"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

Siyasetteki vazife

M. Latif SALİHOĞLU
13 Mart 2019, Çarşamba
Siyasetle meşguliyet, Kur’ân şâkirdleri için elbette ki birinci ve en mühim vazife değildir. “Vesvesesiz iman hizmeti” yanında üçüncü, dördüncü, beşinci derecede kalır.

Fakat, bilhassa günlük gazete ve benzeri neşriyat vasıtaları için, siyasetle meşguliyet birinci derecede gelen bir vazifedir. Esasen, siyasetle alâkası bulunmayan günlük periyotlarla çıkan herhangi bir gazete ve neşriyat faaliyet yok gibidir. Gösterilemiyor.

Bu durumda, aktüalite ile, ülke ve dünya gelişmeleri ile, gazete ve neşriyat ile alâkadar olanların, hele hele hürriyet, diplomasi ve demokrasiye ehemmiyet verenlerin siyasetle ilgilenmemesi, bütün bunlara uzak ve bigâne kalması düşünülemez... 

Demek ki, her vatandaşın “meşrû siyaset”le de bir alâkası vardır; yani, siyaset âleminde de bir nevi vazifesi vardır veya olmalıdır.

Yalnız, bu vazifeyi ayarında, dozajında yapmalı ve eğer huzur-u kalp istiyorsa, araya mutlaka bir mesafe de koymalıdır. Zira, siyaset tek başına kalpleri ıslâh etmez; ölçü ve ayarı kaçtığında ise, tam aksi tesirle kalpleri ifsat eder.

İşte, gelişmelere bu zâviyeden bakarak şimdi de “siyasetteki vazife”mizin sınırlarını tayin etmeye, çerçevesini çizmeye çalışalım.

* * *

Tarihçe-i Hayat isimli eserin “Afyon Hayatı” bölümüne (1948-49) baktığımızda, orada “Üçüncü Said” tabirinin geçtiğini görüyoruz.

Üçüncü Said devresi, iman hizmetinin yanı sıra, Nurlar’ın geniş siyaset ve neşriyât âleminde tezâhüre başlamasının adıdır.

Nitekim, öyle olmuştur. Üstad Bediüzzaman, 1948’de Afyon Hapishanesi’ndedir. O tarihte, Fevzi Paşanın öncülüğünde ve de fahrî başkanlığı altında Millet Partisi kuruldu. “Din adına” kurulan bu parti, Demokrat Parti’den transfer ettiği 30’a yakın milletvekili ile Meclis’te grup kurmayı da başardı.

Üçüncü Said’in zuhûruna ve ilân edilmesine dair “İlliyyet bağı”na baktığımızda, işte tam da “din adına” bir siyasî faaliyetin başlatıldığı tarihe denk düştüğünü görüyoruz.

Üçüncü Said’in, daha Afyon Hapsi’nde iken neşrettiği ilk mektubunu incelediğimizde ise, orada gayet açık ve net ifadelerle, siyasetteki “vazife-i hakikiye”sinden bahsettiğini, ayrıca “Vatan ve millet ve din nâmına mükellef olduğum büyük bir vazife” diyerek, siyaset âleminde de mühim bir vazifesinin bulunduğunu, fevkalâde tesirli bir sûrette nazar-ı dikkate sunduğunu görüyoruz... Hatta öyle ki, 35 senedir siyaseti terk ettiği için, mükellef olduğu bu cihetteki vazifesini yapamadığını ve eğer bunu yapmazsa “affolunmaz bir suç” işlemiş olacağını aynen şu sözlerle beyan ediyor: "Evet, vatan ve millet ve din namına mükellef olduğum büyük bir vazifeyi, dünyaya bakmadığım için yapmadığımdan, hakikat noktasında affolunmaz bir suç olduğuna ve bilmemek bana bir özür teşkil edemediğine, şimdi bu Afyon hapsinde kanaatim geldi." (Tarihçe-i Hayat: 490; Şuâlar: 340)

Afyon’dan Emirdağ’a geldikten sonra telif edilen ilk mektuplarda, Üçüncü Said devresi ile kast edilen o "büyük vazife"nin, siyasetteki vazife olduğu ve otuz beş sene sonra bu vazifeye bakmaya lüzûm, hatta mecburiyet hâsıl olduğu, gayet sarih şekilde beyan ediliyor.

Bu vazifenin mühim bir ciheti de şudur: Meşrûtiyet zamanında Ahrarlara istinat noktası olunduğu gibi, şimdi de “Demokratlara dayanak noktası olmak” şeklinde özetlenebilir.

Eğer şimdi değilse, ne zaman?..

* * *

Evet, normal şartlarda bile Demokratlara  nokta-i istinat olmak gibi bir vazife var orta yerde. Şartlar şiddetlendiği halde bu misyona yardım etmemek, destek vermemek, dayanarak olmaya çalışmamak, siyasetteki vazifeyi bir yönüyle yapmamak anlamına gelir.

Yapılabilecek bir vazife şu olsa gerektir: Eski Said döneminde olduğu gibi, Üçüncü Said döneminde de aynı minvâl üzere tekerrür eden “Ahrar ve Demokrat’a yardım etmek”tir.

Bu yardım tarzını şimdilerde, tarif edilen o misyona sahip çıkmak, onu yaşatmaya çalışmak, birçok kimsenin “O artık söndü, öldü, gitti...” demesine mukabil, onun ölmediğini, sönüp gitmediği, diri ve hayattar olduğunu göstermek, bunu fiilen ispat etmek gerektiği kanaatini taşıyoruz. Tabiî, yine de herkesin görüş ve kanaati kendine...

Okunma Sayısı: 1398
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
    (*)

    Namaz Vakitleri

    • İmsak

    • Güneş

    • Öğle

    • İkindi

    • Akşam

    • Yatsı