"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

Birliğe neden ihtiyaç vardır?

Halil ELİTOK
01 Haziran 2026, Pazartesi
Müslümanların zillet içinde esaret altında kalmamaları, izzetle yaşamaları için akıllarını başlarına alarak bölünmüşlük tablosundan yararlanmak isteyen zalimlere karşı “Mü’minler kardeştir. Öyle ise Müslümanların aralarını bularak ıslah edin, birbirinize yardımcı olun, barış ve huzur içinde birbirinizin kusuruna bakmayarak birliğinizi koruyun”1 ayetinin emrettiği kardeşlik ve birlik prensibine her zamankinden daha çok muhtaç olduğumuzu görmekteyiz.

Bediüzzaman, bu İlâhî prensibe uyulmadığı takdirde Müslümanların hukuklarını koruyamadıkları gibi hayatlarını dahi muhafaza edemeyeceklerini söyler. Bunun yegane çaresinin de Peygamberimizin (asm), “Mü’minler kemerli binalardaki birbirine destek veren taşlar gibi olmalıdır”2 hadisine uymak olduğunu belirtmiştir.

Bediüzzaman, Osmanlı devletinin son zamanlarında aktif olarak sosyal ve siyasî hayatın içinde bulunduğu ve büyük savaşları ve kargaşaları gördüğü için tecrübelerine dayanarak, ta asrın başında “Bizim düşmanımız cehalet, zaruret ve ihtilaftır. Bu iç düşmana karşı sanat, marifet ve ittifak silahı ile cihad edeceğiz”4 diyerek düşmanlığın insanlara karşı değil, insanların insanlık cevherini öldüren cehalet, zaruret ve bölünmüşlük gibi kötü huy ve alışkanlıklara yönelmesi gerektiğini dile getirmiştir.

Bediüzzaman, yaşanan tecrübelere dayanarak bir başka noktaya daha parmak basar. O da, insanlığın “Hürmet, merhamet, kardeşlik, sevgi, saygı ahiret duygusu ve Allah korkusu” gibi manevî değerlerini tahrip eden, yeryüzünü zulüm ve kan ile dolduran zalim ve gaddarlara karşı dinî değerlere ve imana önem veren “Hıristiyanların hakikî dindar ruhanîleri ile dahi, ihtilaflı konuları bir tarafa bırakarak birlikte hareket etmek gerektiğini”4 ifade eder.

“Yahudî ve Hıristiyanları dost edinmeyiniz”5 ayetini delil getirerek bu beraberliğe karşı çıkanlara da Bediüzzaman, “Her Müslümanın her bir sıfatı Müslüman olması lazım olmadığı gibi, her bir kâfirin de bütün sıfat ve sanatlarının kâfir olması gerekmediği”6 gerçeğinden yola çıkarak Hıristiyanların da Müslüman olan sıfat ve sanatlarını takdir ederek dünya sulhu ve asayişi korumak için dostluk kurmanın Kur’ân’ın yasağına dahil olmadığı görüşünü savunmuştur.

Organize teşkilatlar suretinde hareket eden, kurumsal olarak çalışan dehşetli dinsizlik komitelerine karşı ferdî mukavemetin yeterli olamayacağını da belirleyen Bediüzzaman bu komitelerekarşı ancak “şahs-ı manevî” dediği kurumsal birliktelikler ile mücadele edildiği takdirde başarılı olma fırsatını yakalayacağımızı da belirlemiştir.7  

Dipnotlar:

1- Hucurat Suresi: 10.

2- Buharî, Salât, 88, Edeb, 36, Müslim , birr, 65. 

3- Divan-ı Harb-i Örfî, s. 19.

4- Lem’alar, 20. Lema, 2. Sebep, s. 375.

5- Maide Suresi: 51.

6- Münazarat, s. 45.

7- Lem’alar,  20. Lema, 5. Sebep, s. 380.

Okunma Sayısı: 224
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
    (*)

    Namaz Vakitleri

    • İmsak

    • Güneş

    • Öğle

    • İkindi

    • Akşam

    • Yatsı