"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

Türklerle Kürtlerin saadeti yekvücut olmakta

M. Latif SALİHOĞLU
19 Nisan 2024, Cuma
Tâ Abbasiler zamanında başlayan ve en az bin senedir devam edegelen Türklerle Kürtlerin vatandaşlığı ve kardeşliği, inanıyoruz ki kıyâmete yakın bir zamana kadar da devam edip gidecek.

Bu iki unsuru birbirine kırdırarak düşman etmek için son yüz yılda hemen her şey yapıldı. Şükür ki, yine de başarılı olunamadı. 

Esasen, Türkler ile Kürtleri ayırmak için dünyanın süper güçleri toplanıp ittifakla çalışsalar, yine de bunda muvaffak olamayacaklarına inanıyoruz. Hem, nasıl ayırabilirler ki? Doğudan batıya milyonlarca evlilik yapmış ve yapmaktalar. Dostluk, komşuluk, iş ve mesai arkadaşlığı kesintisiz devam ediyor. Bütün bunları ayırmaya kimse güç-kuvvet yetiremez ki…

Ecnebi müfsitlerin yaptığı ve yapacakları tek şey, bu iki kardeş unsuru türlü bahane ve yara kaşıyıcılığı yapmakla birbirine kırdırmak, onları adeta “düşman kardeşler” haline getirmeye çalışmaktan ibaret.

Kardeşleri birbiriyle çatıştırıp kırdırma ateşine odun taşıyanların içinde, maalesef hem Türkçülük, hem de Kürtçülük yapanlar var. Tabii, bilerek yahut bilmeyerek ecnebilerin âleti oluyorlar. Bir kısmı da gafilâne-cahilâne gidiyor. Irkçılık marazı onların dengesini bozmuştur. İşinin sonunu hesaplamadan patavatsızca hareket ediyorlar. Ufukları dar, muhakemeleri kıttır.

Esasen, ırkçılık manasında milliyetçilik davası güdenlerin çoğu ya geri zekâlıdır, yahut da zekâ geriliğine müptela oluyorlar. Aklı başında olanlar, fikir ve hareketlerini o gafillerin muzır sloganlarına bina etmez.

*

Yakın tarihte karşılıklı olarak yapılan hatalara objektif bir nazarla baktığımızda şunu görüyoruz: Bundan 99 yıl evvel Anadolu’nun doğusunda Şeyh Said Hadisesi yaşandı. Bu kanlı hadisenin arka planında, şüphesiz ki Türklerle Kürtleri birbirine düşman etme fitnesi yatıyordu. Teessüfler olsun ki, bu münâfıkane fitne planında bir ölçüde başarılı olundu.

Şeyh Said ve arkadaşları yakalanıp İstiklâl Mahkemesinde idam talebiyle yargılandığı günlerde, Van’da münzevî bir hayat sürmekte olan Bediüzzaman Said Nursî de oradan alınıp ihtiyaten Garbî Anadolu’ya sevk (sürgün) edildi. Jandarmalar kendisini almaya geldiklerinde, bölge halkı ve ileri gelenleri buna mani olmak istemiş, hatta bir kısmı yollara dökülüp demişler ki: “Aman Efendi Hazretleri, bizi bırakıp gitme. Müsaade buyur, sizi göndermeyelim. Arzu ederseniz Arabistan’a götürelim.”

Buna benzer sözlerle yalvaran zatlara, ahaliye ve silâhlı gruplara teskin edici nasihatlerde bulunan Üstad Bediüzzaman ise “Ben Anadolu’ya gideceğim, onları istiyorum” diyerek, kaderin sevk-i İlahisiyle yoluna devam etmiştir. (Tarihçe–i Hayat: 136)

“Ben kaderin mahkumuyum” diyen Bediüzzaman Hazretleri, bir müddet Burdur ve Isparta’da bekletildikten sonra ücrâ bir köye, Barla’ya nefyedilir. Ne var ki, burada da rahat bırakılmaz. Müslüman Türk gençlerinin etrafında pervane olduğunu fark eden dessas münafıklar, derhal harekete geçer ve dehşetli propagandalarla karalamaya başlarlar. (Bunlar, aynı zamanda Şeyh Said hadisesinin arka planında fitne kaynatan gizli İslamiyet düşmanlarıdır.)

İşte o dehşetli propaganda malzemesinden iki örnek: Barla Lâhikası/149: “Mülhid münafıkların en son ve alçakça ve vicdansızca aleyhimizde istimal ettikleri bir silâhı şudur ki, diyorlar: ‘Said Kürttür; bir Kürdün arkasında bu kadar koşmak hamiyet-i milliyeye yakışmaz.’”

Mektubat/407: “Şeytanın telkiniyle ve ehl-i dalâletin ilkaâtıyla, bana karşı propaganda ile hücum eden ve mühim mevkileri işgal eden bazı mülhidler, kardeşlerimi aldatmak ve asabiyet-i milliyetlerini tahrik etmek için diyorlar ki: ‘Siz Türksünüz. Maşaallah, Türklerde her nevi ulema ve ehl-i kemâl vardır. Said bir Kürttür. Milliyetinizden olmayan birisiyle teşrik-i mesâi etmek, hamiyet-i milliyeye münâfidir.’”

*

Evet, buna benzer şiddetli propagandalarla, Üstad’a ve Nur’a talebe olan ihlâslı Müslüman Türk gençleri, Bediüzzaman Hazretlerinden soğutmak sûretiyle koparılmak istenmiş.

Ancak, nihayetsiz şükürler olsun ki, bu gayelerinde muvaffak olamadılar. O dehşetli propaganda bombardımanı, İslâm kardeşliğiyle teşkil edilmiş olan sağlam Nur kalesine tosladı ve gerilemek durumunda kaldı. İşte, kardeşliği saadeti budur, yekvücut olma bahtiyarlığı buna derler. Bu sağlam imtizaç ve tesanüdü bozmaya hiçbir fitnekârın gücü-kuvveti yetmeyecektir, biiznillah.

Okunma Sayısı: 1407
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
  • S.topuz

    19.4.2024 21:21:39

    "Şu devlet-i İslâmiye yirmi-otuz milyon iken, bütün Avrupa'nın büyük devletlerine karşı hayatını ve mevcudiyetini muhafaza ettiren, şu devletin ordusundaki nur-u Kur'andan gelen şu fikirdir: Şu devlet-i İslâmiye yirmi-otuz milyon iken, bütün Avrupa'nın büyük devletlerine karşı hayatını ve mevcudiyetini muhafaza ettiren, şu devletin ordusundaki nur-u Kur'andan gelen şu fikirdir: "Ben ölsem şehidim, öldürsem gaziyim." Kemal-i şevk ile ve aşk ile ölümün yüzüne gülerek istikbal etmiş. Daima Avrupa'yı titretmiş. Acaba dünyada basit fikirli, safi kalbli olan neferatın ruhunda şöyle ulvî fedakârlığa sebebiyet verecek, hangi şey gösterilebilir? Hangi hamiyet onun yerine ikame edilebilir? Ve hayatını ve bütün dünyasını severek ona feda ettirebilir?" Bediüzzaman Said Nursi, Risale-i Nur Külliyatı Mektubat - 326

  • S.topuz

    19.4.2024 21:19:32

    "Menfî milliyette ve unsuriyet fikrinde ifrat edenlere deriz ki: Evvelâ: Şu dünya yüzü, hususan şu memleketimiz, eski zamandan beri çok muhaceretlere ve tebeddülata maruz olmakla beraber; Merkez-i Hükûmet-i İslâmiye bu vatanda teşkil olduktan sonra, akvam-ı saireden pervane gibi çokları içine atılıp, tavattun etmişler. İşte bu halde Levh-i Mahfuz açılsa ancak hakikî unsurlar birbirinden tefrik edilebilir. Öyle ise, hakikî unsuriyet fikrine, hareketi ve hamiyeti bina etmek, manasız ve hem pek zararlıdır. Onun içindir ki: Menfî milliyetçilerin ve unsuriyetperverlerin reislerinden ve dine karşı pek lâkayd birisi, mecbur olmuş, demiş: "Dil, din bir ise; millet birdir." Bediüzzaman Said Nursi, Risale-i Nur Külliyatı Mektubat - 326

  • S.topuz

    19.4.2024 21:07:01

    "Şu devlet-i İslâmiye yirmi-otuz milyon iken, bütün Avrupa'nın büyük devletlerine karşı hayatını ve mevcudiyetini muhafaza ettiren, şu devletin ordusundaki nur-u Kur'andan gelen şu fikirdir: "Ben ölsem şehidim, öldürsem gaziyim." Kemal-i şevk ile ve aşk ile ölümün yüzüne gülerek istikbal etmiş. Daima Avrupa'yı titretmiş. Acaba dünyada basit fikirli, safi kalbli olan neferatın ruhunda şöyle ulvî fedakârlığa sebebiyet verecek, hangi şey gösterilebilir? Hangi hamiyet onun yerine ikame edilebilir? Ve hayatını ve bütün dünyasını severek ona feda ettirebilir?" Bediüzzaman Said Nursi, Risale-i Nur Külliyatı Mektubat - 326

  • selma

    19.4.2024 16:04:45

    Önemli konulara değinen güzel bir yazı olmuş. Bediüzzaman Hazretlerinin bu topraklarda yaşaması, Risale-i Nur'ların bu ülkede, bu dilde yazılması gelecek adına umutlu olmamıza yetiyor. Bu kadar fedakarlık boşuna yapılmadı, bu kadar sıkıntıyı boşuna çekmediler. Elbette güzel bir sonuç olacak İnşaallah...

  • Abdullah Tunç

    19.4.2024 04:57:51

    Türk ve Kürt kardeşliği hakkında yazılmış güzel bir yazı.Dengeli bir maka le.Birleştirici kaynaştırıcı bir yaz.Aynı zaman toplu mun farklı kesimleri ara sında düşmanlığın, körük lendiği ve iç huzurun bo zulduğu bir zamanda ya zılan ve bir uyarı vazifesi ni gören mükemmel bir ya zı.İçtima-i münasebetleri hakikat müvacehesinde anlatan, kardeşliye, muhabte çağıran bir yazı. Yazı bazı ırkçı kesimleri memnun etmeyebilir,ama hakikat taliplerini sevindi rir.Olsun hakikat incinme sin, hatırlar kırılsada öne mi yok.Yazarımızı tebrik ediyorum.Benzer yazılar yazılsa faydalı olur kanaa tııdayım.Sıhhat ve afiyet dileği ile dua ve muhab bbetlerimi sunuyorum.

(*)

Namaz Vakitleri

  • İmsak

  • Güneş

  • Öğle

  • İkindi

  • Akşam

  • Yatsı