"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

Bediüzzaman Said Nursi aksiyon adamıdır (2)

İlimdar Kaya
18 Nisan 2022, Pazartesi
Osmanlı Devleti’nin durumu ile halkın içinde bulunduğu durum onu çok rahatsız eder.

Müslümanların bu hale nasıl düştüğünün sebeplerini ve çarelerini anlatmak için yola koyulur Bediüzzaman. Hakkâri, Bitlis, Muş, Urfa, Kilis, Diyarbakır’a uğrayarak Şam’a geçer. Alimlerin ısrarı üzerine içerisinde yüzden fazla ehl-i ilimin bulunduğu on bin kişiye hitaben 35 yaşında iken 1911 yılında Şam Emevi Camii’nde bir hutbe verir. Bu hutbe daha sonra “Hutbe-i Şamiye” adlı eser olarak neşredildi. Bu hutbe içtimai ve siyasi reçete ve öngörülerin ortaya konduğu mükemmel bir sosyal projeler bütünüdür. Üstad Hazretleri bu hutbe ile insanlığın saadet, sükûnet ve musalâhasının İslâmiyet’e sarılmakla olacağını ifade ederek İslâmiyet güneşinin inkişafına ve beşerî tenvir etmesini engelleyen manileri ortaya koyar. Bütün Müslümanlara seslenerek ümitsizliğin dehşetli bir hastalık olduğunu ve Alem-i İslam’a çok zarar verdiğini belirtir. Müslümanlara moral ve şevk verir, yol gösterir.

Şam seyahatinden sonra deniz yolu ile Beyrut üzerinden İstanbul’a gelir. Padişah ile birlikte katıldığı Rumeli seyahatinde Sultan Reşat’dan sözünü aldığı üniversitenin temelini atmak için Van’a döner. Van Gölünün kenarında Edremit’te üniversitenin temeli atılır, ama çıkan savaş nedeni ile üniversite yapılamaz.

Bediüzzaman Van kalesinin dibinde yer alan Horhor Medresesinde talebe okuturken Birinci Dünya Savaşı patlak verir, talebe ve gönüllülerden oluşan milis teşkilatını kurar. Milis Miralay rütbesiyle gönüllü alay komutanı olarak Van, Muş ve Bitlis’te Rus birlikleri ve Ermeni çetelerine karşı savaşır. Savaşırken yaralanır ve esir düşer. Yarası Bitlis’te tedavi edildikten sonra Ruslar tarafından Kosturma’daki esir kampına götürülür.

Orada boş durmaz, esirlerin moralini yüksek tutmak için 90 zabite dersler verir. Siyasi ders diye bir ara yasaklanır, ama daha sonra bu dersler serbest bırakılır.

Esir olduğu dönemde bile İslam’ın izzetinden taviz vermeyerek Rus Komutanın önünden ayağı kalkmaz. Hakkında idam kararı verilen Bediüzzaman’ın kararlı ve samimi duruşu sonucunda Rus komutan ondan özür diler ve idamdan vazgeçer, sonra da Rusya’dan firar ederek İstanbul’a gelir.

İstanbul İngilizler tarafından 16 Mart 1920’de işgal edilince halkın onlara karşı mücadele vermesi için İngilizlerin alem-i İslâm ve Türkler aleyhindeki siyasetini anlatan Hutuvat-ı Sitte eserini neşreder. İngiliz Başkomutan eseri görünce çok hiddetlenir ve Bediüzzaman’ın vücudunu ortadan kaldırmak ister. Ancak Anadolu’daki aşiretlerin isyan korkusunun onu aciz bırakıp bir şey yapamadığını Bediüzzaman‘ın Tarihçe-i Hayat adlı eserinden öğreniyoruz.

Bediüzzaman Ankara’ya çağrılıp meclise gelince mebusların laubali davranışlarını ve namaz kılmadıklarını görür. Bunun üzerine Bediüzzaman bir rol üstlenerek bu olaya sessiz kalmaz, mebuslara hitaben 10 maddelik bir beyanname neşrederek onları uyarır. Namaz kılan mebusların sayısı artınca namaz kılınan yer büyütülür. Bu durum Mustafa Kemal’i çok kızdırır ve Bediüzzaman ile aralarında çok sert tartışmalar yaşanır, ama Bediüzzaman düşüncesinde muvaffak olmuştur.

Bu olaylardan sonra Üstad Hazretleri meclisten ayrılarak Van’a gelir ve Şeyh Said olayı patlak verir. Bu olaya kayıtsız kalmaz, nüfuzunu kullanarak kendisini bu isyana dahil etmek isterler. Ama Bediüzzaman “Türk milleti asırlardan beri İslâmiyete hizmet etmiş ve çok velîler yetiştirmiştir. Bunların torunlarına kılınç çekilmez; siz de çekmeyiniz, teşebbüsünüzden vazgeçiniz. Millet, irşad ve tenvir edilmelidir” (B. Said Nursî, Tarihçe-i Hayat, s. 136) der. Bu duruş çok masumun kanının dökülmesine engel oldu.

Bu olaylardan sonra Bediüzzaman, Erzurum Trabzon üzerinden deniz yolu ile İstanbul, Burdur ve Isparta’dan sonra ücra bir yer ve ulaşımı olmayan Barla’ya sürgün edilir. Amaç Bediüzzaman’ın dünya ile ilişkisini keserek tecrit etmek, yani muhalif ses istenmemektedir.

Okunma Sayısı: 868
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
  • S.topuz

    18.4.2022 14:22:11

    "Bir gün divan-ı riyasette, elli-altmış meb'us içinde, karşılıklı fikir teatisinde, M. Kemal Paşa: -Sizin gibi kahraman bir hoca bize lâzımdır; sizi, yüksek fikirlerinizden istifade etmek için buraya çağırdık. Geldiniz, en evvel namaza dair şeyleri yazdınız, aramıza ihtilaf verdiniz, der. Bu söz üzerine Bedîüzzaman, birkaç makul cevabı verdikten sonra, şiddetle ve hiddetle iki parmağını ileri uzatarak: -Paşa.. paşa! İslâmiyet'te imandan sonra en yüksek hakikat namazdır. Namaz kılmayan haindir, hainin hükmü merduddur, der. Fakat Paşa tarziye verir, ilişemez." Tarihçe-i Hayat - 143

(*)

Namaz Vakitleri

  • İmsak

  • Güneş

  • Öğle

  • İkindi

  • Akşam

  • Yatsı