"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

Risale-i Nur’un Hakîm ve Rahîm esmasına mazhariyeti

Mustafa ÖZTÜRKÇÜ
22 Ağustos 2016, Pazartesi
Cenâb-ı Hakk’ın, şu dar-ı dünyada görülen tecellileriyle, bildiğimiz ve bilmediğimiz binlerce güzel ismi mevcuttur. Bu isimlerin bütünü, “Esma-ül Hüsna” olarak tasvip ve tarif edilir.

Hakîm ve Rahîm isimleri de bu isimlerden yalnızca ikisidir. Hakîm ismi “Her işi hikmetle olan” demektir. Rahîm ismi ise, ”acıyan, merhamet eden” anlamındadır. Bu iki ismin de, Kur’ân’dan süzülen Risale-i Nur hakikatleriyle yakından alâkadarlığı mevcuttur.

Bediüzzaman Hazretleri, bu iki mübarek isimleri, Nur’un satır aralarında Nur’larla alâkadarlığı cihetiyle izhar eder. 

Kur’ânî eserler olma vasfına haiz Risale-i Nur’un bu iki isme yakînen mazhariyetini ifade ederek şunları söyler: “Ehl-i hakikatin bir kısmı nasıl ki ism-i Vedûd’a mazhardırlar ve âzamî bir mertebede o ismin cilveleriyle, mevcudatın pencereleriyle Vâcibü’l-Vücuda bakıyorlar. Öyle de, şu hiç ender hiç olan kardeşinize, yalnız hizmet-i Kur’ân’a istihdamı hengâmında ve o hazine-i bînihayenin dellâlı olduğu bir vakitte, ism-i Rahîm ve ism-i Hakîm mazhariyetine medar bir vaziyet verilmiş. Bütün Sözler, o mazhariyetin cilveleridir.”1  

Rahman ve Rahîm isimlerine mazhar olan, Risale-i Nur hakikatlerinin, daha bir çok yerlerinde, öne çıktığı görülen bu güzel isimlerin, Nur’larla alâkadarlığını müellif-i muhteremenin bir rüya-i sadıkadaki beyanlarından da anlamaktayız. 

Şöyle ifade ediyor:

“Eski Harb-i Umumîden evvel ve evâilinde, bir vakıa-i sadıkada görüyorum ki, Ararat Dağı denilen meşhur Ağrı Dağı’nın altındayım. Birden o dağ müthiş infilâk etti. Dağlar gibi parçaları dünyanın her tarafına dağıttı. O dehşet içinde baktım ki, merhum validem yanımdadır. Dedim: “Ana, korkma. Cenâb-ı Hakk’ın emridir; O Rahîmdir ve Hakîmdir.”  

Birden, o hâlette iken, baktım ki, mühim bir zat bana âmirâne diyor ki: “İ’câz-ı Kur’ân’ı beyan et.” 

Uyandım, anladım ki, bir büyük infilâk olacak. O infilâk ve inkılâptan sonra, Kur’ân etrafındaki surlar kırılacak. Doğrudan doğruya Kur’ân kendi kendini müdafaa edecek. Ve Kur’ân’a hücum edilecek; i’câzı onun çelik bir zırhı olacak. Ve şu i’câzın bir nevini şu zamanda izharına, haddimin fevkinde olarak, benim gibi bir adam namzet olacak. Ve namzet olduğumu anladım. Madem i’câz-ı Kur’ân’ı bir derece beyan, Sözlerle oldu. Elbette, o i’câzın hesabına geçen ve onun reşehâtı ve berekâtı nevinden olan hizmetimizdeki inâyâtı izhar etmek, i’câza yardımdır ve izhar etmek gerektir.. Madem Kur’ân-ı Hakîm mürşidimizdir, üstadımızdır, imamımızdır, her bir âdabda rehberimizdir. O kendi kendini methediyor. Biz de onun dersine ittibâen, onun tefsirini methedeceğiz. Hem madem yazılan Sözler onun bir nevi tefsiridir. Ve o risaleler ki, hakaik-i Kur’âniyenin malıdır ve hakikatleridir”2 Kur’ân’dan süzülen, Risale-i Nur hakikatlerinin mezkûr isimlere olan mazhariyetini, Risale-i Nur’un hakkaniyetine dair önemli, nuranî birer işaret olarak da değerlendirmek mümkündür.

Bütün bu sebeplerden dolayı, bu zamanda, doğru İslâm adına, öne çıkan Risale-i Nur bütün ehl-i imana en sağlam bir istinat noktasıdır diyebiliriz.

Dipnotlar: 1- Mektubat, sayfa: 24. 2- Mektubat, sayfa: 357. 

Okunma Sayısı: 4292
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
    (*)

    Namaz Vakitleri

    • İmsak

    • Güneş

    • Öğle

    • İkindi

    • Akşam

    • Yatsı