"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

Şeyh Edebali’nin Şehri: Bilecik

21 Mayıs 2011, Cumartesi
İstanbul’dan Eskişehir’e yolculuk yaptıysanız küçük ve tarih kokan bir şehirden geçersiniz. Bu şirin şehir Bilecik’tir. "Taşı Mermer, Toprağı Seramik, Yaprağı İpek” olarak bilinir Bilecik... Daha önemlisi Şeyh Edebali’nin şehri. Edebali ve Bilecik bir bütündür adeta. Bilecik’ten geçen herkesin uğrak yeridir Edebali Türbesi. Her yıl Eylül ayında yapılan Söğüt Şenlikleri ise binlerce insanımızın ziyaretine sebep olmaktadır.

ŞEYH EDEBALI KİMDİR

Şeyh Edebali 1206 yılında Merv'de doğdu. Selçukluların Şeyh'ül İslâm'ı Şeyh Sadrettin Konevi ve Mevlânâ Celâleddini Rumî'nin çağdaşıdır. Eskişehir yakınlarında bulunan İtburnu Köyü'nde bir zaviye kurarak halkı irşada başladı. Aşıkpaşazade, zaviyesinin hiç boş kalmadığını, Edebali'nın gelip geçen fukaranın her türlü ihtiyacını gidermeye çalıştığını, hatta bu maksatla koyun sürüsü bulundurduğunu kaydederler.
 
 SÖĞÜT ve Domaniç yaylaları, Selçuklu Devleti tarafından aşiretine yaylak ve kışlak olarak verilen Osman Gazi sık sık Edebali'nin zaviyesinde misafir olarak kalırdı. Orta Asya'dan getirdikleri bir takım özelliklerden dolayı âlim ve sûfilere karşı son derece hürmeti olan Osman Gazi, mübarek günlerde Edebali'nin zaviyesine giderek dinî ve idarî konularda, onun görüşlerini alırdı.

Şeyh Edebali  ahi teşkilâtının reisi idi. Ahi Şehliğinin Edebali'den sonra kime geçtiği bilinmemektedir; ancak daha sonra I. Murat'a intikal etmiştir. Bilecik’in Osmanlılar tarafından fethedilmesinden sonra zaviyesini buraya taşıyan Edebali, aynı şekilde dinî hizmetlerine devam etmiştir.
Edebali, mutasavvıf olmasının yanında ilk Osmanlı kadısı ve müftüsüdür. Dönemin birçok fakihi ile görüşmüş ve onlardan ders almış, çok sayıda talebe yetiştirmiştir. Önde gelen öğrencilerinden aynı zamanda damadı Dursun Fakih, Edebali'den sonra Osmanlı Devleti'nin ikinci müftüsü ve kadısı olmuştur. Mevlidi Şerif'in yazarı Süleyman Çelebi, Mahmut Paşa yönüyle ikinci kuşaktan Şeyh Edebali'nin torunudur.
OSMAN GAZİ’NİN RÜYASI
 Osman Gazi misafir olarak kaldığı bir gecede gördüğü rüya şöyle idi. Şey Edebali'nin koynundan çıkan bir ay geldi kendi koynuna girdi. Göğsünden bir ağaç bitti. Öylesine büyük bir ağaç oldu ki dalları gökleri, kökleri bütün dünyaya sardı. Gölgesi bütün yeryüzünü tuttu. İnsanlar o ağacın gölgesinde toplandılar. Ulu dağlara ve dağların eteğinden çıkan coşkun sulara hep o ağaç gölge etti.
Osman Bey rüyasını Şeyh Edebali'ye anlatır. Edebali rüyayı şöyle yorumlar: "Oğul Osman, Hak Teâlâ sana ve soyuna hükümranlık verdi mübarek olsun, kızım Malhun Hatun senin helâlin olsun." der. Edebali'nin bu yorumu üzerine Osman Gazi Malhun Hatun (Rabia Bala Hatun) ile evlenir.
 
Tarık Ünal
Okunma Sayısı: 2635
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
    (*)

    Namaz Vakitleri

    • İmsak

    • Güneş

    • Öğle

    • İkindi

    • Akşam

    • Yatsı