"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

Selefiye akidesi üzerine

Süleyman KÖSMENE
04 Şubat 2026, Çarşamba
Almanya’dan okuyucularımız: “Selefiye akidesi Ehl-i Sünnet’ten midir?”

Önden Gidenler  

Selef, kavram olarak halefin zıddıdır. Selef önden gidenler, halef ise arkadan takip edenler demektir. Bir meslekte ustaya selef, ustanın yetiştirdiği ve sonradan ustanın yerine geçen çırağa halef denir. Halife de halef kökünden gelmiştir ve Peygamber Efendimiz’den (asm) sonra Müslümanların reisi ve emîri manasında kullanılmıştır. 

Selefiliğe gelince… Fıkıhta, hadiste, tefsirde, kelamda, akaidde, itikatta birçok mezheplerin türediği ve farklı görüşlerin meydan aldığı Hicrî ikinci ve üçüncü asırda, başta Sahabeler ve Tabiin olmak üzere ilk asır ulemasına bire bir tabi olmayı, yorum yapmaktan kaçınmayı ifade etmiştir. 

Sahabe döneminde zihinler net idi, teslim kuvvetli idi, dimağlar berrak idi. Sapık görüşler zuhur etmiş değildi. Dolayısıyla Sahabe âlimleri müteşabih ayet ve hadisleri yorumlamamışlar, Allah’ın ve Resulü’nün (asm) muradı ne ise tevil getirmeksizin, zahir manasıyla yetinerek kabul etmişlerdi.     

Fakat sonraki asırlarda yeni ilhadî fikirler ve sapık görüşler zuhur ettikçe, İslâm fıkhını ve İslâm itikadını delilleriyle birlikte ortaya koyma ve açıklama gereği ortaya çıktı. Bu dönemde fıkıhta İmam-ı Azam, İmam-ı Malik, İmam-ı Şafiî ve Ahmed bin Hanbel, kelamda Eş’ârîler ve Maturidîler ve sair alanlarda birçok ehl-i sünnet uleması meydana atılarak ehl-i sünnet itikadını, fıkhını ve kelâmını dört başı mamur bir şekilde ele alıp biçimlendirdi. Ehl-i ilhad’ın bâtıl yorumlar yaptığı müteşabih ayet ve hadisleri İslâm itikadına uygun şekilde yorumladı. 

Sonrakiler

Selefçilik ise aynı dönemde genellikle Haricîlerin sığındıkları bir kılıf olarak zuhur ediverdi. Sonraki dönemlerde selefçilik, zahircilikle eş anlam ifade eder oldu. 

Bu yorumu benimseyenler selef âlimleri gibi müteşabih ayet ve hadisleri tevil etmekten kaçınmışlar, fıkıhta ayet ve hadislerin zahir manasına reyden fazla değer veren Ahmed bin Hanbel’in mezhebi üzere amel etmişler; fakat itikat olarak ehl-i sünnet âlimlerine güvenmedikleri için selef âlimlerinin düşmediği yanlış yorumlara düşmüşlerdir. 

Meselâ, “Rahman arşı istiva etmiştir.”1 ayeti üzerine selef uleması yorum yapmamıştır. Ehl-i sünnet uleması istivayı, “kuşattı, ihata etti, istila etti, tasarrufuna aldı, hükmetti” şeklinde İslâm itikadına uygun şekilde ve Allah’a mekân izafe etmeksizin yorumlamıştır. 

Başta İbni Teymiye olmak üzere Selefîler ise bu ayetlerde geçen istivayı kelimenin zahir manasında olduğu gibi “yerleşti, oturdu, kuruldu” manalarıyla yorumlamışlar2 ve bu yorumlarıyla Allah’a mekân izafe ederek selef ulemasından ayrılmışlar, Yahudî itikadına yaklaşmışlardır. 

Nitekim Allah’ın arşa ve kürsüye oturması Yahudîlerin kitaplarında geçen bozuk bir itikaddır.3      

Selefîler Üç Kuşaktır

Tarihî seyri içinde Selefîlerin üç kuşakta tezahür ettiğini görüyoruz. 

Birinci Kuşak: Mutedil bir ehl-i sünnet mezhebi olan Ahmed bin Hanbel’in (ra) mezhebini kendilerine yakın bulan ve genellikle Haricîlerde ortaya çıkan ilk dönem selefî görüşler. 

İkinci Kuşak: Milâdâ 1263 (Hicri: 661) ile 1328 (Hicri: 728) tarihleri arasında yaşayan ve zahirperest yorumlarıyla bazı akımları da etkileyen İbni Teymiye dönemi.

Üçüncü Kuşak: Müseylimetü’l-Kezzab’ın memleketi olan Necid bölgesinde 1703 tarihinde doğan Muhammed bin Abdülvahhab dönemi. Muhammed bin Abdülvahhab daha da ileri giderek, İbni Teymiye’nin tenkid ettiği görüşlere sahip olanları kâfir ve müşrik saymıştır. 

Selefîlerin günümüzde devam eden salikleri genellikle bu üçüncü kuşağın takipçileridirler. Mezhepte Hanbelî, itikatta Vahhabîdirler. 

Aslında selefiye diye bir mezhep yoktur. Fakat bu yorumu benimseyenler Vahhabî olduklarını kamufle etmek için kendilerine selefî demişlerdir.         

Dipnotlar:

1- Taha Suresi: 5; A’raf Suresi: 54; Secde Suresi: 4; Rad Suresi: 2; Yunus Suresi: 3; Furkan Suresi: 59; Hadid Suresi: 4 

2- Fetava İbn-i Teymiye

3- Bakınız: Sefer Yuhanne’l-İshah, 4/9; 7/10; 7/15; 47/8

Okunma Sayısı: 185
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
    (*)

    Namaz Vakitleri

    • İmsak

    • Güneş

    • Öğle

    • İkindi

    • Akşam

    • Yatsı