Abdullah Eraçıkbaş gerçekten Abdullah’tı,
Nurları tanıyınca ismiyle müsemmaydı,
Salahat ve maharet, onda bir aradaydı,
Ecel gelince bile Nurların adamıydı.
“Kader konuştuğunda beşere susmak düşer,”
“Men amene bil kader emine minel keder,”
Ecel birdir değişmez takdire ram ol yeter,
Şahs-ı manevî der ki; bu hizmet sanma biter.
Bir hizmet eri gider, vazifesi bitince,
Yeri boş kalmaz elbet, Rabbim tavzif edince,
Bir kardeş yüklenecek, kudreti yettiğince,
Bu bayrak yerde kalmaz, istihdam edilince.
Kalb hüzünlenir elbet gözlerden yaşlar akar,
Hiçbir şey durduramaz bu hizmet şaha kalkar,
Bu bayrak yarışıdır, bayrağı alan koşar,
Bayrak burca dikilir, zındıka buna şaşar.
Ne vazife verildi, hakkıyla ifa etti,
Dünyada yaşar gibi, berzaha göçtü gitti,
Dünya hizmeti bitti, sanma berzahta bitti,
Buradan Fatihalar, Yasinler gönderildi,
Oradan feyz-bereket, üzerimize indi.