"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

Saldırıyı destekleyen “Ama, fakat, lâkin”ciler

M. Latif SALİHOĞLU
24 Nisan 2019, Çarşamba
Siyasîlerin ve STK temsilcilerinin çoğu, Kılıçdaroğlu’na yapılan menfur saldırıyı kınadı.

Bağnaz fanatikler ve müzmin tarafgirlik illeti ile mâlûl olanlar ise, sırıtan kınama mesajlarının arkasına “ama, fakat, lâkin...” ile başlayan cümlelerle öyle bir yığınak/tahşidat yaptılar ki, hayret ve taaccüple karşılamamak elde değil.

Yeni Şafak yazarı, eski AA Genel Müdürü Kemâl Öztürk, dünkü yazı başlığında kullandığı tâbirle “Daha ne olacaktı?” diyor.

Yazısında, şu ifadelerin de altını çiziyor Öztürk: “Kılıçdaroğlu’na yapılan bir linç girişimiydi. Başka izâhı yok... Eğer bu medya düzeni devam ederse, eğer bu üslûp ve bu yayınlar sürerse, kızgın demirin soğutulması mümkün olmayacağı gibi, daha kötü olaylar da yaşarız.”

Kemâl Öztürk, uzun süredir, bize göre “aklı başında” güzel yazılar yazıyor. Tebrik ediyoruz. Söz konusu dünkü yazısının geniş bir özetini, gazetemizin bugünkü manşet haberinden de takip edebilirsiniz.

Şunu herkesin bilmesini ve doğru anlamasını istirham ediyoruz: Asıl saldırı, demokrasiye yapılmıştır. Bizim öncelikli hassasiyetimiz, şu veya bu kişi-parti falan değil, asıl gelişme istidadı gösteren demokrasinin zedelenmemesi maksadına mâtuftur.

Demokrasi emekledikçe, eskiden ya savaş çıkartılır, ya da darbe-muhtıra gibi şeyler yaptırılarak önü kesilmeye çalışılırdı. Şimdi de iç-dış odaklı provokasyonlarla, aynı maksada hizmet ediliyor. Buna asla imkân, fırsat verilmemeli. Hepimizin çabası, bu yönde olmalı.

* * *

Evet, kerhen yapılan kınama mesajlarının arkasından “ama, fakat, lâkin”li cümleler kurarak, saldırıya uğrayan insanı suçlu gibi göstermek, açıkça ifade etmek gerekirse, bu ve benzeri saldırılara çanak tutmaktır. Saldırganlara cesaret vermektir. Zımnen, şiddeti alkışlamak ve “Oh oldu!” demektir.

Bunun başka türlü bir izahı yoktur.

Her şey bir yana, Devlet Bahçeli’nin şu sözüne ne demeli: “O adama yumruk attıracak kadar ne yaptın sen Kılıçdaroğlu? Kemâl Kılıçdaroğlu’nun bir tatile çıkması lâzım. Hem, şu kadarcık oy aldığı bir yere niçin gidiyor?”

Sayın Bahçeli’nin Kılıçdaroğlu için sarf ettiği aynı sözleri, aslında onun daha evvelki seçimde miting yapmak üzere gittiği Tunceli seyahati için de söylemek mümkün. Misâl: Tunceli’de ne kadarcık bir oyu var ki gidiyor?

Nitekim, o zaman da gerginlik çıkmış, hatta protestolar bile uç vermişti; ancak, ânında güvenlik kordonu oluşturmuş ve nâhoş bir durumun vuku bulmasına fırsat verilmemişti.

Esasında, Kılıçdaroğlu için de aynı tedbirin alınması hem lâzım, hem mümkün idi. 

Ne yazık ki, bunlar yapılmadığı gibi, yaraya tuz basma kàbilinden, mağdur kişiyi suçlu göstermeye yönelik beyanlar gırla gitti.

Evvel-âhir temennimiz şudur: Şiddetle, hiddetle, öfkeli davranışlarla kimse hayırlı bir neticeye varamaz. Zarar üstüne zarar gelir. Bu sebeple, şiddeti ihtiva eden her türlü saldırının peşinden ve hiç rezerv konulmadan reddedilmesi elzemdir. Üstelik, “ama”sız, “fakat”sız, “lâkin”siz bir şekilde...

İnşaallah, olup bitenlerden herkes gereken dersi çıkarır da, hiç olmazsa bundan sonraki gelişmelere karşı daha bir sağduyulu ve serinkanlı bir tutum sergiler.

***

GÜNÜN TARİHİ: 24 Nisan 1830

Mora’yı kaybettik

Osmanlı Devleti, Rusya, İngiltere ve Fransa'nın baskıları sonucu Yunan devletinin varlığını ve bağımsızlığını resmen kabul etti.

Bugünkü Yunanistan toprakları, bütün Mora Yarımadası’yla birlikte tâ Fatih Sultan Mehmed zamanında fethedilmişti.

Dört yüz seneye yakın Osmanlı idaresinde yaşayan Yunanlılar, başta Rusya (Ortodoks) olmak üzere, diğer Avrupa devletlerinden gördüğü yardım ve destekler sayesinde, 1800'lü yılların başından itibaren Osmanlı'dan ayrılma teşebbüslerinde bulundu. Nihayet, Osmanlı'nın kendi içinde sıkıntılar yaşamasını fırsat bilerek, ayrılma yoluna gitti.

1808'de tahta geçen Sultan II. Mahmud’un bilhassa son zamanlarında, Batı'da olduğu gibi Doğu'da da hazin mağlûbiyetler yaşandı. 1839 Nizip Bozgunu gibi...

30 yıldan fazla süren padişahlık devri, dışta hezimet ve toprak kaybı, içerde ise kanlı inkılâplar dönemi olarak tarihe geçti.

Okunma Sayısı: 1586
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
  • Şevket Paksoy

    24.4.2019 00:26:01

    Kılıçtarogluna yapilan menhus saldiri ile ilgili iki gundur yazdigıniz cok isabetli yazilarinizdan dolayi sizi tebrik ederiz. Yureginize kaleminize saglik..

(*)

Namaz Vakitleri

  • İmsak

  • Güneş

  • Öğle

  • İkindi

  • Akşam

  • Yatsı