"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

Mutlu insan, mutlu aile, mutlu toplum

04 Şubat 2020, Salı 00:10
Prof. Dr. Mustafa Avcı: Anayasanın “toplumun temeli” saydığı aileyi koruyalım, güçlendirelim.Aile sayısını çoğaltıp, kalitesini arttıralım. Ailede ürettiğimiz sevgi, saygı ve mutluluğu topluma yayalım. Mutlu şahıs, mutlu aile ve mutlu toplum hedefine ulaşalım.

Prof. Dr. Mustafa Avcı’nın Risale-i Nur Enstitüsü Ankara Şubesi’nde verdiği seminerden notlar (2)

Birinci Bölüm İçin Tıklayınız

***

Genç ve suç deyince 12-25 yaş aralıklarını ele alacağız. Ülkemizde suçların yaklaşık olarak yarısını, 25 yaşın altındaki yaş diliminde bulunan çocuklar ve gençler işlemektedir. Ayrıca ileri yaşlarda suç işleyenlerin yüzde doksanının çocukluk ve gençlik çağında da suç işledikleri belirlenmiştir.

- Çocuk ve genci suça yönelten ailelerin ortak özellikleri nelerdir?

1. Yerinde kullanılmayan anne baba disiplini,

2. Aşırı aile baskısı,

3. Anne babanın aşırı ilgisi ya da ilgisizliği;

4. Gayri meşrû yaşantı ve bunun sonucu meydana çıkan çocuk (baba ya da annenin olmaması);

5. Ayrılmış anne baba;

6. Babanın alkolik olması;

7. Çalışma zorunluluğu yüzünden babanın uzun süre evden uzak kalması;

8. İşsizlik ve ekonomik güçsüzlük;

9. Sık sık çevre değiştirme.

-Gençleri suça iten faktörler nelerdir?

Pek çok araştırma, çocuğu suça sürükleyen etkenlerin kalıtsal değil çevresel faktörler olduğunu ortaya koymuştur. Ekonomik şartların kötülüğü, baskıcı disiplin yöntemleri, parçalanmış aile yapısı, anne ve baba sevgisi yoksunluğu, bedenî cezalar, iç ve dış göçün yarattığı kültür çatışması, ailede ve sosyal çevrede görülen yaygın şiddet ve kitle iletişim araçlarında görülen yaygın erotizm gibi faktörlerin her biri çocuk/genç suçluluğunda önemli faktörlerdir.

Bu faktörlerin arka planını sayacak olursak:

1- Gençler tecrübesizdir. Tecrübeliler gençleri kullanarak onlara suç işletirler (kan dâvâları, töre cinayetleri hep gençler ve çocuklara işletilir). 

Hatta:

* Çocuğa küçük yaşta para kazanması için işkence yapanlar var (7 yaşındaki oğlunun sırtında sigara söndürerek 7 yazıp her gün belli bir miktar para getirmesini isteme örneği).

* Çocuğunu kapkaç çetelerine kiralayanlar var (büyük şehirlerdeki kapkaç çetelerinin genç üyeleri genellikle aileleri tarafından kiraya verilenlerden oluşmaktadır).

* Çocuğunu tanıyamayacak kadar ilgisizler var.

2- Gençlerin suça dirençleri daha zayıftır. Ceza korkusu, ayıp duygusu, günah ve belâya çatma gibi dürtüler gençlerde daha azdır. Hatalı ve eksik sosyalleşmenin sonuçlarından biri de suçtur. Genç yaşta hüküm giyme, ikinci kez hüküm giyme ihtimalini yükseltmektedir.

3- Gençler duygusaldır, iradelerine hâkim olamazlar, gençlerde duygular iradeden daha baskındır (hasbilik ön plandadır), yaş ilerledikçe irade egemen olmaya başlar.

4- Gençlerin enerjisi daha fazladır, enerjisini boşaltma ihtiyaçları faydalı işlere yönlendirilmezse zararlı şeylere (bu arada suçlara) yönelirler. Fizikî güç, çeviklik ve ataklık, bazı suçları hızlandırmaktadır.

Boş zamanlarını faydalı şeylerle değerlendirme alışkanlığı olmaması önemli bir etkendir. Bu konuda özellikle yerel yönetimlere önemli görevler düşmektedir: Meslek edindirme kursları vermeli, sportif faaliyetlerle gençlerin boş vakitlerini değerlendirmelerine yardımcı olmalıdır.

5- Toplumun refah düzeyi gençlerde fizikî olgunluğu hızlandırmakta; meselâ ergenlik 9 yaşına kadar inmektedir. Entelektüel ve psikolojik olgunluk ise aynı hızda olmamaktadır. Ceza ehliyeti yaşı dünyada 7 ila 18 arasında değişmektedir. Türkiye’de 12’dir.

6- Sorumluluk (çoluk-çocuk, geçim derdi vb.) duygusu eksikliği bir risktir. Gençlere iş vermek, sorumluluk yüklemek onların zararlı eğilimlerini de azaltır. Ailenin erkek çocuktan beklentisinin fazla olması, onun önüne bir hedef koyma anlamına geldiği için suçluluk riskini azaltmaktadır.

7- Hedef yokluğu (örnek alınacak kişiler yoksa genç motive edilememektedir).

8- Aile yapısı: İnsanlığın başlangıcından beri en önemli eğitim kurumu ailedir, bilhassa annedir. Dünyanın en iyi üniversitesinden mezun olsa bile eğitim çocuğun aile içinde yaşadığı kazanım boşluklarını dolduramaz. Çünkü bireyin bilinçaltı 0-6 yaş arasında şekillenir. Dolayısıyla bütün ruhî problemlerin ve kişilik bozukluklarının sebeplerini bu dönemde aramak gerekir.

Çocuk; ahlâka, değer yargılarına, yapması veya yapmaması gereken şeylere ilişkin ilk eğitimini ailesinden alır. Aile çocuğun istenilmek, ait olmak ve güvenmek gibi ihtiyaçlarının karşılandığı yerdir ve hareketleriyle ailesinden takdir gören çocuk ilk sosyal itibarını ailesinde kazanır.

-Ailenin genci suçtan korumasının sebebi nedir?

a) Çocukluk döneminde en çok anne-baba örnek alınır. Hatta bunlar suç işleseler bile çocuk için özenilecek bir davranış türü olarak algılanır.

b) Ailede otorite ve düzen bozukluğu (başıboşluk) gençlerin suçlu olma ihtimallerini arttırmaktadır. Araştırmalar çocukların % 17’sinin hiçbir disiplin ve ceza kontrolü altında olmadıklarını göstermiştir. Ailenin tek çocuğu olmak da şımartılma açısından suçluluk riskini arttırmaktadır.

Aşırı baskı da kişiliği öldürmekte ve suça itmektedir (baskı altındaki suçlu çocukların % 76’sını şiddet, % 24’ünü ise kişiliklerini rencide edecek biçimde cezalandırılanlar oluşturmaktadır). Fizikî ceza ebeveynle çocuk arasındaki bağı zayıflatır, çocuğun kendisine olan saygısını da azaltır, adalete olan inancını yitirmesine yol açar.

Çare dengeli otorite tesisidir. Aile ile kurulan arkadaşça ilişkiler çocuğu hem suç işlemekten alıkoymakta, hem de okul başarısını arttırmaktadır.

c) Sevgiden yoksun büyümek. Annenin ev dışında çalışması ve çocuk ile yeterince ilgilenememesi, çocuğu suç riskine karşı korumasız bırakmaktadır. Bilhassa alt gelir grubunda ve çalışan bir anne, ev kadınından daha az bilinçlidir.

d) Ailede her hareketin bağışlanması yeni suç işleme noktasında itici olur.

e) Fazla para vermek gençlerde suçluluk sebeplerindendir.

f) Ailede geçimsizlik önemli bir sebeptir.

Dağılmış aileler de genç suçluluğu için tehlikelidir. Ebeveyn yokluğu çocuğun psikolojisini bozduğu için potansiyel suçlular üretir. 1995 yılı Adalet İstatistiklerine göre parçalanmış ailelerden gelen çocuk suçluların oranı % 32’dir.

Parçalanmış aile yapısı çocuğun gelişimi için olumsuz bir faktördür ve diğer olumlu faktörlerle dengelenmemesi halinde çocuğun suça sürüklenmesine zemin hazırlar.

Aile dışı çevre de önemli bir suç kaynağıdır.

-Dış çevrenin suça etkisi nedir?

a) Okul: Kusurlu pedagojik usûller uygulandığında okul, çocuğun karakterinin oluşumunda kalıcı olumsuz izler bırakmaktadır. Okul başarısızlığı, çocuğun yetersiz toplumsallaşmasına ve dolayısıyla suçluluğa katkı sağlamaktadır. Bir cezaevindeki çocukların % 82’sinin okulda başarısız oldukları, % 68’inin de okuldan kaçtıkları belirlenmiştir.

b) Sefalet: Fakirlik suç sebebi olabilmektedir.

Ancak fakir ailede bile annenin güçlü ve iradeli olması çocuğu suçtan alıkoymada başarılı olmuştur.

Bazen işsiz kalanlar vakitlerinin çoğunu evde geçirmek ve çocuklarıyla daha fazla ilgilenmek imkânı bulduğundan bu durum hem boşanma oranlarını, hem de çocuk suçluluğunu azaltmaktadır.

Buna karşılık daha fazla gelir elde etmek için zamanının çoğunu işlerine ayıranların aile bağları zayıflamakta ve çocukları da olumsuz etkilenmektedir.

Sonuç olarak ekonomik şartlar çocuk suçluluğunu ikinci dereceden etkilemektedir. Alt ve üst gelir düzeyinde olanlar çocuklarına gerekli ilgiyi göstermede yetersiz kalmaktadır.

Gençlik döneminde ebeveyninden bağımsızlaşan gençler, geçimlerini sağlayamadıkları zaman hayal kırıklığına uğrar ve kendileri gibi olanlarla bir araya gelerek kanundışı yolları keşfederler.

c) Oturulan çevre, akran grubu: Çocuk büyüdükçe akranlarının onun üzerindeki etkisi de büyür, ergenlik döneminde doruğa ulaşır. Araştırmalarda, küçük akran grupları ile suç işleme eğilimi belirlenmiştir. Sigara, alkol, uyuşturucu gibi zararlı alışkanlıklar da genellikle akranlardan edinilir. Bu maddeleri kullananların % 67’sinin bu maddeleri her zaman bir grupla kullandığı belirlenmiştir.

d) Yer: Suç işleyen çocukların ve gençlerin yaklaşık % 90’ı, kentlerde, % 10’u kırsal bölgelerde oturmaktadır.

e) Toplumun izin verici tutumu: Suça kişisel mukavemeti az olan genç, toplumdan da tepki görmezse rahatlıkla suç işleyebilmektedir. Elbirliğiyle çocuğa suç ortamını hazırlayan toplum ve devlet suç işleyen çocuğu acımasızca damgalarsa içine sürüklediği bu ortamda çocuğun sonsuza dek kalmasına sebep olur.

f) Para ve iktidar hırsı: Her şeyin mubah sayılması, ahlâkî, dinî ve kültürel değerlerden uzaklaşma, suçluluğu arttırmaktadır.

-Suçun önlenmesi için neler yapılabilir?

Birincisi kul hakkı hassasiyeti/başkalarına saygıdır.

İslâm literatüründe mevcut yaygın kanaate göre, kul hakkını çiğnemek ve toplumun selâmetini ihlâl etmek suretiyle işlenen günahların vebali -küfür ve inkâr dışında- Allah’a karşı işlenen günahlardan daha ağırdır.

İkincisi kendimize saygıdır.

Kişinin nefsine karşı günah işlemesi selim fıtratını bozması demek olup Kur’ân-ı Kerîm’de “kendine zulmetme” tabiriyle ifade edilmiştir (meselâ bk. Bakara 2/57; Âl-i İmrân 3/117, 135; Tevbe 9/70; Ankebût 29/40).

Üçüncüsü herkes hakkında iyi düşünme kuralıdır.

Birçok âyet ve hadis, kişinin işlediği günahlardan korunmayı ve işlemişse pişmanlık duymasını, Allah’tan bağışlanma niyazında bulunmasını istemekte ve bunun için özendirici ifadelere yer vermektedir.

Aynı şekilde başkalarının affedilmesi için duâ ve istiğfarda bulunulması da emredilmektedir.

Kur’ân’da meleklerin mü’minler için af dilediği haber verildikten başka (Gāfir 40/7-9; Şûrâ 42/5) “Mü’minler için istiğfar etmek” Hz. Peygamber’in (asm) görevlerinden sayılmaktadır (meselâ bk. Âl-i İmrân 3/159; Nisâ 4/64; Muhammed 47/19; Münâfikūn 63/5).

Hz. Nuh kendisi, ebeveyni ve evine (dinine) giren her mü’min için mağfiret talebinde bulunduktan sonra aynı talebi kadın ve erkek bütün mü’minler için tekrar etmiş (Nûh 71/28), Hz. Ya‘kūb da oğulları için af dilemeyi vaad etmiştir (Yûsuf 12/98). Bakara Sûresi’nin son âyetinde (2/286) bütün Müslümanlara telkin edilen ortak duada yer alan, “Bizi affet, bizi bağışla, bize acı” mealindeki cümleler dikkat çekicidir.

Kur’ân’da, bütün Müslümanların birbirlerini kardeş bilecekleri ve daima sonra gelenlerin önceki kardeşleri için Allah’tan af dileyecekleri ifade edilir. (Haşr 59/8-10) İlâhî din mensuplarının hürmetle bağlılık gösterdiği Hz. İbrahim, Kâbe’yi inşa ettiği ve dolayısıyla Mekke şehrini kurduğu sırada Beytullah’ı mâbed edinenlere duâ etmiş, kendi zürriyetinden daima namaz kılacak nesiller yaratmasını Rabbinden dilemiş, kendisinin, ebeveyninin ve bütün mü’minlerin kıyamet gününde bağışlanmasını niyaz etmiştir (İbrahim 14/35-41).

Samimî dindarlık en önemli suçluluk engellerindendir. Çünkü din birçok suç tipini günah olarak nitelendirmektedir. Samimî dindarlar günah korkusuyla, kolluk kuvvetleri olmasa bile, suç işlemezler.

Aksine riyakar (gösterişçi) dindarlık ise suça itici faktördür.

Nitekim Mehmet Âkif de

“Ne irfandır veren ahlâka yükseklik ne vicdandır;

Fazilet hissi insanlarda Allah korkusundandır.” der.

Diğergamlık duygularının geliştirilmesi hukuk dışındaki davranış kurallarının yardımıyla sağlanabilir.

Bu yüzden “faydalı olamıyorsan bari zararlı olma: bâr olma; yâr ol!” denmiştir.

İnsanların en hayırlısı kendisinden hayır umulan ve şerrinden emin olunan, (Tirmizî, Fiten, 76) en kötüsü de kötülük etmesinden korkulan kişidir. (Buhârî, Edeb, 38, 48; Müslim, Birr, 73) Bu sebeple hayır yapmaya gücü yetmeyen kimsenin kötülük işlemekten kaçınması durumunda kendisi için bunun da sadâka sayılacağı haber verilmiştir. (Müsned, V/171; Buhârî, Edeb, 33)

Hülâsa-i kelâm;

Anayasamızın “Türk toplumunun temeli” saydığı aileyi koruyalım, güçlendirelim!

Aile sayısını çoğaltıp, kalitesini arttıralım!

Ailede rollerimizi geleneksel, öz değerlerimizden alalım!

Ailede ürettiğimiz sevgi, saygı ve mutluluğu topluma yayalım!

Mutlu şahıs, mutlu aile ve mutlu toplum hedefine ulaşalım!

Bu şekilde gençlerimizi/çocuklarımızı suç ile anılmaktan uzak tutalım!

-SON-

Haber Merkezi

Okunma Sayısı: 2004
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
    (*)

    Namaz Vakitleri

    • İmsak

    • Güneş

    • Öğle

    • İkindi

    • Akşam

    • Yatsı