"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

Mülteci bir fotoğrafçının gözünden Filistin... Bir fotoğraf savaşı bitirebilir

18 Eylül 2019, Çarşamba
Filistinli fotoğraf muhabiri Hosam Salem ile fotoğraflarla Gazze'deki günlük hayat üzerine konuştuk.

Türkiye’de 11 aydan beri yaşadığını söyleyen Filistinli fotoğraf muhabiri Hosam Salem, üç yıl Bilgisayar Mühendisliği okuduktan sonra okulu bırakıp foto muhabiri olarak çalışmaya karar vermiş ve çeşitli uluslararası ajanslarda çalışarak on bir yıldır fotoğrafçılık mesleğini devam ettirmiş. Hosam, Gazze’deki yaşantısı için “Filistin halkı için izole edilmiş bir şehir olan Gazze'de 30 yıl yaşadım, yani Gazze'den örneğin Batı Şeria'ya veya başka yere seyahat edemiyorum” diyor. Mesleğini Türkiye’de de devam ettirdiğinden bahseden Hosam, Türkiye'ye geldiğinde uluslararası kuruluşlar için projeler yaptığını ve Suriye sınırındaki mülteci kamplarına yardım sağlamayı amaçlayan yardım kuruluşlarına video hazırladığını söyledi.

Bir fotoğraf duyguları resmedebilir

Fotoğraflar bazen yazıdan daha güçlü olabiliyor. Sohbetimizi “Bazen bir fotoğraf bir savaşı bitirebilir” düşüncesi üzerine sürdürdük. Fotoğrafların farklı bir gücü ve dokusu olduğunu ifade eden Hosam, “Fotoğraflar güçlü ve büyük bir etkiye sahip. Bir fotoğrafın savaşı bitirebileceği düşüncesine katılıyorum. Çünkü savaş fotoğrafları çekerek işe başladım, savaş alanı olan Gazze'deki günlük yaşamı ele aldım. Yani fotoğraf dünyaya bu manzarayı göstermenin bir yoludur. Örneğin, seçtiğim fotoğraflardan biri ödül kazandı, tüm ailesi büyük bir katliamda öldürülen bir adamın fotoğrafıydı, çok dokunaklıydı. Bir fotoğraf duyguları resmedebilir, savaş bölgesinde yaşamanın nasıl olduğunu gösterebilir” dedi.

Filistinlilerin umudunu gösteriyorum

Hosam Salem, Gazze’deki insanların yaşama dair tutkuları olduğunu ve onların adaletsiz bir muamele gördüklerini dünyaya göstermeye çalıştığını şöyle anlattı: “Gazze'deki insanlar hayatı seviyor. Yaşama dair bir tutkuları var. Ve hala hayatta oldukları, ancak insanların yaşamaması gereken şartlar altında hayatlarına devam ettikleri mesajını dünyaya göndermeye çalışıyorlar. Bu fotoğrafları çekerken, aslında ben de onların bir parçasıyım. Çünkü Gazze’de de yaşıyorum, tüm bu durumları gördüm. Ve uluslararası seviyeye taşımaya çalışıyorum. Aynı zamanda başkalarının tam olarak sempati duyması için değil de Filistinlilerin adaletsiz bir muamele gördüğünü ve hak etmedikleri bir savaşı yaşadıklarını anlaması için hakikati ve Gazze’deki insani durumu göstermeye çalışıyorum. İnsanlara hayatı sevdiğimizi göstermeyi seviyoruz ama aynı zamanda bizim elimizden gelen bir şey yok. Bu fotoğraflarda Filistinlilerin üzgün olduklarını ancak umut ettiklerini görüyoruz.”

Kendi memleketinde mülteci olmak

Hosam, Gazze’de bir mülteci olduğunu ve mülteci kampında yaşadığından bahsederken bu konuşmamız üzerine Hosam’ın arkadaşı Ikhlas Nobani Filistin’deki mültecilik durumunu şöyle açıkladı: “Filistin'in içinde ve dışında, Suriye, Lübnan, Ürdün ve diğer ülkeler gibi, mülteci kampları var. Fakat Filistin’de şimdi İsrail diye adlandırdıkları yerlerde yaşamış bazı insanlar var. Bu bölgelere "48 toprakları" diyoruz. 1948-1967 yılları arasında bu insanlar Filistin'de yer değiştirdiler. Bazıları Batı Şeria'ya gitti ve buralarda mülteci kampları var. Önce çadırlarda yaşadılar, ardından UNRWA gibi yardım kuruluşları sayesinde ev inşa etmelerine izin verildi. Bu yardım kuruluşları mülteciler için toprak kiralıyorlar ve mülteciler bu topraklarda bir süre çadırlarda yaşıyorlar, ancak çalışmaya başladıktan sonra hayatlarına devam ettiklerinde evler inşa ediyorlar. Ancak bu evler çok kalabalık ve birbirine çok yakın. Gazze’de bir mülteciyim çünkü asıl memleketim şu anda İsrail sınırındaki bir bölge. Filistin’de bir mülteci olduğunuzu söylemek büyük bir şey çünkü bu sizin kimliğiniz. Birisi sizi ülkenizden, şehrinizden kovuyor ve bunu kabul etmiyorsunuz anlamına geliyor.”

Fotoğraflarım savaşma biçimim

Hosam, Gazze’de çektiği fotoğrafı şöyle anlatıyor: “Fotoğraftaki anahtar vatanlarının bir sembolü. Fotoğraf, yeni neslin anavatanının anahtarına sahip olduğunu ve dedelerine ne olduğunu unutmadığını söylüyor. Gazze, “dünyadaki en büyük hapishane” olarak nitelendiriliyor. Çünkü 350 km kare bir alanda 2 milyon insan yaşıyor. Filistin’deki insani durum nedeniyle tepkimi fotoğraflayarak göstermeyi tercih ediyorum. Çünkü fotoğraflarını çektiğim hayatlar aynı zamanda kendi hayatım. Bu da benim savaşma biçimim.”

Fotoğrafladığım insanlarla aynı şeyi yaşıyorum

İnsanların yaşantılarını fotoğraflarken onların hikâyelerine nasıl yaklaştığını, acılarını fotoğraflamak nasıl bir duygu olduğunu anlatan Hosam, “İnsanların çektiği acı aynı zamanda benim de muzdarip olduğum şey. Mesela insanlar seyahat edemiyor, Gazze'nin dışına 30 kez seyahat etmeye çalıştım ama her defasında geri dönmek zorunda kaldım. Birçok ödül törenini kaçırdım. Bu yüzden fotoğrafladığım bu insanlarla aynı şeyi yaşıyorum. Elektriksiz, içme suyu ve sağlık hizmetleri olmayan bir şehirde yaşıyorum. Her gün uyanıp kendime “Gazze'ye dönüyorum” diyorum. Gazze'den ayrılma şansı elde etmiş olsam da, İstanbul'da yaşamayı çok sevmiş olsam da, büyük bir şey eksik. Daima eve gitmek zorundayım gibi hissediyorum çünkü orası doğduğum, yaşadığım, ailemin ve arkadaşlarımın olduğu yer” ifadelerini kullandı.

“İsrail askerleri Yaser’i bilerek öldürdü” 

Hosam Salem, Gazze’de birlikte çalıştığı değerli arkadaşı Yaser Murtaja’yı kaybetti. Savaş şartlarında fotoğraf çekmenin nasıl bir duygu olduğunu şöyle anlattı: “Yaser vurulduğunda birlikte çalışıyorduk. Yaser, üzerinde “Press” yazan bir çelik yelek giyiyordu. İsrail askerleri onu bilerek öldürdü. Olanlardan sonra şoktaydım ve 2 hafta çalışmayı bıraktım. Sonra arkadaşımın öldüğü yere dönüp orada çalışmaya başladım. Üzgün olsam da, bir arkadaşımı kaybetsem de, geri dönüp fotoğraflarımı dünyaya göstereceğim. İşe geri döndüm çünkü Yasser'in vermek istediği mesajı vermeye devam etmek istiyorum. Yaptığı çalışmalarla, dünyaya Gazze'nin acısını göstermeye çalışıyordu. Eğer çalışmayı bırakırsam bu hile yapmak gibi geliyor, o zaman yaptığı ve yaparken öldüğü şey bir hiç uğruna olur.”

Sonuna kadar savaşmaya hakkımız var

Gazze’deki Büyük Geri Dönüş Yürüyüş protestolarında Gazzelilerin umudu ve dirençleri hakkında konuştuğumuzda Hosam, “Bence sonuna kadar savaşacağız çünkü buna hakkımız var. İsrail ile Filistin arasındaki çatışma yeni bir şey değil, 70 yıl oldu. Filistinliler direniş haklarının olduğuna inanıyorlar. Bir fotoğrafçı olarak işimi protestoların ve 'Büyük Geri Dönüş Yürüyüşü'nün fotoğraflarını çekerek yapıyorum. Bu çatışma var olduğu sürece gidip halkımın protestolarının fotoğraflarını çekeceğim. Bu hem benim işim hem de davam” ifadelerini kullandı.

Filistinliler için bir sergi hazırlıyor

Filistin’de 48 yıldır birçok köyün işgal edildiğinden ve bunlardan birinin de kendi köyü olduğundan ve bu durumun hala devam ettiğinden konuştuk. Savaş ortamında kalanlar için yaptığı çalışmalardan bahsederek, “Evlerini kaybeden ve köylerini terk eden insanlarla tanıştım ve onların hikâyelerini orada topladım. 70 ve 80 yaşlarındalar, çok yaşlılar ama yine de umutları var. Hala evraklarını ve evlerinin anahtarlarını saklıyorlar. Ve bu topraklar artık politik olarak Filistin değil, resmen İsrail’in ve İsrail halkı orada yaşıyor. Orada yaşayan Filistinliler de var ama diğer insanlar onları tanımadıklarının bir işareti olarak “İsrail'in Arapları” olarak adlandırıyor. Arap olduklarını söyleyerek Filistinlilerin kimliğini kabul etmiyorlar. Oradaki insanlar için bir sergi düzenlemeyi düşünüyorum, şimdi fotoğrafları hazırlıyorum. Ankara, İstanbul gibi birçok şehirde bunun çalışmayı planlıyorum. Bu sergide, dünyaya savaş bölgesinde çektiğim fotoğrafları göstermek istiyorum” dedi.

Filistinli çocuklar çok olgun

Savaşın en mağdur olan kesimi daima çocuklar oluyor. Bediüzzaman Said Nursi’nin dünya savaşları için “çocukları ihtiyarlatan savaşlar” ifadesi üzerine konuştuk. Bu çerçevede kayıp bir jenerasyon mu yetişiyor diye sorduğumuzda Hosam, bölgedeki çocuklar hakkında gözlemlerini şöyle aktardı: “Kayıp bir nesil olduğuna inanmıyorum. Filistinli çocuklar neler olup bittiğinin farkındalar ve tarihlerine değer veriyorlar. Her çocuk tüm savaşların tarihlerini, evlerinin yerlerini kesin olarak bilir. Çocukların mağdur olması kısmına gelecek olursak, İsrail Gazze'yi bombaladığında sivilleri bombalıyor. Yani çocuk veya aile olup olmadığını umursamıyorlar. Filistinli çocuklar çok olgun. Düşmanın kim olduğunu biliyorlar, acı çekmenin ne olduğunu biliyorlar ve çocuk olsalar bile her şeyin farkındalar.”

Çocuklar ailelerinin en yaşlı bireyi

Konu üzerine Ikhlas Nobani Filistin’deki çocukların diğer çocuklardan farklı olduğunu söyleyerek, “Eskiden okula giderken evimle okulum arasında bir kontrol noktası vardı. Bu yüzden her sabah İsrailli askerleri görürdüm. Ben onların kim olduklarını biliyordum. Çocuk olmak, oyun oynamak, okula gitmek, Filistinli çocukların da yaptıkları normal şeylerdir, ama onların her zaman diğer çocuklarda olmayan başka bir yönü var. Pek çok çocuk tüm ailesini kaybetti. Yani artık ailelerinin en yaşlı bireyi, aile ismini taşıyan tek kişi onlar. Sorumluluk almak istemeseler bile hayata devam etmek ve daha olgun bir insan olmak zorundalar” dedi.

Genç fotoğrafçılara tavsiyeler

Hosam, 2017’de Gazze de çektiği sokak antrenmanı fotoğrafıyla genç fotomuhabir ödülünü kazandığındaki hislerini anlatarak genç fotomuhabir arkadaşlara tavsiyelerini şöyle aktardı: “Ödül kazandığımı öğrendiğim sırada Gazze'de bir cenaze törenindeydim. Arkadaşlarım aradı ve söyledi. Diğer katılımcıların arasından bu ödülü kazanan kişi olmaktan gurur duydum. Genç gazeteciler için tavsiyem, fotoğraf çekerken anlatacakları bir hikâyeleri olması gerektiğini bilmeliler. Ayrıca, insani durumları göstermeye çalışırken resimlerin başkaları için kabul edilebilir olduğundan emin olmalıdırlar. İnsanlar için fotoğrafların bir sonucu olmalı.”

İsrail askerleri şehitleri rehin alıyor

Hosam, Filistin’de şehitleri İsrail askerlerinden korumak için defnedilirken acele ettiklerini söyleyerek, “Onlar İslam'ın şehitleri, onlara dokunmamamız, yıkamamız ya da başka bir şey yapmamamız gerekiyor. Şehit olanları teşhis etmek için hastaneye götürdükten hemen sonra mezarlığa götürüyoruz. Ayrıca Filistin'de tabut kullanmıyoruz. Çünkü onları her zaman acele ile defnediyoruz çünkü bazen İsrail askerleri cesedi çalıp saklıyorlar. Onlara karşılığında bir şey vermedikçe, aileye gömmeleri için geri vermiyorlar. Bu acelemiz bir çeşit koruma yöntemi” dedi.

Hosam, hediye olarak takdim ettiğimiz Bediüzzaman'ın arapça Hutbe-i Şamiye eserinin kendisi için çok değerli bir hediye olduğunu ifade etti. 

HABER- FOTO: Süreyya Nur İşler - Feyzanur Elif Mutlu 

sureyyanurisler@yeniasya.com.tr

Okunma Sayısı: 1593
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
    (*)

    Namaz Vakitleri

    • İmsak

    • Güneş

    • Öğle

    • İkindi

    • Akşam

    • Yatsı