Siyaseti yargıyla dizayn tezgâhının ters tepmesi üzerine topyekûn muhalefeti “kontrolle” siyasî rakiplerini tasfiye operasyonları milletin vicdanında mâkes bulmuyor.
Her ne kadar Adalet Bakanı, “yargı, dosyalardaki isme, makama, mevkie bakmaz, suçun olup olmadığına bakar” dese de özellikle “politik atraksiyonlar”la tetiklenen “tâlimatlı çifte standart”lı muallel “yargılamalar”ın siyasî kimliklere göre yapılması evvela hukuku yaralıyor.
Aslında son “pazarlıklı ‘butlan’ oldubittisi”, hâkimin “vicdanî kanaatle, dosyadaki delillerle” değil, iktidardakilere ayrı-muhalefettekilere ayrı “ikili hukuk”un hükmettiğinin bariz göstergesi.
Muhalefet mensuplarına dair en ufak bir “duyum”un soruşturulmasına karşı, iktidar belediyelerine ait ayyuka çıkan “yolsuzluk, rüşvet, hırsızlık, kamu malını yandaşlara peşkeş, ihaleye fesad karıştırma” iddialarına ilişkin yüzlerce dosyanın savcılıklarda, bakanlıklarda el konularak bekletilmesi, bir tekinin dahi soruşturulmaması çarpık vahim vaziyeti ele veriyor…
Mesela “tepe”den istifa ettirilen iktidarın bir Büyükşehir Belediyesinin bir parka belge ve delilleriyle ispatlı 801 milyon dolar hebâsı sorgulanmadı, sorgulanmıyor.
Ya da baskıyla “görevden affı” diletilen bir Bakanın şahsî şirketinden başında bulunduğu Bakanlığa dört kat pahalı dezenfektan satın alması soruşturulmadı, soruşturulmuyor.
Veya “suç örgütü lideri” denildiği halde korumalarla ortalıkta gezen iktidara yakın bir müteahhidin muhalefet belediyelerinden aldığı 121 ihale tek tek soruşturulurken, aynı şahsın 17 şirketinin kamu kurumlarından, iktidar partisinden aldığı 473 ihaleden birine ilişkin hiçbir bir iddianame hazırlanmadı, hazırlanmıyor.
Ve Bakan’ın Başsavcı olarak “bana 2019’dan önceki dosyaları getirmeyin!” diye iktidardakilere dokundurtmayıp sadece muhalefettekileri soruşturması “tertib”i ifşa ediyor.
TESBİT
“Cambaza bak!” oyunuyla…
Öncelikle GP Lideri eski Başbakan Davutoğlu’nun tepkisiyle “mutlak butlan’la yargı üzerinden siyasetin dizaynı demokrasi ve hukuk güvenliğini zedeliyor.”
Keza DEVA Genel Başkanı Babacan’ın tesbitiyle “butlan meselesi, demokrasi ve hukukun üstünlüğü meselesi.” Yine YRP Genel Başkanı Erbakan’ın “demokrasilerde karar mercii mahkemeler değil millettir” ikazı durumun tesbiti oluyor.
Bu arada SP Genel Başkanı Arıkan’ın “Siyasetin geleceğini milletin vicdanı, iradesi belirler. Yargıyla siyasete müdahale demokrasiye onarılamaz yaralar açar; söz de, karar da, mühür de milletindir” eleştirisi gerçeği ortaya koyuyor.
Esasen İyi Parti Genel Başkanı Dervişoğlu’nun beyânıyla “Sebep olduğu çöküşü düzeltemeyen, ‘temizim, ahlâklıyım, dürüstüm’ diyemeyen, her alanda ülkeyi batıran siyasî iktidar, kasten-taammüden sahnelenen ‘cambaza bak oyunu’yla milletin gözü perdeleniyor.
Hâsılı DP Genel Başkanı Uysal’ın “siyaset, müdahaleyle nefes alamaz hale getirilip boğduruluyor” ifadesi kumpasın amacını özetliyor.
Ve demokratik meşruiyetin vatandaşların iradesiyle olduğunu, “butlan emrivakisi”yle demokrasinin ve hukukun darbelendiğini uyaran AB’nin ardından Uluslararası Af Örgütü’nün, Saray iktidarına “ülkeyi tehlikeli uçuruma götüren muhalefete baskılara derhal son vermesi, ifade ve siyaset özgürlüğü haklarını koruması” çağrısı krizi ortaya koyuyor. (gazeteler, 9.6.26)
Sonuçta “cambaza bak!” oyunuyla “rey-i vahidi istibdâdın - tek kişilik otoriter rejim”in içte ve dışta Türkiye’nin imajını bozup dibe vurdurduğu bütün dünyaca biliniyor.
GARABET
Medyatik cazgırlıklarla karartma
Millet nezdindeki oy erimesini “teğet” geçen “iktidar cephesi” yeni yanıltmalar peşinde.
AKP’nin bütün seçim kampanyalarındaki gibi mülkî âmirlerin âdeta “il-ilçe başkanı” gibi koşturulduğu, kamu kaynaklarının hoyratça harcandığı, bakanların bölgeye yığdırılarak devlet imkân ve araçlarının tepe tepe kullanıldığı, seçmen transferiyle nüfusu 7-8 bine katlanarak her birinin birer ilçe haline getirildiği altı beldedeki seçimlerle ilgili “başarı” nutukları atılıyor.
“İktidara iliştirilmiş medya”nın propagandasıyla sanki “hiçbir müdahalede bulunulmamış, ‘butlan’ kendiliğinden türemiş” çarpıtmalarıyla entrikalar çevriliyor. Garabetli “mutlak butlan” siyasî komplosuyla milletin gerçek gündemi saptırılıp yoksulluk, dış politika fiyaskoları, adâletsizlikler, haksızlıklar, hukuksuzluklar, ahlâkî ve sosyal çöküş karambola getiriliyor.
Kısacası, her alandaki yıkım, “yandaş yorumcular”ın medyatik cazgırlıklarıyla karartılıyor.
SÖZÜN ÖZÜ
“İşte bu zulümdür!..”
“İnad, bazen fırka [parti] mutaassıplarına dalâlı [yanlışı, sapmayı] ve batılı iltizam ettirir [tutturur, taraf eder.] Şeytan birisine yardım etse; ‘melek!’ der, rahmet okutur. Ötekinde melek görse; ‘libasını değiştirmiş’ der, lânet eder. İşte bu zulümdür...” Sünûhat, s. 68, 69.