"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

Milân Dağı’ndan, Süphan Dağı eteklerine bir yolculuk

Rüstem GARZANLI
13 Haziran 2026, Cumartesi
Kurtalan’ın Güneyinde bulunan Milan Dağı’nın eteklerinde, rüzgârın kayalara çarparak eski zamanlardan haber verdiği o coğrafyada, göçebe bir hayatın izleri hâlâ canlıdır. Mağaralar, kıl çadırlar ve taş duvarlı geçici barınaklar. İnsan ile tabiatın iç içe geçtiği bu sade fakat derin hayat, asırların süzülmüş tecrübesini taşır.

Kış ayları bastırdığında, bu göçer aileler hayvanlarıyla birlikte kışlaklara çekilirler. Soğuğun sert yüzüne karşı dayanışma, sabır ve kanaatle direnirler. Aynı çadırı paylaşan insan ve hayvan, aslında bir rızık yolculuğunun iki yolcusudur. Burada hayat, şehirlerin karmaşasından uzak sade, ağır ve anlamlı akar. Mayıs ayının on beşinden itibaren göçebeler için adeta tabiat yeniden nefes almaya başlar. Karların çözülmesi, otların yeşermesiyle göç vakti başlar. 

Göçerler için bu sadece bir yer değiştirme değil, aynı zamanda bir diriliştir. Yollar hazırlanır, çadırlar toplanır, sürüler önlerine katılır. Yön Süphan Dağı eteklerine çevrilir. Yaklaşık bir ay yolculuk devam ederdi… Son zamanlarda yöntem değişti hayvanları, çadırları, kamyonlarla; aile bireyleri ise minibüslerle yaylaya göndermeye başladılar. Onlar için hayat şartı eskiye nazaran kolaylaşmış ise de gene de göçebe hayatı adı üzerinde...

Ahlat, Adilcevaz ve Tatvan civarındaki yaylalar, göçerlerin yaz yurdudur. Bu yaylalar sadece serin bir sığınak değil, aynı zamanda bereketin, emeğin ve üretimin mekânıdır. Dört- beş ay boyunca burada hayat yeniden kurulur. Kadınlar sütü peynire çevirirken, erkekler sürülerin bakımını üstlenir. Herkesin bir vazifesi vardır ve bu vazifeler hayatın düzenini sağlar.

Göçebelerin başlıca gelir kaynakları koyunlardan elde edilen sütle yapılan peynir, yetiştirilen erkek kuzuların satışı ve koyun kırpım sonucu elde edilen yündür. Bu üç temel unsur, hem günlük geçimlerini sağlar hem de göçebe hayatın ekonomik temelini oluşturur. Bu ekonomik faaliyetler, göçer hayatının ayakta kalmasını mümkün kılan ince dengelerdir.

Yaz mevsimi yavaş yavaş sona ererken, yaylalarda esen rüzgâr da yön değiştirir. Serinlik yerini yavaş yavaş sonbaharın hüznüne bırakır. Ve göçerler için dönüş vakti gelir. Dört- beş ay önce ayrıldıkları kışlaklarına geri dönerler. Aynı yollar, aynı dağlar, aynı izler… Fakat her dönüş, yeni bir tecrübe ve hatıra ile zenginleşmiştir.

Bu göçebe hayatı, modern dünyanın hızına ve tüketim alışkanlıklarına karşı sessiz bir itiraz gibidir. Azla yetinmeyi, doğayla uyum içinde yaşamayı ve emeğin kıymetini öğretir. Göçerler için hayat, sadece yaşamak değil, aynı zamanda anlamaktır. Her mevsim bir ders, her göç bir hikâyedir.

Öğrencilik döneminde şiir not defterim vardı, zaman zaman ilham geldiğinde kafiyeli bir iki dörtlük yazardım. Kelâmda nakıs; kalemde biraz daha öndeydim. Hem göçebelerin, hem de ömrümün göçüne atfen bir dörtlükle konuyu bağlamak isterim.

Şair değilim deme, gönül yeter söze,

Göç yolları düşmüş yorgun yüzümüze,

Her vedada biraz daha eksiliriz biz,

Çadırlar sökülür, hüzün kalır izimize…

Vesselâm.

Okunma Sayısı: 196
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
    (*)

    Namaz Vakitleri

    • İmsak

    • Güneş

    • Öğle

    • İkindi

    • Akşam

    • Yatsı