Mihalgazi Belediye Başkanı Zeynep Güneş’in kıyafeti sebebiyle hakarete maruz kalmasına bir tepki de Akademisyen Yıldız Önen’den geldi.
Büyük tepki çeken küstah üslup! - Mihalgazi Belediye Başkanı Zeynep Güneş'e hakaret eden zanlı tutuklandı
İstanbul - Naciye K. Doyran
Türkiye’de kıyafet meselesinin siyasal ve ideolojik denetimin en görünür alanlarından olduğunu ifade eden Akademisyen Yıldız Önen, “Bugün kıyafet üzerinden yapılan aşağılayıcı ya da hedef gösterici söylemler 28 Şubat’ın dışlayıcı mirasını hatırlatıyor” dedi.
Konuyla ilgili görüşlerini aldığımız akademisyen Dr. Yıldız Önen, kıyafet üzerinden kurulan bu aşağılayıcı dilin hem bireysel bir hak ihlâli, hem de kadınları siyasetin dışına itmeye yönelik bir baskı biçimi olduğunu ifade etti.
“Modernlik” iddiası altında dindar kadın küçümsendi
“Modernlik”, “çağdaşlık” ya da “şehirli olma” iddiası altında, dindar kadınların kıyafetlerinin yıllarca küçümsendiğini, aşağılandığını, karikatürize edildiğini hatırlatan Önen, “Bu durum en net biçimde 28 Şubat sürecinde ortaya çıktı; başörtüsü, kadınların kamusal alandaki varlığını sınırlamanın simgesel araçlarından biri olarak kullanıldı. Üniversitelerden Meclis’e kadar uzanan yasaklar ve dışlama pratikleri, kıyafet üzerinden işleyen patriarkal [ataerkil] denetimin nasıl kurumsallaştığını açıkça gösterdi. Yıllar boyunca kadınların verdiği mücadele sayesinde bu tablo nispeten değişti. Bugün kıyafet üzerinden yapılan aşağılayıcı ya da hedef gösterici söylemler ise biçim değiştirerek de olsa 28 Şubat’ın bu dışlayıcı mirasını hatırlatıyor. Giysi, hâlâ siyasal meşruiyet tartışmalarında bir kimlik denetimi aracı olarak kullanılabiliyor” şeklinde konuştu.
Siyaset İslamofobik kodlarla kurulmaya devam ediyor
Söz konusu olayı, şahsî bir hakaret gibi görülebilse de, aslında siyasetin hâlâ çoğu zaman İslamofobik kodlarla kurulduğuna bir örnek olarak yorumlayan Önen, “Patriarkal ve İslamofobik dil sosyal medyada ve siyasette sıradanlaştıkça, kadınlar kamusal alanda sürekli olarak kendilerini kanıtlamak zorunda bırakılıyor. Bugün bir kadın belediye başkanının kıyafeti rahatlıkla hedef alınabiliyorsa, bu durum kamusal alanın hâlâ erkek egemen ve seküler üstünlük iddiasıyla şekillenen normlar tarafından belirlendiğini gösteriyor” açıklamasında bulundu. Önen, “Kıyafete dönük aşağılama ne ifade özgürlüğü, ne de eleştiri olarak görülebilir” dedi.