"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

Beslenmede farkındalık (5)

Feyzullah ERGÜN
04 Kasım 2021, Perşembe
İnsan organizması anatomik ve fizyolojik yönleriyle kusursuz ve mükemmel dizayn ile yaratılmış, hayattar bir makina olup, işleyişi ile de mu’cizeli, hassas bir rafineridir.

Çeşitli fonksiyonları hassas programlarla kodlandığından, hücrelerin hafızalarında karşılığı bulunmayan işlemler, çözümlenmeden bekletileceği için, yığılmalara ve fonksiyon bozukluklarına yol açacaktır. Ahsen-i takvim (en mükemmel bir halde) derecesinde yaratılıp, programlanarak insana emanet edilen bu hassas mekanizmayı, kendisinin yanlış kullanması ve değerini bilemeyişi sonucu, bitmeyen sıkıntılar yaşamaktadır. İnsan organizması olarak “Bu özel varlığın yaradılış amacının gerektirdiği fonksiyonlara tekabül eden bütün olumlu maddî ve zihnî (dış ve iç) vasıflar ile donatılmış olarak “En güzel şekil” kavramı, Allah’ın yarattığı her şeyin, insanoğlu ve insan kişiliği (NEFS) de dahil olmak üzere “yaratılış amacına uygun şekilde” var edildiği ve doğuştan getirdiği vasıfları ve içine doğduğu çevreyi, mümkün olan en iyi şekilde kullanabilme yeteneği ile donatıldığı, Kur’ân hükmü ile bağlantılıdır.” 1

Sağlıklı beslenme problemine çözümler ararken, insan organizmasının mu’cizevî fonksiyonlarına mana-i harfî penceresinden bakılarak İlâhî sanatın hayretle tefekkürü, organizmadaki sistemlerin işleyişini detaylarıyla anlamaya yardımcı olacaktır. Genetik yapılanmadan, hücre fizyolojisine ve sistemlerin organize faaliyetlerine kadar insanın yaradılışının sıradan bir hadise olmadığını, dikkatle araştıran nazarlara gösterilmektedir. “İnsan, üstünde nakışları görünen ESMÂ-İ İLÂHİYE’YE âyinedarlık eder. İnsanın mahiyet-i camiasında (çok mana ve özellikleri içinde toplayan, yapı) nakışları zahir olan yetmişten ziyade ESMA vardır. Bütün aza ve alâtı ile, cihazat ve cevarihi (maddî-manevî organlar, kabiliyetler) ile, letaif ve maneviyatı ile, havas (duygular) ve hissiyatı ile ayrı ayrı esmâ’nın ayrı ayrı nakışlarını gösteriyor. Demek, nasıl Esma’da bir İsm-i Âzam var; öyle de, o Esmâ’nın nukuşunda dahi bir nakş-ı azam var ki, o da insandır. Ey kendini insan bilen insan! KENDİNİ OKU.” (30. Söz, 31. Pencere) Maddî sırları tamamen çözülemeyen insan organizması, akıl sahiplerine hakikatı müşahede etme imkânı sağladığından “Demek cazibe-i umumîyi (genel çekim gücü ve kanunları) hangi kalem yazmıştır; cevahir-i ferde (maddenin en küçük yapı taşı, atom) de, küçücük cazibeler, o kalemden damladı, zerrelere serpildi.” (Lemaat)

İnsan organizmasının nizâm, intizâm ve hassas ölçülerle gerçekleştirilen faaliyetlerinden birisi olan sindirim sistemindeki, ahsen-i takvim ile yaradılışın ince sembolüne dikkat edildiğinde, “Gıdayı, genellikle bir enerji kaynağı, vücudumuzun yaşamak ve çalışmak için ihtiyaç duyduğu yakıt olarak görürüz. Ancak yeni bilimsel gelişmeler gösterdi ki, yiyecekler kelimenin tam anlamıyla genlerimizle konuşuyorlar. Vücudunuzun yediğiniz gıdalardan aldığı bilgiler, genlerinizi açmakta ve kapatmaktadır. Bu, vücudunuza her lokmada, metabolizmanızı anbean, günbegün nasıl kontrol edeceğine dair talimatlar verir. Dr. Dean ORNİSH’e göre, sağlıklı ve otçul beslenme tarzının da dahil olduğu topu topu üç aylık köklü bir hayat tarzı değişimiyle, KANSERİ KONTROL eden 500’den fazla genin etkilendiğini gösterdi. HİÇBİR İLÂÇ BUNU YAPAMAZ. Yakın zaman önce, bilim insanları insan kanında bitkilerin genetik materyalini buldu. Düşünün, bitki genleri genlerimize ne yapacaklarını söylüyorlar. Bu devrim niteliğinde bir buluştur. Çavdardaki bilgi sayesinde, diyabeziteyi İYİLEŞTİREN GENLER UYANMIŞLARDI.” 2

Beslenme ihtiyacının karşılanmasında, tüketilen besin maddeleri yalnız kalori ve enerji kaynağı değildir. Besin maddelerinin sağlıklı ve kaliteli olmaları durumunda, hastalıklardan korunma ve tedavilerin desteklenmesinde, önemli rol almaktadır. Yiyeceklerin ilâç olarak sağladıkları faydalar, en eski tıp kaynaklarında kayıtlı olup, şifa kaynağı olduklarına işaret edilmiştir. Sağlıklı beslenme, sadece midenin açlık duygusunu gideren, sıradan bir faaliyet değildir. Günümüzün en büyük sağlık problemi, sağlıklı besin kaynaklarının giderek azaldığı ve yerlerini hızla endüstriyel gıdaların doldurduğudur. 

Besin değeri olmayan bu endüstriyel ürünlerden başka, organizmanın iltihaplanma ortamını etkileyen ve şeker metabolizmasını çökerten sun’î tatlandırıcılar, diyet içecekler, lifsiz besinler ve rafine unlar da, sindirim sistemi fonksiyonlarını bozguna uğrattığından, daha karmaşık hastalıkların başlamasına sebep olurlar. Bütün bu toksin dolu maddeler yerine, sindirim sisteminin sağlıklı gıdalarla dengeli fonksiyonları, birçok sıkıntının tedbiri olacaktır.

İnsan organizmasında karşılaşılan birçok hastalığın temelinde, tetikleyici rol oynayan tahıllardaki GLÜTEN maddesidir. “Maalesef, başlıca gıdamız ekmek, çorba gibi tahıl ürünlerini yiyerek, kronik hastalıklara yakalanıyoruz. Maalesef glüten, yani tahıla alerjisi olan insanlara teşhis konulmuş değil. Buğday, çavdar, arpa ve yulafta bulunan bir protein çeşidi olan glüten, bütün vücudu saran enflamasyonu (iltihaplanma) tetikleyen bir OTOİMMÜN (bağışıklık sistemi) rahatsızlık olan ve çölyak hastalığına kadar varmış glüten hassasiyeti olan hastalarda OBEZİTE ve DİYABETİ tetikler. 

Ülkemizdeki (yani ABD) buğdayın hibritleştirilmesi (melezleştirme) sonucu, buğdaydaki protein ve nişastaların nitelik ve türlerinin değiştirilerek, glüten muhtevasının arttırılmasıyla, hastalarda büyük bir artış meydana gelmiştir. EKMEĞİMİZ ESKİSİ GİBİ DEĞİLDİR. (Onlarda böyle ise, bizde durum nedir, belli değil! F. E.) Ekmek diye yediğimiz şeyler daha ziyade bir FRANKEN GIDA (genetiği ile oynanmış), endüstriyel tarımın bir yan ürünü veyahut “Süper nişasta ve süper glüten”dir. Buna bir de bağırsaklarımızın beslenme şekli, çevremiz, hayat tarzımız, aşırı antibiyotik, bloker ve antienflamatuar kullanımımız yüzünden uğradığı hasarı ekleyin, buyurun size glüten duyarlılığı için mükemmel bir ortam. 

Journal of American Medical Association’da yayınlanan büyük bir araştırmada, gizli glüten hassasiyetinin ölüm riskini, genellikle kalp krizi ve kansere yol açarak, % 35-75 arttırdığı gösterilmiştir.” 3

SAĞLICAKLA KALIN.

Dipnotlar:

1) Muhammed ESED, Kur’ân Mesajı, s. 1456, İşaret Yayınları 2021.

2) Dr. Mark HYMAN, Kan Şekeri Diyeti, s. 114, Pegasus Yayınları 2013.

3) Age. s. 144.

Okunma Sayısı: 1637
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
    (*)

    Namaz Vakitleri

    • İmsak

    • Güneş

    • Öğle

    • İkindi

    • Akşam

    • Yatsı