"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

Münih Güvenlik Raporu: Küresel düzen "yıkım altında" - ABD, koruyucu değil bizzat tasfiyeci konumda!

09 Şubat 2026, Pazartesi 21:06
Münih Güvenlik Raporu 2026'da, İkinci Dünya Savaşı sonrası inşa edilen uluslararası düzenin "yıkım sürecine" girdiği belirtilerek, ABD'nin artık küresel sistemin koruyucusu değil, bizzat tasfiyecisi konumuna geldiği ifade edildi.

Savunma ve dış politika alanında dünyanın en önemli platformlarından biri olan 62. Münih Güvenlik Konferansı (MSC) öncesinde Münih Güvenlik Raporu 2026, "Yıkım Altında (Under Destruction)" başlığıyla yayımlandı.

Raporda, bugüne kadar küresel sistemin "gardiyanı" olarak görülen ABD'nin, artık mevcut düzeni kendi çıkarlarına aykırı bularak yıkım sürecini başlattığı belirtildi.

13 Şubat'ta başlayacak 62. konferans öncesi yayımlanan raporda, "Dünya bir 'yıkım siyaseti' dönemine girmiştir. İnşasına 80 yıl önce başlanan ABD öncülüğündeki savaş sonrası uluslararası düzen, bizzat ABD eliyle yıkılmaktadır." ifadelerine yer verildi.

MSC'nin yıllık raporunda, Washington'ın uluslararası hukuk ve kurumları hiçe sayan "buldozer siyasetinin", dünyayı evrensel normlar yerine "güçlülerin ve zenginlerin sözünün geçtiği" bir alana dönüştürdüğü uyarısı yapıldı.

Raporda, ABD'nin Ukrayna konusundaki tereddütlü tavrı ve stratejik geri çekilmesinin Avrupa'da derin bir güvensizlik oluşturduğuna dikkat çekildi. Avrupa ülkelerinin, Washington'dan gelen çelişkili sinyaller karşısında "inkar ile kabullenme" arasında sıkıştığı belirtilen raporda, şu veriler paylaşıldı:

"Almanların yüzde 66'sı, İngilizlerin yüzde 52'si ve Fransızların yüzde 50'si ABD'yi NATO içinde 'daha az güvenilir bir müttefik' olarak görüyor. Almanların yüzde 72'si, Fransızların yüzde 63'ü ve İtalyanların yüzde 60'ı ABD Başkanı Donald Trump'ın politikalarının ülkelerine zarar vereceğini düşünüyor."

Araştırmacılar Tobias Bunde ve Sophie Eisentraut tarafından kaleme alınan raporda, uluslararası sistemin artık "uzlaşı" yerine "güç" ekseninde şekillendiği, bu yeni ortama uyum sağlayamayan ülkelerin ise "ezilme" riskiyle karşı karşıya olduğu belirtildi.

"Odadaki fil"

Kapağında "odadaki fil" deyimine atıfta bulunan bir görselle yayımlanan 121 sayfalık raporda, Trump yönetiminin İkinci Dünya savaşı sonrası oluşan dünya düzenini ABD çıkarları için "bir yük" olarak gördüğü belirtildi. Bu değişimin Batı dünyasındaki aşırı sağ ve müesses nizam karşıtı hareketlerle paralel gittiği, liberal ideallere karşı başlatılan "kültür savaşının" evrensel normları aşındırarak şahsi çıkarların korunduğu bir "pazarlık dünyası" yarattığı ifade edildi.

Raporda, ABD Başkanı Donald Trump'ın, "yıkım güllesi" siyasetiyle küresel sistemi ve mevcut kurumları hedef alan aktörlerin başında geldiği belirtilerek, bu yaklaşımın ilkeli işbirliğinin yerini "al-ver" odaklı pazarlıklara, kamu yararını ise özel çıkarlara bırakabileceği uyarısı yapıldı.

Avrupa'da "Pax Americana" sonrası arayışlar

"Rusya'nın topyekün işgal girişimi ve genişleyen hibrit kampanyasının, Soğuk Savaş sonrası güvenlik düzenini parçaladığı" tespiti yapılan raporda, Avrupa'nın "güvenlik tüketicisi" konumundan "güvenlik sağlayıcısı" rolüne geçiş sürecini henüz tamamlayamadığı vurgulandı.

MSC'nin raporunda Avrupa devletlerinin savunma harcamalarını artırarak ve esnek koalisyonlar kurarak bu sürece yanıt vermeye çalıştığı aktarılsa da "Pax Americana" (Amerikan Barışı) döneminin sona ermesinden doğan boşluğun bu yerel çabalarla doldurulup doldurulamayacağının uluslararası sistemin en büyük belirsizliği olduğunun altı çizildi.

Münih Güvenlik Konferansı Raporu'na göre, ABD'nin küresel yardımlarda yarattığı boşluğu tek bir aktörün doldurması mümkün görünmüyor.

Son yıllarda Türkiye, Suudi Arabistan, Birleşik Arap Emirlikleri, Katar ve özellikle Çin küresel kalkınma finansmanında daha görünür hale gelse de bu ülkelerin yardım stratejileri geleneksel Batılı bağışçılardan temelden ayrışıyor.

Öte yandan, 13 Şubat'ta 100'den fazla dünya lideri ile savunma ve dışişleri bakanlarının katılımıyla başlayacak konferansın ana gündemini bu "yıkım siyaseti" ve sonuçlarının oluşturması bekleniyor.

AA

Okunma Sayısı: 1099
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
  • S.topuz

    10.02.2026 22:54:58

    😭🌍😭🇪🇺😭🕋😭🇷🇺😭🇺🇦😭🇮🇷😭🇵🇸 ..."Medeniyetin günahları iyiliklerine galebe edip seyyiatı hasenatına racih gelmekle, beşer iki harb-i umumî ile iki dehşetli tokat yiyip, o günahkâr medeniyeti zîr ü zeber edip öyle bir kustu ki, yeryüzünü kanla bulaştırdı. İnşâallah istikbaldeki İslâmiyet'in kuvveti ile medeniyetin mehasini galebe edecek, zemin yüzünü pisliklerden temizleyecek, sulh-u umumîyi de temin edecek. Evet Avrupa'nın medeniyeti fazilet ve hüda üstüne tesis edilmediğinden, belki heves ve heva, rekabet ve tahakküm üzerine bina edildiğinden, şimdiye kadar medeniyetin seyyiatı hasenatına galebe edip, ihtilalci komitelerle kurtlaşmış bir ağaç hükmüne girdiği cihetle; Asya medeniyetinin galebesine kuvvetli bir medar, bir delil hükmündedir. Ve az vakitte galebe edecektir."... Bediüzzaman Said Nursî, Risale-i Nur Külliyatı, Tarihçe-i Hayat - 94 - 😭🌍😭🇪🇺😭🕋😭🇷🇺😭🇺🇦😭🇮🇷😭🇵🇸

  • S.topuz

    10.02.2026 22:49:47

    ..."İşte böyle bir sırada, o cereyan pek kuvvetli göründüğü bir zamanda, Hazret-i İsa Aleyhisselâm'ın şahsiyet-i maneviyesinden ibaret olan hakikî İsevîlik dini zuhur edecek, yani rahmet-i İlahiyenin semasından nüzul edecek; hal-i hazır Hristiyanlık dini o hakikata karşı tasaffi edecek, hurafattan ve tahrifattan sıyrılacak, hakaik-i İslâmiye ile birleşecek; manen Hristiyanlık bir nevi İslâmiyete inkılab edecektir. Ve Kur'ana iktida ederek, o İsevîlik şahs-ı manevîsi tâbi' ve İslâmiyet metbu' makamında kalacak; din-i hak bu iltihak neticesinde azîm bir kuvvet bulacaktır. Dinsizlik cereyanına karşı ayrı ayrı iken mağlub olan İsevîlik ve İslâmiyet ittihad neticesinde, dinsizlik cereyanına galebe edip dağıtacak istidadında iken; âlem-i semavatta cism-i beşerîsiyle bulunan şahs-ı İsa Aleyhisselâm, o din-i hak cereyanının başına geçeceğini, bir Muhbir-i Sadık, bir Kadîr-i Külli Şey'in va'dine istinad ederek haber vermiştir."... Bediüzzaman Said Nursî, Risale-i Nur Külli-yatı, Mektubat - 57

  • S.topuz

    10.02.2026 22:48:25

    "İkinci cereyan ise: Tabiiyyun, maddiyyun felsefesinden tevellüd eden bir cereyan-ı Nemrudane, gittikçe âhirzamanda felsefe-i maddiye vasıtasıyla intişar ederek kuvvet bulup, uluhiyeti inkâr edecek bir dereceye gelir. Nasıl bir padişahı tanımayan ve ordudaki zabitan ve efrad onun askerleri olduğunu kabul etmeyen vahşi bir adam, herkese, her askere bir nevi padişahlık ve bir gûna hâkimiyet verir. Öyle de: Allah'ı inkâr eden o cereyan efradları, birer küçük Nemrud hükmünde nefislerine birer rububiyet verir. Ve onların başına geçen en büyükleri, ispirtizma ve manyetizmanın hâdisatı nev'inden müdhiş hârikalara mazhar olan Deccal ise; daha ileri gidip, cebbarane surî hükûmetini bir nevi rububiyet tasavvur edip uluhiyetini ilân eder. Bir sineğe mağlub olan ve bir sineğin kanadını bile icad edemeyen âciz bir insanın uluhiyet dava etmesi, ne derece ahmakçasına bir maskaralık olduğu malûmdur." Mektubat - 56 😢🇹🇷🙌🌹🤲🌹🌙☝️🕋😭😭😭🕊🕊🕊🌍🇪🇺🕋🇹🇷🇵🇸😭🇵🇸😭🇵🇸😭🇵🇸

(*)

Namaz Vakitleri

  • İmsak

  • Güneş

  • Öğle

  • İkindi

  • Akşam

  • Yatsı