"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

AKP hiç bu kadar...

Kâzım GÜLEÇYÜZ
16 Mayıs 2019, Perşembe
31 Mart’ta yaşadığı İstanbul şokunu 23 Haziran dayatmasıyla aşmanın derdine düşen iktidar partisi, görünen o ki, ciddî sıkıntı içinde.

Öncelikle kendi küskünlerini kazanmaya çalıştığını söylüyor, ama diğer taraftan parti kurucularından, cumhurbaşkanı yaptığı Gül ve başbakanlarından Davutoğlu gibi isimleri dışlamaya ve suçlamaya devam ediyor.

Hem de “Hiçbir arkadaşımızı kırmadan ve dışlamadan devam edeceğiz” söylemleriyle.

Allem edip kallem edip seçimi iptal ettirdi, ama gerekçesini izahta hâlâ çok zorlanıyor.

Genel Başkan, partililere bunu açıklama gayretinde. Diyor ki: “Biz kanun çıkarıp sandık başkanlarının kamu görevlisi olması esasını getirdik. Buna uyulmadığını belirledik.”

Bu savunma, o kanun dayatılırken yapılan, ama geçiştirilen itirazları yine canlandırıyor: “Sandıklarda illâ kamu görevlisi şartı neden? Seçimlere bir devlet gölgesi daha düşürmenin mantığı var mı?”

Peki, madem kanun çıktı, gereği niye yapılmadı? Bunun sorumlusu kim? Ve bu da yetmedi mi ki, bu işe de malûm yafta bulaştırıldı? Dahası, seçim sonucunu o yapıyla temasları belirlenen ve telefonlarında bylock tesbit edilen birkaç sandık görevlisi mi ifsad etti? Neresinden bakılsa iş “dökülüyor...”

En tepedeki ağızdan izahına çalışılan ikinci konu “Aynı sandıktan çıkan il genel meclisi, ilçe belediyesi ve muhtar oyları geçerli sayılırken büyükşehir oylarının iptalindeki mantık ne?” sualiyle ifade edilen açık çelişki.

Bakalım, “Diğerlerinde oylar sonucu etkilemiyor, ama büyükşehirde etkiliyor” savunması seçmenleri ne ölçüde ikna edebilecek?

İşin esası, AKP Genel Başkanının “Sandıktaki usulsüzlük tesbitlerimiz bize fırsat oldu” beyanında ifadesini buluyor olsa gerek...

Ama bu fırsat AKP’ye yarayacak mı, yoksa partideki dağılmayı daha da hızlandıracak mı, seçim sonuçlandığında ortaya çıkacak.

Gelinen noktada AKP’nin durumunu en iyi ifade eden yorumlardan biri Taşgetiren’in “Kurulduğundan bu yana hiç bu kadar ‘savunma psikolojisi’ içine düşmemişti” sözü.

2008’de açılan kapatma davasında laikçi iddialara karşı kendisini Demirel’in sözlerini de referans göstererek “rahat” savunan parti, şimdi halkın vicdanı karşısında zorlanıyor.

Ve OHAL hoyratlığının toplumda meydana getirdiği mağdurlar kitlesine kendi küskünlerini de katarak hızla zemin kaybediyor.

Okunma Sayısı: 6451
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
    (*)

    Namaz Vakitleri

    • İmsak

    • Güneş

    • Öğle

    • İkindi

    • Akşam

    • Yatsı