Gençler artık birçok meseleler sebebiyle mutsuz, geleceğinden endişeli. İş bulma umudu kalmayan gençler için artık “ev genci” diye bir tabir oluştu.
Resmî rakamlara göre, işsizlik oranı yüzde 8.5 iken, 15-24 yaş grubunu kapsayan genç nüfustaki işsizlik oranı yüzde 15,3 seviyesinde… Ancak işsizlik oranları, resmî makamlara yapılan başvurulara göre belirlendiği için iş bulma ümidi kalmayanlar buna dahil edilmiyor. Bu sebeple geniş tabanlı işsizlik oranı yüzde 31,5 seviyelerine kadar çıkıyor.
Elbette gençlerin tek problemi işsizlik değil.
Gençlerin adalet ve liyakat algısındaki zayıflama, evlilik ve aile kurma imkânlarının daralması, eğitim ile istihdam arasındaki derin uçurum, barınma krizi, dijital bağımlılık, madde bağımlılığı ve hukuk devletine duyulan güvensizlik problemleri var.
Bütün bu meseleler çözüm beklerken ülkenin gündemi başka konularla meşgul ediliyor, bu meseleler unutturuluyor. Gerçek gündem gizlenerek milletin ve gençlerin meselelerinin konuşulmasının önüne geçiliyor.
Korku ikliminin hâkim olduğu günümüzde vatandaşlar konuşmaktan çekiniyor. Millet, yüzde 95’i iktidarı destekleyen yanlı bir medyanın olduğu bir ülkede sesini ancak anketlerle duyurabiliyor. Bu durum, ülkede adaletin, hürriyetin ve demokrasinin geldiği noktayı göstermesi açısından ise üzüntü verici.
Böyle olunca insanlar, isim ve resimlerinin olmadığı anketlerde görüşlerini daha açık dille getirebiliyor. Buna rağmen insanların “Acaba bir şey olur mu?” endişesi taşıması korku ikliminin varlığını gösteriyor.
***
ANKETLERLE KONUŞABİLMEK
Anketler, milletin nabzını tutması bakımından önemli bir araç.
Birçok araştırma şirketi, ülkenin ve vatandaşın içinde bulunduğu durumla ilgili anket sonuçlarını yayınlıyor.
MAK Danışmanlık Şirketi “Türkiye geneli Gençlik araştırması” sonuçlarını kamuoyu ile paylaştı.
Araştırmanın Amacı, “Türkiye’de 18-29 yaş aralığında bulunan gençlerin dünü, bugünü ve yarını nasıl algıladıklarını; gelecek beklentilerini, ülkeye ve dünyaya bakış açılarını şekillendiren parametreleri ve gençliğe ilişkin temel yapısal sorunlara yaklaşımları” olarak açıklandı.
“Hayatınızı bir bütün olarak düşündüğünüzde ne kadar mutlu ya da mutsuz olduğunuzu söyler misiniz?” sorusuna gelen cevaplarda “mutluyum” diyenlerin oranı yüzde 18, “çok mutluyum” diyenlerin oranı 7.8 oldu. Buna karşılık “Hiç mutlu değilim”, “Mutlu değilim” ve “Kendimi mutlu hissetmiyorum” diyenlerin toplam oranı yüzde 74’e ulaştı.
“Ülkemizde kendinizi özgürce ifade edebildiğiniz şartlar olduğunu düşünüyor musunuz?” sorusuna gelen cevap ise düşündürücü. “Kesinlikle olduğunu düşünüyorum” diyenler yüzde 15.2, “Kesinlikle olmadığını düşünüyorum” diyenlerin oranı ise yüzde 43.8 oldu.
Aynı araştırmada, gençlerin adalete olan güvensizlik oranı yüzde 80 civarında. “Kendini özgür hissedebiliyor musun?” sorusuna verilen “hayır” cevabının oranı ise yüzde 53.
Peki, “Bir okuldan eğitim alıp hayata atılmak istediğinizde gerçekten fırsat eşitliği olduğunu düşünüyor musunuz?” sorusuna verilen cevap ne?
Gençlerin yüzde 75’i liyakatin değil, adam kayırmacılığın hâkim olduğunu düşünüyor.
“Size geçici süreli değil, kalıcı olarak bir başka ülke vatandaşlığı verilse Türkiye’yi terk edip o ülkeye yerleşmeyi düşünür müsünüz?” sorusunun verilen cevap da dikkat çekici:
“Evet, terk eder giderim” diyenleri oranı yüzde 64 olurken, “Hayır, ülkemde kalırım” diyenlerin oranı sadece yüzde 14.
Ülkeyi yönetenlerin bu tabloyu dikkatle değerlendirmesi gerekiyor.
***
ÇÖZÜM…
Ankette başka dikkat çekici başlıklar da var. Ancak ortaya çıkan tablo açık:
Gençlerin dertleri dağlar kadar ve çözüm bekliyor.
Siyasetin, sun’î gündemlerle uğraşmak yerine gençlerin gerçek meselelerine çözüm üretmesi gerekiyor. Ülkeyi yönetenlerin bu sonuçları dikkate alarak politikalarını buna göre şekillendirmesi şart.
Çünkü bir ülkede gençler ümidini kaybediyorsa, asıl alarm zilleri o zaman çalıyor demektir.
Anketlerin gösterdiği bir gerçek var:
Millet ne zaman konuşabiliyorsa, işte o zaman gerçek demokrasiden, düşünce ve ifade hürriyetinden söz edilebilir.