Bir ışıksın karanlıkta açan, sanki kehkeşan,
Melekut seni alkışlar semadan,
Bir seyf ki, yekta-i nur'dan,
Al-i Beyt'in namusuydu davan.
Hor hor medresenin toprağında bir heyecan,
Melek-i müekkel'in fısıldar sana her an,
O esrar ki; kuşatmış âlem-i havi,
Ne yedisi yetişir ilmine, ne de yetmişi.
Başit'te ecram-ı sineması,
Tillo'da, karıncadır dostları,
Parmaklıklar ardında bir sarıklı,
Kemerli burunlu, kartal bakışlı.
Güllesi var nur-u topuzdan,
Seyfi var nur-u elmastan,
Çam dağında kaptan kulesi,
Volga'da taşmış tefekkürün zirvesi.
Saray-ı Yıldız'a değişmez o menzilleri,
Katrandan seyreder melekut âlemini,
Arkasında, zat-ı nuranî, İmam-ı Ali,
İşte dört bir yanı, kanatlı nuranî.
Kaderin mahkumu, taht-ı inayet altında,
Korku tutmaz elini, bir ateşpare-i zekâ,
Şimşekler sönük kalır nazarında,
Rahat uyu Aziz Üstad, Nurcular davasında...