"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

Diyorlar ve diyoruz...

Mikail YAPRAK
25 Temmuz 2019, Perşembe
Maraşlı merhum Âşık Hüdaî ne güzel demiş:

“Faydası olmayan bahardan, yazdan;

Yüce dağ başının kışı makbuldür..

Cahilin yaptığı sözden sohbetten;

Âlimin hayali, düşü makbuldür.”

Hele bir âlim ki; sözü, izi ve yazısı (eserleri) hep Kur’ânî ve Peygamberî olsa... 

Hele bir âlim ki; bize “hayal ve düş” gibi gelen beyanları bile hakikatın ta kendisi olsa... 

Hele bir âlim ki, siyaset ve içtimaîyat üzerine yazdıkları da, istikbâle ait beyanları da, düş ve hayalden uzak hakikatler olsa... 

Böyle bir âlime, “Emriniz baş-göz üstünedir” denilmez mi? “Eski Saîd Dönemi Eserleri” de yeniden okunmaz mı?

Bizim yazılarımız bir heyetin onayından geçerek orijinal haliyle önünüze geliyor. Ama sanmayınız ki, sanal yolla bize ulaşanlar da aynı minval üzere oluyor. Bir kere onlar, herhangi bir heyetten geçmiyor. Yazanın keyfine ve vicdanına kalıyor. Her zaman okşayıcı ve iç açıcı da olmayabiliyor. 

İşin garip bir tarafı daha var. 

Biz, içtimaîyat üzerine olan yazılarımızda parti ismi bile vermiyoruz. Lâkin gelen itirazlarda açıkça parti ismi veriliyor. 

Biz meselenin köküne ve temeline inmeye çalışıyoruz. İtirazcılar, ağacın dal ve yapraklarında, binanın çatısında dolaşıp duruyorlar.

Diyorlar ki: “A kardeşim, sen Avrupa’dan yazıyorsun. Oradan bakınca, Türkiye’nin gidişatını bizden daha iyi görmelisin. Yüz yıl öncesinden bu günümüze müjdeler yok muydu? İşte müjde tahakkuk ediyor. Değişimi neden hâlâ fark etmiyorsun?”

Diyoruz ki: “Bu gazetenin takipçileri dünyanın neresinde olurlarsa olsunlar, her meseleye ve her hâdiseye bir zaviyeden, bir açıdan ve bir yerden bakarlar.”

Diyorlar ki: “Bizim ‘hayır’ bildiğimizi neden ‘şer’ telâkki ediyorsunuz?”

Diyoruz ki: Siyaset alanı; haricî ve derin güçlerin cirit meydanıdır. Bazen asıl şerri, senin “hayra yorduğun” oluşumun üzerinden ülke üstüne yüklemesini biliyorlar. 

Görmüyor musun ki, o alana ‘hasbî’ olarak dalan ‘hesabî’ olup çıkıyor. Çok idealist zevat, o alana bulaştıktan sonra, bir de iktidara oturunca, idealini bir ‘gömlek’ gibi çıkarıp atabiliyor.

Gazeteci merhum Galip Erdem’in bir zamanlar dediği gibi:

“Bizler ‘dâvâ’yı Ağrı Dağı’nın zirvesine çıkaracaktık. Yola koyulduk, bin zahmet ve emekle, acılar çekerek dağa tırmandık. Zirveye vardığımızda sevincimiz sonsuzdu, ama küçük (!) bir noksanımız olduğunu fark ettik: 

‘Dâvâ’yı dağın eteklerinde unutmuştuk! Meğer biz dâvâyı değil, kendimizi zirveye çıkartmışız.”

Diyorlar ki: “Böyle dinini ve diyanetini bilen insanlar, haricî cereyanlara neden âlet olsunlar? Neden kendilerini, bile bile felâkete atsınlar?”

Diyoruz ki: “Buyurun, Yirmi Dokuzuncu Mektub’un Altıncı Risalesi’nin Altıncı Kısmı’nı bir daha okuyalım. Orada altı tane şeytanî desise deşifre ediliyor. Makam sevgisi, şöhret duygusu, korku damarı, rızkından korkmak, ırkçılık, enaniyet ve vazifedarlık damarı gibi… 

Ve Üstâd, “Kardeşlerim hakkında en çok korktuğum bu desiselerdir” diyor. 

Diyorlar ki: “Hürriyet ve demokrasi hususunda, Münâzarât’ta yüz yıl sonrasına müjdeler var. Tam yüz yıl geçti.”

Diyoruz ki: “Beşerin sebep olabileceği gecikmeleri ve ertelenmeleri de hesaba katmak lâzım. O müjdeli süreye beşerî ve şerlî müdahaleler olmuştur. O müdahalelerin tahribatlarını tamire çalışmayanlara Cenâb-ı Hak o mükâfatı tattırır mı? 

Kaldı ki tamire çalışmak bir yana, zahirî bir göz boyamanın arkasında tahribat daha katmerli devam ettiriliyor. 

Görmüyor musunuz?

Okunma Sayısı: 1061
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
  • Abdullah Tunç

    25.7.2019 12:59:55

    Üstadımız münazaratta,"eğer siz tembel kalıpta 0nun(meşrutiyetin )yolunu yapmazsanız tembellik etseniz, yüz sene sonra tamamen cemalini göreceksiniz."Ve şunlarıda nazara veriyor." Zira sizin şu vahşetengiz,cehaletperver,husumetefza olan sarp dağ ve derelerinizdeki vahşet ayılarından,husumet kurtlarından biçare meşrutiyet korkar,kolaylıkla gelmeye cesaret edemez." Bu ekrat taifesi için söylenen sözlerdir.Ülkenin genel durumu bundan farklımıdır ki meşrutiyet ve hürriyetin cemalini görelim.Beşerin ahvali,gidişatı,fiil ve işleri muvafıkmıdır ki bu müjdeli hayatı yaşayalım.Bu vaziyete bulunduğumuz sürece o mesut günlerin gelmesi mümkün değildir.Bir nefis muhasebesi,bir islahı hal etmemiz,cehalet,vahşet,tembellik gib hallerden kurtulmamız gerekiyor.Hangi say-u gayretimiz,hangi fedakarlık ve cehdimiz olmuş ki o mesut günleri görelim.

  • Selman Toprak

    25.7.2019 04:47:39

    Ağzımızla kuş tutsak yaranamayız o itirazcılara. Hatta istediklerini yapıp malum siyaset cereyanına destek versek; “bunlar samimi değil, korktular, dalkavukluk yapıyorlar” derler.

(*)

Namaz Vakitleri

  • İmsak

  • Güneş

  • Öğle

  • İkindi

  • Akşam

  • Yatsı