"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

İsnat ve iddialara izahlı cevaplar-1

M. Latif SALİHOĞLU
22 Nisan 2024, Pazartesi
Daha evvel üzerinde parça parça durduğumuz bir mevzu. Bilhassa 2007 senesinden başlamak üzere, lüzumuna binaen ara ara cevap verdiğimiz haksız itham, isnat ve iddialarla ilgili bir konu.

İsnat ve iddiaların sahibi Kadir Mısıroğlu. Haklarında itham ve isnatta bulunduğu kimseler, Bediüzzaman Said Nursî ve Nur Talebeleri.

Mayıs 2019’da vefat eden Mısıroğlu, söz konusu asılsız iddiaları, önce Sultan II. Abdülhamid isimli kitapta sıralayıp döktü. Ardından bazı televizyon kanallarında (özellikle net.tv’de) aynı yalan ve yanlışları tekrar edip durdu. Daha sonraları, muhtelif seminer ve konferanslarında ithamların dozunu daha da yükselterek, konuşmalarını kayda geçirdi.

İşte, onun yıllarca tekrarlayıp durduğu haksız, hukuksuz, akıl almaz karalamaları şimdi de onun taraftarları ve muhibbanları tarafından internet üzerinden kitlelere yaymaya ve bilhassa yeni neslin sâfi zihnine boca etmeye çalışıyorlar.

Bu sebeple, o isnat ve iddiaların tamamına derli-toplu bir şekilde izahlı cevaplar vermek icap ediyor. Tâ ki, günümüz gençliği ve gelecek nesiller yalan-yanlış şeylerin etkisinde kalmasın ve tarafgirlik marazıyla zihinleri bulanmasın.

*

Merhum Mısıroğlu hayatta iken de, kendisine gereken cevapları verdik aslında. Ne var ki, bize yazılı olarak cevap vermek yerine, kendi hayranlarına yaptığı konuşmalarda daha çok tehevvür ile bağırarak, yer yer hakaretler savurarak mukabelede bulunmaya çalıştı.

Netice itibariyle, onun veya muhibbanlarının kalkıp bize herhangi bir mukabelede bulunmalarına, yahut cevap vermelerine ihtiyaç yoktur. Çünkü, onlar türlü iddia, itham ve isnatlarda bulundular; cevap verme hakkı ise, haliyle bize geçmiş bulunuyor.

Yaklaşık yirmi yıldır konuyla ilgili söylediklerinin, sayıp döktüklerinin hemen tamamını okuyup dinleyerek, bunları cevap vermek üzere derleyip toplayabildiğimizi söyleyebiliriz. Şayet gözden kaçan hususlar varsa, siz aziz okuyucularımız da bize iletebilirsiniz.

*

İddia ve cevaplar kısmına geçmeden, hayrete mûcip iki-üç noktaya daha temas etmek istiyoruz. Şöyle ki: 

Yazının ilerleyen safhalarında da görüleceği gibi, onca yalan-yanlış şeylere, bunca insanın inanmasına hayret etmemek elde değil.

Bir diğer husus, Mısıroğlu, mevcut siyasî iktidarın akıl hocalarından biri iken, bazı Nur Talebelerinin, Mısıroğlu ve muhibbanlarıyla adeta yarışırcasına, yıllardır parti ve iktidar meddahlığı yapmalarına hayret etmemek elde değil.

Üçüncü nokta, umumun bildiği ve kabul ettiği “Yanlış bilgi üzerine doğru fikir bina edilmez” gerçeğine rağmen, Said Nursî hakkında öyle fahiş yanlışlar ve bilgi hataları var ki, buna da hayret etmemek mümkün değil.

Kısacık bir misâl: Said Nursî’nin 15-16 yaşlarına (yani 1890’ların başında) İstanbul’a geldiği ve “benlik”le hareket ederek “Her soruya cevap verilir” ilânını Fatih Camiinin duvarlarına, sütunlarına yapıştırdığı iddia ediliyor.

Evet, hiçbir kaynakta geçmeyen böyle yalan-yanlış bilgiler, söz konusu metinlerin ve konuşmaların hemen her safhasında karşımıza çıkıyor, ne yazık ki…

Şimdi, tek tek ileri sürülen iddiaları sıralayalım ve bunlara karşı gereken “izahlı cevaplar”ı verme faslına geçelim.

*

İddia-1:

Said-i Nursî, daha sakalı çıkmamış, 15-16 yaşlarındayken (yani 1890’ların başında) İstanbul’a geldi. Benliği şiddetlidir. Fatih Camii’nin direklerine ilân astı: “Var mı benimle mübareze-i ilmiyede bulunacak olan!?” diyerekten…

İzahlı cevap:

Bu iddiaları doğrulayacak bilgiler güvenilir hiçbir kaynakta geçmiyor. Daha çok kulaktan dolma uydurmalar ve tahkiksiz bilgiler. 

Başta Tarihçe-i Hayat, A. Badıllı’nın “Mufassal Tarihçe”si, N. Şahiner’in Biyografik eseri ve Son Şahitler serisi gibi umumî kabul görmüş hiçbir kaynakta, iddia edilen hurafelerin hiçbiri yer almıyor. Bunların tamamının üzerinde ittifak ettikleri bilginin özeti şudur:

1907 yılı sonlarında ve 30 yaşlarında İstanbul’a gelen Said Nursî, Şekerci Han’daki ofisinin kapısına şu tabelayı astırmış: Burada her müşkil halledilir; her suale cevap verilir, fakat sual sorulmaz.”

Keza, “Tam toprak gibi, kemâl-i tevâzu, mahviyet ve terk-i enaniyetle” Hakk’a hizmet eden” Hz. Bediüzzaman’da, öyle anlatıldığı gibi benlik falan yoktur; belki, “Onda salâbet, celâdet ve şehâmet-i diniye vardır” denilebilir.

(Devamı var)

Okunma Sayısı: 2406
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
  • İbrahim FİŞEK

    23.4.2024 08:45:15

    MâşâAllah aziz kardeşimize, müfterilere gereken cevap verilmiştir diye düşünüyorum...tebrikler, teşekkürler...

  • Abdullah Tunç

    22.4.2024 16:29:59

    İmam-ı Şarani ve şeyh muhyiddini Arabi hazret leri; Mehdinin doğum tarihini 1877 olarak göste riyorlar.1878-1877-1876 tarihleri doğum tarihleri olarak yazılıyor.Ama ağır lıklı 1877'dir.

  • Emin

    22.4.2024 16:17:33

    Doğrusu onlar, meslekçe tahribatçıdırlar. Dünyada en büyük ahmak odur ki, böyle dinsiz serserilerden terakki ve saadet-i hayatiyeyi beklesin. (Mektubat, s. 438)

  • Abdullah Tunç

    22.4.2024 14:44:32

    Daha evvelki senelerde Üstad'a atılan iftira,itham ve isnadlara karşı gerekli cevapları vererek, itham itira ve isnadları çürütmüş tünüz.Fakat edepten yok sun bir kısım dindar kisve sinde bulunan hayasızlar rahat durmuyor.Kendi çü rük,bozuk,taaffün etmiş fikir ve düşüncelerini etba larına kabul ettirmek için işte böyle edepsizce Üstad'a saldırıyorlar.Bu saldırıları çürüten, etkisiz hale getiren yazarımız M.Lati Salihoğlu'nu can-ı gönülden tebrik ediyorum Rabbim hıfz-u şnayeti al tında bulundursun.Bütün nurcuların yapamadığını kendileri tek başına yapı yor.İşte Üstad sevgisi ve hamiyeti böyle olur.Eğer bütün nurcular bu yazarı mız gibi hassas davransa lar; emin olun hiç kimse Ütad'a Risale-i Nur'a, Nur talebelerine saldırıya cesa ret edemez.

  • HÇeşitcioğlu

    22.4.2024 12:36:07

    1907- 1878= 29 tam yaşı..

  • Yiğitoğlu

    22.4.2024 11:05:29

    1950'de Ankara Üniversitesinde, bizzat üstadın hizmetinde bulunan talebeleri tarafından verilen konferansta şöyle bir ifade geçiyor. "Kıymetli kardeşlerim! Said Nursî kırk sene evvel İstanbul'da iken "Kim ne isterse sorsun." diye hârikulâde bir ilanat yapmıştır. Bunun üzerine o zamanın meşhur âlim ve allâmeleri, Bedîüzzaman'ın hücresine kafile kafile gidip, her nevi ilimlere ve muhtelif mevzulara dair sordukları en müşkül en muğlak sualleri, Bedîüzzaman duraklamadan doğru olarak cevaplandırmıştır." Bu ifadeden de anlaşılıyor ki, 1907 yılı sonlarında ve 30 yaşlarında İstanbul’a gelen Said Nursî, Şekerci Han’daki ofisinin kapısına şu tabelayı astırmış. Ki, bu konferansın verildiği tarihte üstada hayatta idi. Demek ki, her söze kulak vermemeli, her meczubu ciddiye almamalı.

  • İhsan UÇAR

    22.4.2024 09:47:16

    Gayretiniz için teşekkur ederiz...Ancak"ofis" kelimesini anlamakta ve kabullenmekte zorlaniyorum.Aşina olduğumuz bir kelime tecih etseniz.

  • Sezgin Özdamar

    22.4.2024 06:22:44

    Allah razı olsun, bu tür çalışmalara ihtiyaç var.

  • Abdulkadir Ceylan

    22.4.2024 06:07:48

    Kadir Mısıroğlu'nun Bediüzzaman ve Selahaddini Eyyubi konusunda yalan söylemesi, iftira atması, hakaret etmesi, hatta küfretmesi dikkat çekicidir.

(*)

Namaz Vakitleri

  • İmsak

  • Güneş

  • Öğle

  • İkindi

  • Akşam

  • Yatsı