"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

“Devleti koruma” heyulası

27 Haziran 2019, Perşembe
Son üç dört yıllık uygulamalara bakarsanız şeklen halkın desteği var. Sırf devlet ayakta kalsın diye haklar hukuklar çiğneniyor, sürekli hukuka aykırı işler yapılıyor, üstelik bu işlemleri yapanlar, yanlış işler yaptıklarını da biliyorlar. Ama bir “devleti koruma” heyulası etrafında kendi hukukundan da vazgeçen bir millet var.

Dr. Ömer Ergün “ADALET ve LİYAKAT” Semineri - 7

***

Moderatör: Bu meselenin İslâmın cihad kavramına yüklediği mana ile de bir ilgisi var mıdır?

Ömer Ergün: Üstad Hazretleri’nin çağı okuması ve ileriye yönelik okumaları eskilerden ve hatta çağdaşı diğer âlimlerin çoğundan çok farklı.

Öncelikle cihad kavramına ilişkin olarak “aslolan manevî cihad” diyor yani artık savunma amacıyla yapılacak savaş hariç olmak üzere dini yaymak için silâhla cihad şeklinin zamanı geçmiştir diyor. Çünkü vicdan hürriyeti çağındayız ve bireyselleşme çağındayız. Bu çok önemli bir unsur. Meşrûtiyet-i meşrûanın yani demokrasinin anlaşılması için çok önemli bir kavram.

Cihad kavramı hâlâ İslâm toplumlarında ve hatta Türkiye’de Üstad Hazretleri’nin anlattığı şekilde anlaşılıyor değil. Bir kere manevî cihad kavramını Üstad Hazretleri’nin kabul etmesi ve buna vurgu yapması çok önemli, üstelik laiklik ile beraber yorumlayarak…

İkincisi Üstad Hazretleri diyor ki: “Bir millet cehaletle hukukunu bilmezse, ehl-i hamiyeti dahi müstebit eder.” Bakın hukukunu bilmek çok önemli. Bunun önündeki en önemli unsur da cehalet. Bizim üç düşmanımız var. Bunlardan birisi de cehalet. Demek ki Müslüman toplumun fertleri hakkını hukukunu bilmezse istibdada mahkûm olur. Yani meşrûtiyet-i meşrûa, demokrasi ve saire gelmez.

İMAN-HAYAT-ŞERİAT

Zaten Avrupa’da da çağdaş demokrasinin gelişimine baktığımızda bir yönüyle kişilerin saltanatçı yapıya karşı kendi hakkını arayışının tarihçesidir. Bunlar önce kitaplarla başlamış. Entelektüel şahsiyetler çıkmış 1600’lü yıllarda. 400-500 senelik bir hukuk üretimiyle, bu hukuk üretiminin de halka yayılmasıyla, halka anlatılmasıyla ve bilhassa iki dünya savaşının acı tecrübeleriyle şimdiki modern toplum ve modern hukuk devleti ortaya çıkmış. Bizde böyle bir geçmiş var mı? Yok. Dolayısıyla bizde başka türlü bir sürecin gerçekleşmesi lâzım.

Üstad Hazretleri’nin başka bir yaklaşımı; iman, hayat, şeriat yaklaşımı. Allah’a ve bilhassa ahirete yani hakkın hukukun ince hesabının görüleceğine görür gibi inanan kuvvetli imana sahip fertleri yetiştireceğiz, onların imanı hayata ahlâk olarak aksedecek. Ahlâklı bir toplumun devleti zaten neredeyse kendiliğinden adil bir devlet olur. Demek şeriat konusu üçüncü aşama.

Üstadın, Peygamberimizin (asm) metodundan iktibas ettiği bu sürece ve metoda göre hukuk devleti, ahlâk toplumu aşamasından sonra gelen son aşama.

SİYASAL İSLÂMCILAR NE DÜŞÜNÜYOR?

Fakat siyasal İslâmcı yaklaşım tersini düşünüyor; ilk önce isteği bu. “Yukarı çıkacağız devleti ele geçireceğiz bu yolla halkı adam edeceğiz” anlayışı.

Üstad Hazretleri’nin bu yaklaşımı İslâm dünyasında dine hizmet etmek isteyenlerin zihninde tam oturmadıkça anlaşılmadıkça ve dolayısıyla kişiler devlet karşısındaki haklarını hukuklarını bilmedikçe zulüm daha artıyor.

Meselâ son üç dört yıllık uygulamalara bakarsanız şeklen halkın desteği var. Sırf devlet ayakta kalsın diye haklar hukuklar çiğneniyor, sürekli hukuka aykırı işler yapılıyor, üstelik bu işlemleri yapanlar, yanlış işler yaptıklarını da biliyorlar. Yargıçlar aslında yanlış karar verdiklerini biliyorlar, savcılar aslında yanlış iddialar ortaya koyduklarını biliyorlar. Ama bir “devleti koruma” heyulası etrafında kendi hukukundan da vazgeçen bir millet var.

Demek ki hukuk devleti mantığı da bir yere kadar işliyor. Hukuk toplumu, yani hakkını hukukunu gerçekten bilen, başkalarının hakkını hukukunu da bilen ve saygı duyan bir toplum inşası gerekiyor. Hukuk devleti, ancak hukuk toplumuyla yani hakkını bilen bir toplumla mümkün. Yine meşrûtiyet-i meşrûa da bununla mümkün. Demokrasi dediğimiz rejim de yine kişilerin haklarını bilmesi ve savunmasıyla mümkün.

KANUNUN KAYNAĞINI BİLMEK

Moderatör: İslâm toplumlarıyla Batı toplumlarında kanunlara uyma oranındaki farkın bir de bu yönü var galiba. Yani kanunun kaynağını bilen kanunu daha iyi biliyor ve kanuna uymaya da kanunu ve düzeni korumaya da daha istekli oluyor galiba. Ne dersiniz?

Ömer Ergün: Türkiye, Batı’dan kendi değerleriyle örtüşüp örtüşmediğine bakmadan hukuk aldı ve aldıklarının da İslâm ile ne ölçüde uyum içinde olduğunu anlatma çabasına da girmedi. Dindar bir millet, dinini öğrenmekle hakkını hukukunu bilmenin ayrı şeyler olduğunu düşündüğü için hukukunu bilmiyor.

Hâlbuki Meclis kanunlarını yaparken asıl kaynağını milletin inançlarından, ahlâkından örf ve değerlerinden alsa ve bunu bildirse millet hem hukukunu öğrenecek hem de bu arada dinini öğrenmiş olacak. Yani ikisi birbiriyle uyuştuğu oranda milletin müteyakkız olması hamiyet sahibi olması, cehaletten kurtulması mümkün ve sanki kanunlara uyma oranının da artması mümkün. Milletin devletten ve yöneticiden hesap sorması da bu kapsamda. Çünkü devlet de bunu ihmal ettiği zaman vatandaş diyecek ki “ey devlet bu yanlışınla sadece hukuku değil aynı zamanda inançlarımızı da ihlâl ediyorsun, dur, yapma”.

Eğitim bu işlerin başı. Ve eğitim durumumuz çok kötü. Allah u Teâlâ “Bir topluluk kendisini değiştirmezse ben o toplumu değiştirmem” diyor. Yani Allah da bizden bir irade bekliyor.

Hadiste de “Nasılsanız o şekilde idare edileceksiniz.” deniliyor… Demokrasinin, hukuk devletinin, demokratik toplum yapısının yolunu açmamız lâzım, Bediüzzaman Hazretleri 100 yıl öncesinden Münâzarât’ta “meşrûtiyet-i meşrûanın yolunu açın” diyor. Bu yolun açılması eğitimle olur.

Eğitim olacak. Eğitim olduktan sonra, yani Batı toplumundaki gibi insanların yüzde altmış yetmişi üniversite mezunu olduğu zaman millet hakkını hukukunu bilir hale gelecek.

EĞİTİM SİSTEMİMİZ HUKUKU ÖĞRETMİYOR

Moderatör: Yakın zaman önce müfredata seçmeli ders olarak insan hakları girdi. Yani, şimdiye kadar bizim eğitim sistemimiz insanlara “haklarınız şudur, hukukunuz şudur, hürriyetiniz şudur” diye hakkıyla öğretmemiş. Ortada bir devlet, bir yönetim var halk da onun kulları köleleri imiş gibi yaygın ve yanlış bir anlayış var. Nasıl çıkabiliriz?

Ömer Ergün: Türkiye’de demokrasinin gelişememesinin benim gördüğüm üç temel sebebi var. Bir tanesi özellikle resmî ideoloji. Türkiye’de henüz aşamadığımız, hatta hukukçuların bile zihnen aşamadığı bir resmî ideoloji var.

Bu öyle bir ideolojidir ki ta hücrelerimize kadar işlemiş, yani bizim devletimizin hücrelerine kadar işlemiş. Dolayısıyla bundan dolayıdır ki ülkemizin demokrasisi gelişmiyor. Bu bir deliktir ve dolayısıyla her zaman için gemi su alıyor.

Belli bazı adımları atsak bile, gemi su aldığından dolayı gelişemiyoruz. Yol alamıyoruz. Adeta bir kara delik gibi bizi içine çekiyor.

İkincisi, ulus devlet anlayışıdır. Yani bizdeki “Türk ulusu uludur, en büyük ulustur onun dışındakiler ancak ona hizmet etmek amacıyla vardır” anlamındaki ulus devlet anlayışı, dominant ulus anlayışı da demokrasimizin gelişmesine özellikle engel oluyor.

Üçüncü husus da azınlıklara karşı takınmış olduğumuz tavırlar. Yani, bu Alevi’si de olabilir Kürdü de olabilir Hıristiyan’ı da olabilir, Yahudi’si de olabilir. Bunlara karşı hakikî anlamda insanî muamele yapmıyoruz. Demokrasimizde bu da bir deliktir. Demokrasi gemisi buradan da su alıyor ve dolayısıyla yol alamıyoruz…Şimdilik dibe vurmuş durumdayız. Dibe vurduk bu konularda, bundan sonra bizim işimiz çıkıştır.

-DEVAM EDECEK-

Okunma Sayısı: 893
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
    (*)

    Namaz Vakitleri

    • İmsak

    • Güneş

    • Öğle

    • İkindi

    • Akşam

    • Yatsı