"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

“Biliniz ki, elinizden kaçmasın”

Mikail YAPRAK
18 Nisan 2019, Perşembe
Hiç şüphe olmasın ki, Kur’ân’ın malı olan ve ondan gelen Risale-i Nurlar hep geldiği gibi kalacaktır.

Ah bir de biz olduğumuz gibi ya da olmamız gerektiği gibi kalabilsek! (Buradaki “biz” zamiri, sadece Yeni Asya takipçilerini değil, Risâle-i Nur yoluyla imana ve Kur’ân’a hizmet idealinde olan herkesi, her grubu kapsıyor.)

Keşke, Nurlar’ın ve Nur mesleğinin mânasını ve ruhunu incitebilecek oluşumlara ve girişimlere hep kapalı kalınabilseydi, geçit verilmeseydi. Keşke Bediüzzaman’ı ve ideallerini farklı karelerde gösterme çabasında olanlara karşı hiç müsamaha gösterilmeseydi! Onun yüz vermediği maceralara asla iltifat edilmeseydi.

Onun “çıkmaz sokak” olarak gösterdiği gidişata prim ve cesaret verecek yaklaşımlardan hep uzak kalınabilseydi! 

Ama her halükârda sükûnet lâzım, telâşa gerek yok. Risâle-i Nur, nurdur. Nur’dan kimseye zarar gelmediği gibi, Nur’a zarar da verilemez! Yeter ki biz, biz olalım. 

Karşımıza çıkan her zorluk ve handikapta biz, “Bu da geçer Ya Hû” deyip, yolumuza devam edelim.

Biz; Nur’un dünyaya yayılan geniş dairesinin kemale ermesini ve İttihad-ı İslâm’ı netice vermesini istiyoruz.

Nur şeceresinin kökünü yeşil tutma gayretiyle Yeni Asya yarım asırdır yayın yapıyor.

Büyük bir camianın en küçük efradından olabilmek büyük bir şereftir. Bu camia içinde hasbelkader üzerinize tevdi edilen vazifeler; mevki, makam yahut ünvanlar olabilir.

Bunların hiçbirisi ne asıldır, ne de ayrıcalık vesilesidir. Her zaman aynı ve belli şahıslara münhasır bırakılması da, hem camianın hem de şahısların lehine olmaz.

İman ve Kur’ân hakikatlarından istifademiz hususunda nefsimize ders olan şahsî okumalarımıza yahut cemaat içinde nefsimize dinletmelerimize, şeytan ve nefisten başka kimin itirazı ve engeli olabilir ki.. 

Üstelik Hazreti Üstad’ın bu ikazı her daim kulağımızda çınlarken:

“Ey kardeşlerim, dikkat ediniz. Vazifeniz kudsiyedir, hizmetiniz ulvîdir. Herbir saatiniz, bir gün ibadet hükmüne geçebilecek bir kıymettedir. BİLİNİZ Kİ, ELİNİZDEN KAÇMASIN.”

Vazife taksiminde “teşrik-i mesai ve taksim-ül a’mal” düsturu esastır.

Omuzlarında yük taşıyanların yükü hafifletilmeli. El atılmalı, omuz verilmeli. Yükün altındakiler, uzatılan yeni ellere, verilen omuzlara memnuniyetle mukabele ederler. 

Tıpkı omuzlarda cenaze taşınmasında olduğu gibi... Herkes tabutun altına girmek ve omuz vermek için fırsat kollar. Biri yorulmadan öbürüne devreder.

Kudreti ve gınası sonsuz olan Rabbine kulun ilticası, kulca olmalı. Aczini ve fakrını şefaatçi ederek O’na iltica etmeli.. Bütün başka sebeplerden nazarını çekip, (sebeplerin de yaratıcısı O olduğu için) O’na dönmeli, O’ndan istemeli... 

Kimsesizliğini itiraf ederek, bütün başka kimselerden vazgeçerek, O’nun huzurunda başkalarından medet ummanın edepsizliğini idrak ederek O’na iltica edilmeli.

İşte buyurun hep beraber O’nun huzurunda O’na el açıp bir duâ yapalım ki, o duânın kabulüyle sonsuzluğun saadet anahtarları avucumuza düşsün:

Ya Rab! Haksızlık ettirme bize! Haksızlığa uğratma bizi! Amin!

Okunma Sayısı: 1530
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
  • Abdullah Tunç

    18.4.2019 09:01:41

    " Nur'a zarar verilemez" amenna.A ma nura perde olunur.Risale-i Nur'un prensip ve kaideleri ile,meslek ve meş rebiyle,tarzı hareketiyle kabili telif ol mayan söz,fiil ve hareketlerle nura perde olunabilir ve oluyor.Herkes ehli tahkik değildir.Yüzde sekseni,zahire bakar,sathi düşünür,görünüşe göre ka rar verir.Nura aykırı hal ve hareketler den dolayı insanlar nura soğuk dav ranır,nurdan uzaklaşırlar.Bunu müseb bibi nura uygun hareket etme yenler dir.Bu çok ağır bir vebaldır.Her nur o kuyucusu buna son derec dikkat et mek zorundadır.Aslında işin nirengi ve merkezi noktası;fiillerimizle imanın kemalatını ve islamın ahlakını fiilleri mizle göstermektir.İslama olan büyük dehaletler bu şekilde olur.En önemli nokta burası,son derece dikkat edilme si gereken husus bu...Bu cihette bü yük eksiklerimiz var. Bu noksanlıkları mızı giderip islamı hayatımıza geçirdi ğimiz gün ve zaman büyük gelişleme leri,inkişafları bekleyelim.O zaman sa uzak değildir...

  • Ali Tam

    18.4.2019 03:14:08

    Keşke lafzı NEBE SURESİ nin sonunda ki keşke yi tedai ettirdiğinden o mahiyet itibariyle en çok çekindiğim kelimelerden olmuştur. Suyun muhtelif hali gibi aynı hakikat muhtelif insanlarca muhtelif değerlendiriliyor. Bu cümleden olarak aynı NURLAR sayesinde iman ve İslam dairesine girenlerden örneğin biri bir adamı Siyasal İslamcı olarak görürken bir diğeri onu asrın siyasal MÜCEDDİDİ olarak görebiliyor. Kim kimin omuzundan hangi yükü alsın?

(*)

Namaz Vakitleri

  • İmsak

  • Güneş

  • Öğle

  • İkindi

  • Akşam

  • Yatsı