"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

Kıssadan hisseler

Mikail YAPRAK
21 Ekim 2021, Perşembe

NARIN TADI

Bediüzzaman der ki, “Hüsn-ü niyet öyle bir kimyadır ki, şişeleri elmasa çevirir, toprağı altın yapar.”

Ameller niyetlere göredir. Fikriniz ne ise karşınıza da o çıkar.

Bir de hangi gözle bakarsanız o gözle görürsünüz.

İyi bakabilmek ve iyi görebilmek niyetiyle kıssamıza bakalım.

İran’ın eski hükümdarlarından Nûşirevan, bir gün vezirlerinden biriyle giderken yol kenarında gördüğü bir bahçeye girer, bekçilik yapan çocuktan su ister. Çocuk bahçede suyun bulunmadığını söyleyince, “Öyleyse bir nar ver de, susuzluğumu gidereyim” der.

Çocuk koşarak gider, olgunlaşmış bir nar koparıp hükümdara uzatır. Narı çok tatlı bulan hükümdar, bir tane daha ister ve nar gelinceye kadar bu bahçeye el koymayı tasarlar. O sırada çocuk ikinci narı getirir. Alıp da tadına bakınca bu defaki narı hükümdar çok ekşi ve acı bulur. 

Çocuğa sorar:

- Evlâdım, bu nar da evvelki ağaçtan değil mi?

- Evet, ondandır efendim.

- O halde evvelki nar tatlı olduğu halde bu neden acı?

- Efendimiz, aynı ağacın narının biri tatlı, diğeri acı olmaz. Şayet olmuşsa bir hikmeti vardır. Sakın hükümdarımız niyetini değiştirip de iyi niyetli iken iyi tat, kötü niyetli iken de kötü tad tatmış olmasın?

Çocuğun bu ikazına hayran kalan hükümdar:

- Sen haklısın küçük bekçi, der. Ben baştan iyi niyetli idim, nar da iyi tatla geldi. Sonra niyetimi değiştirdim, böyle güzel nar yetiştiren bahçeye el koyma fikrine saptım, narın tadı değişti. Bana ekşi ve acı geldi. Şimdi niyetimi düzeltiyorum. Bahçeniz sizin malınızdır, kimse el koyamaz. Bir nar daha ver.

Küçük bekçinin üçüncü defa getirdiği nar da, ilki gibi tatlı ve lezzetli olur. Hükümdar kendi kendini suçlayarak uzaklaşıp giderken, “Niyeti güzel olan güzel neticeye lâyık olur” diye düşünür.

DİLENCİ

Günün birinde, bir kilisenin kapısında, iki dilenci peydah oluyor. Biri temiz-pak yüzlü, diğeri pasaklı, karanlık suratlı, insanların yüzüne bakmaktan kaçındıkları cinsten.

Temiz, pak olanının önünde bir yazı:

“Ben yoksul bir Hıristiyanım, lütfen yardım edin.”

Karanlık suratlı olanın da önünde bir yazı var:

“Bütün varlığını kumarda kaybetmiş bir Yahudiyim. Paraya ihtiyacım var.”

Pazar ayininden çıkanların hepsi, öfkeyle Yahudi dilencinin önünden geçip, temiz yüzlü Hıristiyan dilenciye sadâka veriyorlar. Haftalarca sürüyor bu iş. Sonunda papaz Yahudi dilenciye acıyor, yanına yaklaşıp diyor ki:

“Bak haftalardır avuç açıyorsun burada, tek kuruş sadâka toplayabilmiş değilsin. Seni gören hiddetleniyor, parayı diğer dilenciye veriyor. Şu önündeki yazıyı kaldırsan, Yahudi olduğunu söylemesen, kumarı falan işe karıştırmasan, üç beş de sen kazanırsın, karnın doyar.”

Yahudi dilenci gülümser ve diğer dilenciye dönüp şöyle der: “İşittin mi Salamon? Papaz bize ticaret öğretiyor.”

PADİŞAH VE AKIL HOCASI

Padişah da olsa, onu deneme ve denetleme hakkı elbette ki akıl hocasına aittir. Hele bir de bu akıl hocası evliyadan bir zat olursa..

Günün birinde akıl hocası dilenci kılığına girip, çok hırslı olan sultanın karşısına çıkar. Elindeki kabı göstererek, şöyle sorar:

- Şanlı padişahım, sizin gücünüz bu kabı altınla doldurmaya yeter mi?

Padişah hiddetlenerek, kabın altınla doldurulmasını yaverine emreder.

Lâkin, mümkünü yok. Kabın altında sanki görünmez bir kuyu varmış gibi, dökülen altınlar, elmaslar ve her türlü mücevherat kaybolur ve kab hep bomboş görünür.

Padişah, bu gidişle hazinenin boşalacağını düşünerek, olayı durdurur ve hayretle bunun sırrını öğrenmek ister.

Dilenci kılığındaki akıl hocası, kendisini gizleyen kılığından sıyrılıp, işin sırrını şöyle açıklar:

“Bu kab” der, “İnsan hırsından yapılmıştır. Ve hiçbir şey onu dolduramaz. Hırsına mağlûp olan insan, ister senin gibi padişah olsun isterse de bir köylü. Kesesi hiç dolmayan dilenciye benzer. Dünyanın en güzel sarayları, dünyanın en büyük hazineleri onu doyurmaz. Hatta dünyayı da yutsa tok olmaz. Elinde kabıyla dilenir durur.”

Okunma Sayısı: 1951
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
  • Ömer Faruk Yaprak

    22.10.2021 23:06:26

    Masaallah hocam. Bizi güldürdün. Allah sizi ve ailenizi, Yeni Asya camiasını her daim güldürsün. Amin

  • Neslinur

    21.10.2021 07:27:53

    Muhterem Mikail ağabey, paylaştığınız kıssalar ayrı güzel, vermiş olduğu hisseler ayrı güzel. Nükte içermesi bambaşka bir güzzellik katmış kanaatimce..

(*)

Namaz Vakitleri

  • İmsak

  • Güneş

  • Öğle

  • İkindi

  • Akşam

  • Yatsı