"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

Bediüzzaman ve İslamköylü Hafız Ali Efendi

Mustafa ÖZTÜRKÇÜ
19 Mart 2021, Cuma
Bediüzzaman Hazretleri’nin 1927 yılında, Barla’ya teşrifiyle başlayan kutsî Nur hizmeti serencamı içinde yer alan mekânlardan birisi de, İslamköy’dür.

Bu bahtiyar mekânda doğup büyüyen şahsiyetlerden biri olan Hafız Ali Ergün Efendi, Hazret-i Üstad’ın Barla’ya teşrifiyle birlikte, Barla’ya vasıl olarak,Üstadın etrafında ram olup, Nur halkasına dahil olur.

O çileli yıllarda, Hafız Ali, büyük bir hassasiyet ve sadâkatle Nur hizmetine devam ederek, Üstad’ın ”Hafız Ali sisteminde talebe olunuz” senasına mazhar olur.

Bu duygu ve düşünceler içinde, Hafız Ali Efendi’nin izlerini yerinde görmek üzere İslamköy ve çevresinde hatıralar toplamak üzere o mekânlara gittik.

Bir güzel yaz günü İslamköy’e vardığımızda, ilk önce  Hafız Ali Ağabeyden hafızlık dersi alarak Kur’ân’ı hıfz eden Hasan Ergünar Ağabeyi evinde ziyaret ederek görüşlerine başvurmak istedimse de, hasta olduğunu beyan ettiler, biz de kendisine saygı ve sağlık dileklerimizi sunarak oradan ayrıldık. 

Hafız Ali Ergün ile alâkalı, Hazret-i Üstadın mübarek dünyasında oldukça önemli hadiseler mevcuttur.

Hafız Ali 20 Eylül 1943 yılında Bediüzzaman’la tutuklanarak Denizli Cezaevine getirilir. Cezaevinin Medrese-i Nuriye’ye çevrilmesinde Bediüzzaman’ın en yakınındaki talebesi olur. Denizli Cezaevi yetkilileri, aldıkları talimatlar doğrultusunda yedi ay boyunca Bediüzzaman ve talebelerine tuzaklar kurar; fakat bu tuzaklar bir bir boşa çıkar ve bütün planları bozulur. Böylece Cezaevi yetkilileri ellerindeki son oyunu sahneye koyarlar. Bu son oyun için fırsat kollamaya başlanır. Bu sefer kurgulanan oyun Bediüzzaman’ı öldürmektir.

Bediüzzaman’ın tek başına kaldığı koğuşun bulunduğu koridorda kimsenin olmadığı bir zamanda aşı bahanesiyle ona şiddetli bir zehir enjekte edilir. Koğuş kapısı Bediüzzaman’ın üzerine kilitlenir ve öleceği an beklenir. Hafız Ali, teneffüs sırasında her zaman olduğu gibi yine Bediüzzaman’ın bulunduğu koğuşun penceresinin altında beklerken bir inilti duyar. Hemen koşarak Bediüzzaman’ın kaldığı koğuşun kapısına gelir. Kapının kilitli olduğunu görünce bir şeylerin döndüğünü hissedip hapishanedeki Nur Talebelerini durumdan haberdar eder.

Talebeler ve mahkûmlar, Bediüzzaman’ın koğuş kapısının önünde toplanarak gardiyanlardan kapıyı açmalarını isterler. Gardiyanlar kapı önünde barikat kurup izin alınmadan kapıyı açamayacaklarını söyler. Koğuş kapısı önünde biriken talabeler, Bediüzzaman’ın iniltisini duyunca onun ölümle pençeleştiğini anlarlar. Bu duruma öfkelenen talebeler ve mahkûmlar gardiyanların üzerine yürür ve koğuş kapısını zorla da olsa açarlar. Koğuş kapısı açıldığında Bediüzzaman’ın yerde kıvranır bir durumda ölümle burun buruna olduğu görülür. Talebeleri telâşlanır, sağa sola koşarak yardım edecek birilerini bulmaya çalışırlar. Sonunda hapishane müdürü olay yerine getirtilir. Hapishane müdürü ise bir doktor bulup getirir.

Doktor muayene sonrası bekleşen talebelere, Bediüzzaman için yapacağımız bir şeyin kalmadığını sağlık durumunun çok kötü olduğunu söyler. Bütün talebeler çaresiz ve ümitsiz bir bekleyiş içinde ağlamaya başlarlar. Nur Talebeleri, karanlık duvarların arkasında Bediüzzaman’a kurulan sinsice tuzak sonrası sağ salim kurtulması için Allah’a duâ eder ve Kur’ân okurlar. Bu arada Hafız Ali çok sevdiği Üstadının vefat etmek üzere olduğunu hisseder. Bediüzzaman’ın ellerinden kayıp gitmekte olduğunu çaresizlik içinde seyreder. Yangın yerine dönen yüreği uzun süre içten içe yanar. Hafız Ali vakit namazını cemaate kıldırdıktan sonra tesbihat yapılır.

Okunma Sayısı: 1736
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
  • Ali

    19.3.2021 15:39:12

    Hafız Ali Ergin Abiye ve eşi Ümmühan Hanıma Allah rahmet eylesin. Hafız Ali Abi' nin soyadı Ergin.Hanımının mezarında böyle yazılı. 2.cisi; Ergün başka bir sülalenin soyadı. Her ikisinin de yeğeni internette böyle anlatmış adresini şu an hatırlıyamadım D: 1898 V: 1944= 46 yaşında manevi şehid ve mahşerde nurcuların sancaktarı..

  • Ali R. Yardimoglu

    19.3.2021 07:13:41

    Sayin Hocam, işte üstte, paragraftaki gibi, o halis talebeler, asayiş muhafizlari sıfatlatını, ahrar ve suhuletli gibi üstün hasletlerini, o gereken anda, ayaklarına pranga yapmamışlar, ve insandaki "haklı öfkelenmek" fıtratını iptal etmemisler. Bu merdane huy, galeyanla, popülistlikle yükselmez, insanın içinde, nev' i şahsında, kendi sorumlulugunda, kıymeti oluyor. Yavrusu olan kedi, tavuk, ve sair hayvanat, mel'ul iken, panter ve kartalı geciyor..

(*)

Namaz Vakitleri

  • İmsak

  • Güneş

  • Öğle

  • İkindi

  • Akşam

  • Yatsı