başına bile kalsa başlattığı kelebek etkisinden olduğu aşikârdır. 

Bütün himmetini milleti ve İslâm Kardeşliğine adamış, bu ise hayatına mal olmuştur. Ama hâlâ kalplerde ve nesilden nesile aktarılan bir şahsiyet olmuştur.

***

Himmetini milletine adadı

Mandela: Irkçılığa karşı tek başına yaktığı meşale ile o günün şartlarında kelebek etkisi ya da ‘kimin himmeti milleti ise o tek başına bir millettir’ sözünü haklı çıkarır. 

Kelebek Etkisi 
Ve Himmetini Millete Adamak,
Nelson Mandela,

Nelson MANDELA; hürriyetperverliğini geleceğe taşıması,

Dünyada kalıcı bir Kelebek Etkisi meydana getirenlerden biri de Nelson Mandela’dır. G. Afrika’da Tembu kabilesinde 1918’de dünyaya gelir. Burada ilk tahsilini yaptıktan sonra Fort Hare University College’daki hukuk eğitimine başlar. Tek başına, o günün çok sıkı bir ırkçı politikalar geliştiren Güney Afrika Cumhuriyeti’nde ırkçı yönetime karşı organize ettiği öğrenci eylemleri dolayısıyla sıkıntılı günler yaşar. İnandığı bir dâvâ vardır, bu dâvâ siyah ve beyazın eşitliği, hürriyet, demokrasi ve adalettir. 1942’de Hukuk Fakültesi’nden mezun olmasının ardından Güney Afrika Cumhuriyeti’nin ilk siyah avukatı olur. ’’Siyahların ırk ayrımcılığı ile mücadele’’ etmek için kurdukları Afrika Ulusal Kongresi’ne (ANC) 1948’de katılır ve 1950’de  başkan seçilir.

G. Afrika’da beyazların ırkçılığa dayalı rejimine tek başına verdiği mücadele dolayısıyla 1962’de tutuklanır, yirmi yedi yıl cezaevinde kalır. 44 yaşında girdiği hapishanede nerdeyse bütün hayatı geçer. Irkçılığa karşı tek başına yaktığı meşale ile o günün şartlarında kelebek etkisi ya da kimin himmeti milleti ise o tek başına bir millettir sözünü haklı çıkarır. Irkçılıkla mücadelenin bütün dünyada sembolü haline gelir. Mandela, 1990’da 71 yaşındayken Devlet Başkanı Klerk’in çıkardığı af kanunu ile serbest bırakılır. Yaktığı meşale ve yattığı hapis yılları onu terk etmez, tam tersine adeta onun boynundaki madalyaları olur. Ve dünya karşısında bu kelebek etkisi her kesime mal olur. Güney Afrika Cumhuriyeti yönetimi uluslar arası baskı ve negatif algıdan dolayı geri adım atmak zorunda kalır. 1992’de siyahlara eşit vatandaşlık hakkı verilmesi Mandela’nın büyük başarısıdır. 

Yakılan bu küçük kıvılcım 28 yılına mal olmuştur, ama başarmıştır. Devlet başkanlığı seçimlerine girerek Güney Afrika Cumhurbaşkanlığı seçimlerini kazanır, 1994’te ülkenin ilk siyahî cumhurbaşkanı olur.

İlk işi yeni anayasa yapmak olur; ırkçılıktan, ayrımcılıktan, eşitsizlikten uzak bir anayasa yapar. İnsan hakları ihlâllerini araştırmak amacıyla Hakikat ve Uzlaşma Komisyonu girişimini başlatır. Artık huzur-u kalbe ulaşmıştır. Gençlik ve en verimli yıllarını sahip olduğu fikirleri yüzünden yaşayamamış, ama himmetini ülkesine ve geleceğe taşımıştır. Bütün ısrarlara rağmen görevini yardımcısı Thabo Mbeki’ye bırakarak suhulete çekilir.

Kurmuş olduğu Nelson Mandela Vakfı aracılığıyla yoksul ve HIV/AIDS hastalığıyla mücadele etmeye yönelik hayır amaçlı faaliyetlerde bulunur. İnzivaya çekilir, artık yorgun düşmüştür, hayatının kalan kısmını doğduğu köy Qunu’da geçirir. Dünya barışına katkısı dolayısıyla Nobel barış ödülüne de lâyık görülür. Güney Afrika C. Başkanı Zuma, Mandela’nın vefatı sonrası ‘Ulusumuz en büyük evlâdını yitirdi, Nelson Mandela’yı büyük yapan şey, onu insan yapan şeydi.  Onda gördüğümüz şey, kendimizde aradığımızdır” diyerek onu anlatmış ve tarihi bir konuşma yapmıştır. 

ABD eski başkanı Barack Obama ise; Mandela’nın “Beyazların tahakkümüne karşı savaştım, siyahların tahakkümüne karşı savaştım. 

Bütün insanların uyum içinde ve eşit fırsatlarla demokratik ve hür toplum içinde yaşaması idealini güttüm’’. derken bunun için yaşamayı ve başarmayı umut ettiğini ifade etmiştir. Bir ideal için eğer gerekirse ölmeye hazırım diyecek kadar mert olarak yaşamak, Nelson Mandela bu ideal için yaşadı ve bunu gerçeğe dönüştürdü. Herhangi bir adamdan bekleneceğinden çok daha fazla başarılara ulaştı.

Evet, aslında bütün insanlığın aradığı şey olan hakikat, hürriyet, adalet ve eşitliği Mandela bulmuş ve tek başına dünyaya haykırmıştır. Aslında Zuma’nın dikkat çektiği şey ise bugün ve her daim hepimizin aradığı insaniyet-i kübra idi. Rabbim bizi bu manada yarattı, ömrümüz boyunca bunu aramayı, iman-ı billahı keşfetmeyi, marifetullahı, muhabbetullahı ve lezzet-i ruhaniyeye ulaşmayı bizim fıtratımıza derc etti. Bize düşen ise nerede olursak olalım, rengimiz ne olursa olsun biz Allah’ın (cc) kullarıyız ve bunu aramak ve bulmak için yaratılmışız. 

-DEVAM EDECEK-

Okunma Sayısı: 1481
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
  • Ali R. Yardimoglu

    27.5.2019 05:42:15

    ..1gun gelecek, Ustad Bz. ile ayni zaman diliminde yasamis Malcolm X' in fikir ve ruhi rabitasi, ortaya cikip, isbat olacak, inshaAllah.....

(*)

Namaz Vakitleri

  • İmsak

  • Güneş

  • Öğle

  • İkindi

  • Akşam

  • Yatsı