Toplumların huzuru, gelişmesi ve adalet içinde yaşaması, siyaset kurumunun ne kadar hür bir zeminde yapıldığıyla yakından ilgilidir.
Hür zemin; insanların korkmadan konuşabildiği, düşüncelerini serbestçe ifade edebildiği, eleştirinin suç sayılmadığı ve hukukun herkese eşit uygulandığı bir ortamdır. Böyle bir zeminde yapılan siyaset, şahısların veya grupların menfaatine değil, milletin ortak geleceğine hizmet eder.
Hür zeminde siyaset, öncelikle fikirlerin yarışıdır. İnsanlar birbirlerini düşman olarak değil, farklı görüşlere sahip vatandaşlar olarak görürler. İktidar ve muhalefet, milletin hizmetinde bulunan iki farklı anlayış olarak değerlendirilir. Bu anlayışta hakaret, ötekileştirme ve kutuplaştırma yerine; ikna, müzakere ve ortak akıl ön plana çıkar.
Gerçek bir hürriyet ortamında siyasetçi, eleştiriden korkmaz. Çünkü bilir ki tenkit, eksikleri görmenin ve daha iyisini yapmanın vesilesidir. Basın hürdür, sivil toplum aktiftir ve vatandaş yönetime dair düşüncelerini rahatlıkla dile getirebilir. Böyle bir atmosferde yöneticiler de yaptıkları işlerin hesabını millete verebilirler.
Hür zeminde siyasetin en önemli dayanağı hukuktur. Kanunlar kişilere göre değil, adalete göre uygulanır. Hiç kimse makamı, serveti veya nüfuzu nedeniyle ayrıcalıklı kabul edilmez. Adaletin güçlü olduğu yerde siyaset güven kazanır; güvenin olduğu yerde ise toplumsal barış güçlenir.
Bunun yanında hür siyaset, çoğulculuğu da gerektirir. Herkesin aynı düşünmesi beklenmez. Farklı görüşler, toplumun zenginliği olarak görülür. Çünkü hakikatin daha iyi anlaşılması, farklı fikirlerin serbestçe ifade edilmesiyle mümkündür. Baskı altında kalan düşünceler ise zamanla toplumsal gerilimlere yol açabilir.
Demokratik toplumların başarısı, yalnızca seçimlerin yapılmasıyla ölçülmez. Asıl mesele, seçimden önce ve sonra da hürriyetlerin korunmasıdır. Vatandaşın oyuna saygı duyulması kadar, düşüncesine ve eleştirisine de saygı duyulması gerekir. Hür zeminde siyaset, sandıkla başlayan ve hukukla devam eden bir süreçtir.
Üstadımız; "Eğer muharrik veya müreccih, siyasetçilik veya tarafgirlik ise, tehlikedir"1 diyerek hür zeminde oluşturulan siyaseti, kuvvetin değil hakkın üstün tutulduğunu, tarafgirliğin değil adaletin esas alındığı bir yönetim anlayışı olduğuna dikkat çekmiştir.
Böyle bir siyaset anlayışı, toplumun bütün kesimlerini kucaklar, farklılıkları çatışma sebebi değil zenginlik vesilesi olarak görür. Milletlerin gerçek ilerlemesi de ancak hürriyet, adalet ve hukuk temelinde yükselen bir siyaset kültürüyle mümkün olur.
Dipnot
1- Said Nursî, ESDE, Sünuhat, s. 357.