"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

Yanlıştan kurtulmak adına da yanlış yapılırsa...

Mikail YAPRAK
21 Kasım 2019, Perşembe
Bazı şeyler bizzat güzeldir, ona hiç kimse çirkin diyemez. Bazı şeyler de zahiren çirkindir, ama sağladığı neticeler itibariyle güzeldir.

“Sevmediğiniz bir şey sizin için iyi ve sevdiğiniz bir şey de sizin için kötü olabilir. Siz bilmeseniz de Allah bilir.”1

Evet; dünyada, bilhassa İslâm âleminde ve ülkemizde bu âyetin mânası hadiselerle gösteriliyor, okunuyor, okutuluyor. Bunun en bariz misalini de Birinci Dünya Savaşı’ndaki yenilgimizde görüyoruz. 

Adı üstünde: Mağlûbiyet! Yani zahiren ve apaçık bir musîbet. Ama Üstad Bediüzzaman’ın Sünûhat adlı eserinde bu mağlûbiyetin farklı izahatı vardır. 

Orada geçen bilhassa şu cümle meselemize ışık tutuyor: “Musîbet; cinayetin neticesi, mükâfatın mukaddemesidir.”

Ama o günden bugüne “cinayet” sayılabilecek hata ve cürümler en yüksek seviyede işlene işlene, yanlışlar birbirini doğura doğura geldiği için “mükâfat” sayılacak merhaleye geçiş de geciktikçe gecikiyor. Bu minval üzere çok şeyler yazılıp söylenebilir. Hatta 15 Temmuz’un neticelerine de bir yönüyle bu zaviyeden bakabiliriz. O zaman da açıkça görüldü ki, bu millet ve bu ülke İlâhî ve manevî bir koruma altındadır. Lâkin bu İlâhî ihsanın kıymetini bilip şükrünü eda edebildiğimizi söyleyemeyiz. Bu vesileyle yakaladığımız birlikteliği sürdüremediğimiz de aşikâr.

Halbuki görülmüştü ki; ülkemiz, vatanımız, istiklâlimiz, bayrağımız, millî ve manevî birliğimiz söz konusu olunca, her türlü siyasî ve dünyevî menfaatler ayaklar altına alınabiliyor. Kısır siyasî çekişmelerden vazgeçilebiliyor. İktidar ve muhalefet bile işbirliği yapabiliyor. Bayrağımızdan başka bir sembole ve siyasî argümanlara yer verilmeyebiliyor. 

Evet, bütün bunlar görüldü, ama devamlılığı sağlayacak tedbirler alınmadı, atılması gereken adımlar atılmadı. 

Bilâkis üst üste icra edilen yanlışlar, başka belâ ve sıkıntılara dâvetiye çıkaracak boyutlara ulaştı. 

20 Temmuz OHAL’iyle başlayan KHK’larla devam eden süreçte “at izi it izine karıştı”, kurunun yanında yaş da yandı.

Aslında 15 Temmuz, yığın yığın yanlışların birikip sıkışması sonucu patlak vermişti. Ve akılları başa aldırması gereken müthiş bir hadiseydi bu. Yanlışlar yığınının sebep olduğu bu hadisenin püskürtülmesi adına da yine yanlışlar yapıldığı gibi, yönelinen doğrulardan da büyük ölçüde vazgeçildi. Bir kere millet olarak sözlerimize dikkat edemedik. Birileri niyetlerini ve ellerini kirletmişlerdi. Biz de dillerimizi kirletmekten geri duramadık. Siyasetçilerimiz şahsî, hissî ve siyasî kaygıları bir tarafa bırakamadılar. Farklı emeller ve planlar kargaşasında yapılan fırsatçılıktan vazgeçemediler. Husûmetten, iftiradan ve intikam duygusundan kendilerini sakındıramadılar.

Yanlışlardan kurtulalım, başımızdaki karabulutları dağıtalım derken, yine bir yığın başka yanlışlara ve hatalara bulaşmaktan azade kalamadılar. Hal böyle olunca da maddî ve manevî kalkınmada; demokraside, eğitimde, san’at ve ticaret alanında ilerleme kaydetmek yerine, bilâkis geriliyoruz.

Bir Hak dostu ne güzel demiş: “Kula belâ gelmez Hak yazmayınca. Hak belâ yazmaz, kul azmayınca. Hak, kulundan intikamın kul ile alır. Din ü irfan bilmeyen bunu kul yaptı sanır.“

Hak dostlarının bir özelliğidir; “Ayağın taşa takılırsa, kalbini yokla“ derler. Devlet ve millet olarak aklımızı başımıza alıp, kalbimizi yoklarsak; kurtuluş çarelerinin dışarda değil, içerde mevcut olduğu anlaşılacaktır.

Dipnot:

1- Bakara Sûresi, 216.

Okunma Sayısı: 999
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
    (*)

    Namaz Vakitleri

    • İmsak

    • Güneş

    • Öğle

    • İkindi

    • Akşam

    • Yatsı