"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

Hakkın hatırını hiçbir hatıra feda etmediler

15 Nisan 2024, Pazartesi 12:08
İstanbul’da online olarak düzenlenen “Dava Adamları” konulu bir programda Risale-i Nur hizmetine hayatını vakfeden “Nurun kahramanları” yad edildi.

İstanbul Yeni Asya Zoom üzerinden online “Dava Adamları” konulu panel düzenledi. Seminer Mustafa Başkarcı’nın Kur’an tilaveti ile başladı.

Açılış konuşmasını Yeni Asya Yönetim Kurulu Üyesi Hasan Güneş yaptı.

Hasan Güneş şunları söyledi:

“Her türlü zorluğa göğüs gererek, bu iman ve Kur’an davasında Bediüzzaman’a yardım eden, Allah ve Resulünün yolunda fedakârca giden bu değerli zatları, bu ayda tekrar hatırlıyoruz. Âlemlerin Rabbi olan Allah bu muazzam kâinatı, zerrelerden yıldızlara kadar insanoğlu için sergilemiş. Şu âlemin en yüksek neticesi olan insanı kendisine şuurlu muhatap seçmiş. İnsanoğlu Cenab-ı Hakk’ın kendisine verdiği kabiliyetler sayesinde büyük ilmi çalışmalar yaptığı gibi bir anda yüzbinlerce insanı yok edebilecek korkunç silahlar da üretmiştir. Habil ve kabil kıssasında olduğu gibi insanlık tarih hak hukuk ve adalet mücadelesi şeklinde geçmiştir. 

Kur’an’ın hakikatlerini anlatanlar

“İşte Cenab-ı Hak iyilere yardım etmiş, kötüleri ikaz edip engel olmuş. Zaman zaman musibetlerle bu dünyada dahi o fenaları cezalandırmıştır. Son Peygamber, Peygamberimiz Hz. Muhammed (asm) “Ben güzel ahlakı tamamlamak için geldim.” ferman etmiştir. Peygamberimiz “Hakiki alimler varislerimdir” buyurmuştur. Bediüzzaman Said Nursi Kur’an’ın hakikatlerini bu zamanın insanına anlatan, izah eden ve yaşayan âlimdir. Onun talebeleri Zübeyir, Sungur, Tahiri, Ceylan, Bayram ve Zübeyir’in rahle-i tedrisinde bulunan Mehmet Kutlular iman ve Kur’an davasına sahip çıkan şahsiyetlerdir. Zübeyir Gündüzalp 27 Mayıs ihtilalinden sonra hürriyet Kur’an ve iman davasını devam ettiren büyük bir kahramandır. Bediüzzaman Hazretlerinin vefatından sonra nur talebelerini toplamış ümitsizliğe kapılan siyasilere de moral vererek onları derleyip toparlayıp bu mücadeleyi devam ettirmiş büyük bir kahramandır. “Bediüzzaman Hazretleri ne derse onu yaparız“ diyen bir kahramandır. Mehmet Kutlular da Risale-i Nur çizgisini her türlü sıkıntılara rağmen devam ettirdi. 12 Mart’ın baskı dönemlerini yaşadı, taviz vermedi. Yine 12 Eylül ihtilalindeki baskılara göğüs gerdi.” Program Mehmet Kutlular sinevizyonuyla devam etti.

“Dava değil dava içinde bürhan”

Ardından Yeni Asya Genel Yayın yönetmeni Kazım Güleçyüz konuştu: “Bediüzzaman Hazretleri Van’da iken Van kalesi tepesinde sol ayağı kayıp 2-3 metre alttaki mağaraya düşüyor. Tam bir hıfz-ı İlahi. Ölüm tehlikesi yüzde yüz iken “davam” diyen bir dava şuurunun muhteşem bir örneği.  Risale-i Nur’da da şöyle bir ifade var, “Risale-i Nur dava değil dava içinde bürhandır.” Bürhan nedir? Bürhan hakikate götüren delildir. Hakikat nedir, imandır. Kainatta en yüksek hakikat imandır. Üstad bunu birçok yerde tekrar ifade ediyor. Bediüzzaman, hiçbir iman hakikatını hiçbir şeye feda etmeyeceğini ilan eden bir hakikat kahramanıdır. Hakkın hatırı alidir, hiçbir hatıra feda edilmez, diyor.

Bunu ömür boyu şiar edinmiş, en zor şartlarda bile bundan asla taviz vermemiş, hayatında yaşadığı örneklerle peygamber varisi olarak, son varis olarak, ahirzaman müceddidi olarak bize numune-i imtisal olarak koymuş. Risale-i Nur hizmeti, Bediüzzamanın öncülüğünde Zübeyir ağabey başta olmak üzere talebelerinin devam ettirdiği misyonla hakkın hatırını ali tutmuş, bu hususta her türlü bedeli ödemiş, ama asla taviz vermemiş. Zübeyir ağabey, “Nur talebeleri taaruza maruz kaldıkları vakit yılmazlar, yıldırırlar, çökmezler, çökertirler” diyor. Böylece nesiller boyu devam eden hizmet yarışı bayrak yarışı şeklinde bu hizmet Cenab-ı Hakk’ın istihdamıyla İnşallah kıyamete kadar da devam edecek.”

Dava adamı istenerek olunmaz

Seminer Atilla Yılmaz’ın okuduğu şiir ile devam etti.

Ardından İslam Yaşar, geçmişteki dava adamlığının günümüze yansımalarını anlattı. İslam Yaşar konuşmasında, “Dava ve adam kelimeleri yan yana geldiklerinde gerçekten bir bütünlüğü sağlamakta, birbirini mütemmimi, birbirini tamamlamakta. Dava mı adamı yaşatır yoksa adam mı davayı yaşatır? Dava mı adam haline getirir, adam mı bu davayı haline getirir gibi bir mukayese yaptığımızda iki kelimenin gerçekten birbirini tamamladığını görürüz. Bu noktada dava adamı olmak bir davaya mensup olmanın bütün mensuplarının kendilerine hedef olarak seçecekleri bir son nokta olması gerekir.

Dava adamı istenerek olunmaz, dava adamı hedef seçilerek dava adamı olmaya çalışılmaz. İnsanlar davalarını bilirler. Hizmet ederler, şevk ve gayretle hizmetlerini yürütürler. Hizmet onlara dava adamdı sıfatını kazandırır. Böylece dava adamı sıfatını kişinin kendisi kazanmaz, hizmetiyle, sadakatıyla, ihlasıyla hizmet ona bu sıfatı kazandırır. O zaman kişi önce davasını bilecektir, öğrenecektir. Bu da davayı hissetmekle, bilmekle, öğrenmekle ve davanın şümulünü ihata etmekle olur. Demek ki kişinin dava adamı olmasının yolu davayı tanımaktan, öğrenmekten, bilmekten geçiyor. Bu noktada Zübeyir Gündüzalp’i nazara aldığımızda Bediüzzaman Hazretlerini tanıdıktan sonra hayatında büyük bir inşirah meydana gelir. Davayı dem ve damarlarında hisseder. Bu teslimiyet, bu ihlas ve sadakat onu dava adamı yapmıştır. Bu çizgide Tahiri Mutlu, Ceylan Çalışkan, Mustafa Sungur, Mehmet Kutlular ve diğer ağabeyler gitmiştir” dedi.

İstanbul - Yakup Çetiner

Okunma Sayısı: 1639
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
    (*)

    Namaz Vakitleri

    • İmsak

    • Güneş

    • Öğle

    • İkindi

    • Akşam

    • Yatsı