DESAM Başkanı Gürkan Avcı, eğitim sisteminin aileyi merkeze almak yerine gençleri BORÇ, ezber ve dijital bağımlılık sarmalına sürüklediğini ifade etti.
ANKARA - MEHMET KARA
Demokrasi ve Eğitim Etütleri Stratejik Araştırma Merkezi (DESAM) Yönetim Kurulu Başkanı Gürkan Avcı, Türkiye’nin eğitim politikalarının “Aileyi Parçalama ve Küresel Sisteme ‘Ucuz İşgücü’ Yetiştirme” amacına asimetrik olarak hizmet ettiğini belirterek, “Eğitim sistemimiz aileyi korumuyor” dedi.
Değerlerin yerini ekranlar aldı
Yaptığı açıklamada, eğitim sisteminin, gençlik ve kültür politikaları aileyi korumak yerine, çocukları aileden koparıp “ekran bağımlısı” ve “değer yoksunu” bireyler haline getirdiğini söyleyen Avcı, “Sayın Bakanlar “Siz meydanlarda ‘aile’ diyorsunuz, ama okullarda çocuklarla ebeveynler arasındaki gönül bağını koparan bir ruhsuzluğu teşvik ediyor ve yol veriyorsunuz. Övündüğünüz eğitim sisteminiz, anne-babanın sesini dijital gürültüyle bastırıyor. Çocuklarımızı ekranlara teslim eden, onları ‘hız ve haz’ tutsağı yapan bu sistemin faili bizzat sizin politikalarınızdır. Aileyi korumak yüksek ve pahalı binalar, yollar inşa ederek değil, çocukların zihnini bu ‘yok oluş planından’ kurtarmakla olur!” diye konuştu.

Dindar nesil böyle yetişmez
Dinî ve ahlakî değerleri eğitimde sadece bir “maske” olarak kullanıldığını, gerçekte ise ahlâkın yaşanmadığını, sadece “satılan bir konsept” haline geldiğini dile getiren Avcı, “İnancı bir kontrol aracı, ahlâkı ise seçim beyannamesinde bir slogan yaptınız. Okullarda din dersi saatlerini artırmakla, İmam Hatip ve Kur’ân kursu açmakla dindar nesil yetişmez. İçinde adaletin, liyakatin ve merhametin, sevginin olmadığı bir eğitim ne dindardır ne de millî.” dedi.
Türkiye yüzyılı değil, cehalet yüzyılı
Açıklamasına “Liyakatsizliği ve niteliksizliği “başarı” gibi sunan reformist zihniyetinizi kınıyorum. Kurduğunuz eğitim sistemi zeki ve sorgulayan çocukları sevmiyor; onları ‘sorunlu’ ilan edip tasfiye ediyor” diye devam eden Avcı, “Siz bir ‘zekâ kıyımı’ yapıyorsunuz. Vasatlığı kutsayan, liyakati çiğneyen, siyasî sadakati liyakatin önüne koyan bu anlayışla ‘Türkiye Yüzyılı’ değil, ancak ‘Cehalet Yüzyılı’ kurulur.” değerlendirmesinde bulundu.