Asal Araştırma ve Danışmanlık “Türkiye’de Siyasi Gündem Araştırması”nın Şubat 2026 tarihlisinin sonuçlarını yayınlamış.
Haber7.com’un haberine göre araştırmanın “Dinî tutum ve davranışlar” başlıklı kısmında namazla ilgili sorulardan birine verilen cevaplar şöyle:
Düzenli kılıyorum: %31,2
Ara sıra kılıyorum: %22
Eskiden kılardım, şimdi kılmıyorum: %13,8
İleride kılmayı düşünüyorum: %5,4
Namaz kılmıyorum: %20
Fikrim yok / Cevap yok: %7,6
Bu soruda muhataplar namazdan sadece Cuma namazını mı, yoksa beş vakit namazı mı anlamışlar, bilemiyoruz. Bu kısmı geçelim.
Cevaplardaki dördüncü ve üçüncü satır ilginç.
Siyasî anketlere çocuklar dahil olmadığına göre “ileride kılmayı düşünüyorum” diyenler yetişkinler.
İşte bu %5,4’lük yetişkin kesimin gelecekle ilgili bu tahmini “şeytana galip gelme arzusu”nu yani içsel/enfüsî bir aşamayı ifade ediyorsa mesele yok.
Ama dış dünyaya, Türkiye’nin şartlarına ve siyasetine dair bir beklentiyi ifade ediyorsa üzerinde ayrıca düşünmek lâzım.
Bir ankette siyasete ve dünyaya dair çok soruya cevap vermiş bir kişi, sıra bu soruya geldiğinde, “ileride …” diyorsa o ilerinin içinde bir siyasî dönüşüm beklentisi de var demektir.
Asıl mesele ise şu:
Bu soruda cevaplar tek seçenekli olduğuna göre anketin üçüncü satırındaki “Eskiden kılardım, şimdi kılmıyorum” diyen %13,8’lik kitle, aynı zamanda “İleride kılmayı düşünüyorum” diyen %5,4’lük gruba dahil değil.
Bu durumda eskiden namaz kılan, ama artık kılmayan ve yakın zamanda yeniden başlamayı da düşünmeyen %13,8’lik çok büyük bir kitle var.
Buradaki “eskiden” herhalde “2000 öncesinde” anlamında değil.
Yani Türkiye’de “yirmi beş sene öncesinde namaz kılardım, ama artık kılmıyorum” diyecek kimse olduğunu sanmıyoruz.
O halde bu kişiler namazı son yıllarda ve AKP iktidarı döneminde bıraktılar.
Namazı bırakan dindarlığı da bırakıyor demektir. En azından “görünen dindarlık” pratikleri anlamında böyledir. İnanç esasları ve günahlar anlamında da zayıflama var mıdır? İnşallah yoktur ya da aynı oranda değildir.
Bu insanlar namazı neden bıraktılar?
Bu milletin, dinin direği denilen namazla bağının bu şekilde ve neredeyse tekrar bağlanamayacak gibi kırılmasına sebep olanlar kimlerdir ve nelerdir?
Konunun dünya genelindeki inanç ve inançsızlık eksenli dönüşümlerle ilgili olduğunu sanmıyoruz.
Konu yerel. Yani ülke şartları ile ilgili bir değişimi ve tercihi ifade ediyor.
Biz tahminlerimizi sayalım, siz de değerlendirmelerinizi yazınız.
1- Yönetimdeki dindarlar öyle yanlışlar yaptılar ki onların çizdiği “dindar insan imajı” toplumda “dindarlık iyidir” algısına zarar verdi. “Onlar gibi olacağıma en iyisi görüntüde dindar olmayayım” dedirtti ve dindarlığı kalıptan tamamen çıkarıp kalbe hapsetti.
2- Dindarların, birbirleriyle, yönetimi elde etme veya elde tutma üzerinden yaşadığı kavga ve bu kavgada devlet eliyle yapılan şiddetli ve yaygın zulümler insanları dindarlardan ve dindarlıklardan uzaklaştırdı.
3- Dinî cemaatlerin ve tarikatların temsili pozisyonunda bulunanlarının, bilhassa devletle ilişkiler ve haksız nimetlenmeler konusundaki samimiyet testlerinde sınıfta kalmış gibi görünmeleri, insanları ve bilhassa gençleri, “görünen dindarlık”tan soğuttu.
4- “Tek doğru bizim doğru” hisarcılığı ve inhisarcılığı, zihinleri tahrip etti.
Bu tür araştırmalar takke düşürüyor ve kellikleri gösteriyor. Görüntü çirkin, ama hastalığın sebeplerini teşhis etmemiz için gerekli. “Bir dert aşikâr olursa devası âsân olur” denmiş.
“Dindarlıklar artmalı” diyenler, takkeyi sarığı önüne koyup düşünmeli.