"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

Risale-i Nur’u okumak, anlamak ve hayata taşımak

Ömer Said Tan
31 Mart 2026, Salı
Üstad, Farsça kökenli bir kelime olup ilim, sanat veya zanaat alanında üstün bilgi, beceri ve tecrübeye sahip; kendisine danışılan kimseler için kullanılan bir unvandır. İnsanlar, örnek aldıkları ve tecrübelerinden istifade ettikleri kişilere bu unvanla hitap ederler.

Nitekim Bediüzzaman Said Nursî’nin eser- lerini okuyup ondan istifade edenler de kendisinden “Üstad” diye söz etmektedirler. Peki, “Üstad” demekle görevimizi yerine getirmiş olur muyuz? Bu hitapla sorumluluğumuz sona erer mi? Yoksa bunun ötesinde yapmamız gerekenler ve dikkat etmemiz gereken hususlar var mıdır?

Risale-i Nur’u tanıyanların vazife ve mesuliyetleri elbette ki daha ağır, daha büyüktür. Çünkü hakikati tanımak, beraberinde o hakikate sahip çıkma sorumluluğunu da getirir. Üstad Hazret- lerinin Re’fet Bey’e hitaben yazdığı mektupta; “Talebeliğin hassası şudur ki: Yazılan Sözler’e kendi malı gibi sahip olmalıdır. Kendisi telif etmiş ve yazmış nazarıyla bakıp, neşrine ve ehil olanlara iblağına çalışmaktır.”1 ifadelerini dile getirmesi yalnızca bir tavsiye değil; Nur talebeleri için aynı zamanda bir vazife, bir mesuliyet ve âdeta bir emir mesabesindedir.

Yine Üstad şu hakikat şöyle dile getirmektedir: “Esasen Risale-i Nur ise, ona şakird olmak şartıyla herkesin kendi malı gibidir.”2 Demek ki Risale-i Nur’u gerçekten kendi malı gibi görebilmenin yolu, ona şakird, yani hakikî bir talebe olmaktan geçmektedir. Talebe olmak ise yalnızca okumakla değil; anlamakla, sahip çıkmakla, neşrine gayret etmekle ve o hakikatleri hayatında yaşatmakla mümkün olur.

Risale-i Nur Külliyatını okumak, onu derinlemesine anlamaya çalışmak ve hayatını külliyatta çizilen istikamet doğrultusunda sürdürmek büyük bir ehemmiyet taşır. Bediüzzaman Hazretleri’ni gerçekten tanımak, onun fikir dünyasını kavramak ve onu tam manasıyla “Üstad” olarak kabul etmek ise; son asrın manevî tefsiri olan Risale-i Nur Külliyatını âdeta kendi telifi gibi benimsemekle, ona samimiyetle sahip çıkmakla ve can u gönülden okuyup hayatının merkezine yerleştir- mekle mümkündür. Çünkü bu eserleri hakkıyla anlamanın yolu, onları yalnızca okumaktan değil; aynı zamanda ruhunda ve yaşayışında hayat buldur- maktan geçer.

Vefatının 66. yılında rahmetle ve minnetle hatırladığımız Bediüzzaman Said Nursî’yi gerçekten “Üstad” olarak görmenin en sahih yolu; onun ortaya koyduğu hakikatleri anlamaya çalışmak, eserlerine sahip çıkmak ve o hakikatleri hayatımızda yaşamaya gayret etmektir.

Ne mutlu Risale-i Nurları okuyan, anlayan, hakikî manasıyla neşrine gayret eden ve hayatında uygulayanlara! İşte gerçek talebe, işte hakikî Nur yolcusu böyle belli olur.

Dipnotlar:

1- Barla Lâhikası s. 371.

2- Emirdağ Lâhikası s. 298.

Okunma Sayısı: 122
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
    (*)

    Namaz Vakitleri

    • İmsak

    • Güneş

    • Öğle

    • İkindi

    • Akşam

    • Yatsı