"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

Medeniyet yolcusu kalmasın

Kübra ÖRNEK
15 Aralık 2018, Cumartesi
Temel esasları manevî değerler olan medeniyet, insanı insan yapan değerler manzumesidir. İlim, mârifet ve san’atta tekâmül ederek, insanca yaşayabilmektir.

Dünyaca ünlü Doktor Albert Schweitzer, medeniyeti şöyle tanımlamıştır: “İnsan ırkını mükemmelleştirmek, insanlık şartlarında ve görünen her şeyde ilerlemeyi gerçekleştirme çabasıdır.” 1 Öyle ki medeniyet, insana değer vererek, onu ahlâkî ve vicdanî güzelliklere kavuşturur. 

Sonsuzluğa uzanan bir yolculuktur medeniyet. İnsanlığımızdan taviz vermeden, ilerlemeye doğru uzayan. Bu yol, yaratılış gayesine uygun olarak tekâmül isteyen beşerin yoludur. Yolculuğa çıkmadan ihtiyaç duyulan her şey alınır.  İlim, irfan, vicdan, ahlâk gibi maddî ve   manevî gelişimimize katkı sağlayacak değerlerden      başlayarak. Bu esnada  önümüze birçok    güzellikler  çıkacaktır. Çünkü bağrında hak, adalet, muhabbet ve uhuvvet gibi değerleri barındıran medeniyet, kapısını tüm güzelliklere açar. Nihayetinde insana sonsuz güzellikler kazandırır. Hiç durmadan yol alan insan da, sahip                              olduğu değerlerin farkında olduğunda, asıl vazifesi olan tekâmüle ulaşacaktır.

Medeniyetin olmazsa olmazı adalet ve          hürriyettir. Hür zeminler sağlandığında, fikirler    yargılanmadığında medenileşmeye gidilir. İnsana değer vererek hür bir kimlik kazandıran,  toplumun gelişimine katkı sağlayan değerleri yaşatmazsak, ilerlemek mümkün değil.                Bediüzzaman, gerçek medeniyetin insaniyete ulaşmak olduğunu izah eder: “Hakikî medeniyet, nev-i insanın terakki ve tekemmülüne ve mahiyet-i nev’iyesinin kuvveden fiile çıkmasına hizmet ettiğinden bu nokta-i nazardan medeniyeti istemek, insaniyeti istemektir.” 1 Demek medeniyet de, ikidir. Mânevî, ruhî, ahlâkî yönden hiçbir katkısı olmayan, yalnız sefihane  bağlılıktan ibaret olan medeniyet değil, alçaklıktır. 

Medeniyet, sadece bir süreç değildir. Olaylara, eşyalara, hayata bakışımızdır aynı zamanda.     İnsanların ahlâkî görüşlerinden teşekkül eden manevî prensiplerdir. Bir sosyoloğun ifâdesiyle, “müşterek bir düşünce ve ortak bir hayatın        tezâhürü”dür. 2  İlmî, fennî bütün gelişmeler, bu manevî temelin sonucudur. İnsanlığın ilerlemesi için, bu ortak düşünce sistemine ihtiyaç var. Gençler de, gelişim çağlarında medenî bir hayatı benimsediklerinde ilerleme katedebilir. Ahlâkî çöküşlerin girdabından ancak medeniyet ile çıkabilir. Çünkü vatanın, milletin, toplumun gelişmesinde ahlâkın büyük yeri var. Ziya Paşa’nın dediği gibi: “Millî ahlâk olmayan yerde, millet de,    medeniyet de olmaz.” Ahlâkı esas aldığımızda,     medeniyet yolculuğuna çıkacağız inşallah.

Velhasıl, bizi maddî manevî tekâmül yolunda ileriye götüren medeniyet yolculuğuna çıkmalıyız. İslâmî bütün güzellikleri bağrında barındıran yolda ilerlersek, saadet saraylarına ulaşacağız inşaallah. 

İnsaniyetin ihyası için, haydi medenileşmeye..

Dipnotlar:

1) Bediüzzaman Said Nursî, Divan-ı Harb-i Örfi, İstanbul, 2008, s. 41.

2) Malek Bennabi, Vocation del’İslâm, Seuil, Paris, 1954, s. 21.

Okunma Sayısı: 939
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
    (*)

    Namaz Vakitleri

    • İmsak

    • Güneş

    • Öğle

    • İkindi

    • Akşam

    • Yatsı