"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

Derin yanılgılar ve ahkâm kesmeler

M. Latif SALİHOĞLU
04 Şubat 2026, Çarşamba
İnsan hatadan muaf değildir. Niyet ne kadar iyi olursa olsun, ne kadar dikkat edilirse edilsin, yanlış yapmak ve hataya düşmek yine de ihtimal dahilindedir.

Asıl önemli olan, fazilet göstererek yanlıştan dönmektir. Hatayı telâfi etmeye çalışmaktır. Bir daha aynı hatayı yapmamaya azamî dikkat göstermektir. Yani, aynı delikten ikinci-üçüncü defa ısırılmaktan kaçınarak kendini muhafaza etmektir.

Ama, maalesef pek çok insan var ki, aynı hatayı bir daha işliyor, aynı yanlışa bir daha düşüyor. 

Bunun da en mühim bir sebebi, zamanın dehşetinden kaynaklanıyor. Zira, zamanımız “dehşetli âhirzaman”dır. Hem öyle bir dehşet ki, rivâyete göre de “Kimse nefsine hâkim olamıyor.”

Hem söylenen rivâyetlerin, hem yaşanan hakikatlerin sırrıyla anlaşılıyor ki, bu dehşetli çağı tarif ve tasvir eden daha başka ifadeler de var. Meselâ: Fazilet değil, enaniyet asrı. Helâket ve felâket asrı. Fesâd-ı ümmet zamanı. Hem, iki dehşetli hâlin birden yaşandığı zaman: 1) Bile-isteye dünyanın dine ve âhirete tercih edilmesi. 2) Fen ve felsefenin tasallutuyla dinsizliğin, küfr-ü mutlakın ve inkâr-ı ulûhiyet fikrinin meydan alması.

Maddeler daha da çoğaltılabilir. Fakat, biz burada bilhassa hata üstüne hataya düşenlerin ve hatada ısrar edenlerin hâl-i pürmelâline kısaca bakmaya çalışalım.

«

Yazının başlığında da işaret ettiğimiz gibi, derin yanılgılara düştükleri hâlde, yine de tutup ahkâm kesmeye devam eden kösele suratlılar var.

Kezâ, millet ve memleketin mukadderatıyla ilgili hadiseler (veya ekâbirler) hakkında fenâ halde yanıldıkları hâlde, hiç utanıp sıkılmadan hâlâ bağıra çağıra ahkâm kesmeye devam eden yüzsüzler var.

İşte, içinde bulunduğumuz devir, şayet enaniyet değil de fazilet asrı olsaydı, bu türden garabetler yaşanmazdı. İnsanlar fazilet gösterip hatadan dönerdi. Yahut, tevbe-nedâmet ederek, tekrâren ahkâm kesme kasıntısı içine girmezdi. İtidâl ve teenni ile bekler, tekrardan hataya düşmemek için dikkat ve itina gösterirdi.

«

Peki, insanları aldatan ve hataya düşmelerine sebebiyet veren vakıalar nelerdir? Satır başlarıyla bunlara da temas edelim.

Meselâ, cunta merkezli darbelerdir. Darbelerin meyvesi-neticesi olan siyasî aktörler ve politik organizasyonlardır. Kezâ, bu zamanda şahıs merkezli sosyal yapılanmalardır. Siyasetli cemaatlerdir. Kökü hariçte olan fikir ve cereyanlardır.

Peki, hem darbeci cuntalar, hem de şaibeli şahıslar hakkında fenâ hâlde yanılanlar var mı? Hiç tereddütsüz hem fertler-âileler bazında, hem de gruplar-sürüler halinde…

Peki, aradan geçen zaman, onların fenâ hâlde yanıldığını tefsir ve tasdik ettiği halde, bırakın tevbe-nedâmeti, hâlâ bağıra çağıra ahkâm keserek bilgiçlik taslayanlar var mı? Maalesef var. Hem de zibil gibi. Suratlarının köseleye dönmesi de cabası.

İnsan bir utanır-çekinir yâhû. Ciddi mânada yanıldıysan, hiç olmazsa ahkâm kesmeyi bırak da, biraz söz-fikir dinle bari.

«

Gelelim netice-i kelâma...

Ne demiş atalarımız: “Danışan kişi, yüce dağdan aşmış; danışmayan ise, düz ovada yolunu şaşırmış.”

Demek ki, başkasının veya bir tek şahsın ağzına bakmamalı. Demek ki, işi bilenlere, işe ehil olanlara danışmalı; ondan sonra yola çıkılmalı. Tâ ki, sâhil-i selâmete vâsıl olunabilsin.

İşin ehline danışmak demek, istişare etmek demektir. İstişare eden, biiznillah yanlış yapmaz ve pişman olmaz. Kaldı ki, meşveret ve şûrâ ile hareket edenler, (şûrâya uydukları için) hem bir sevap kazanıyorlar, hem de mânevî mesuliyetten kurtulmuş oluyorlar.

Kezâ, meşveret ve şûrâ nizamnâmesiyle gidenler, muhtemel hataları da düzeltme şansına, imkânına daima sahiptirler.

Okunma Sayısı: 1263
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
  • Avni Aladağ

    4.02.2026 17:47:05

    Kökü hariçte olan İslamcı gruplar,cemaatlar ve tarikatlar tarafından 20 yıldır takibat,tazyik,eza,cefa ve suikastlar maruz kalıyorum.Cebbar ve kahhar olan Allah'ın,bu menhus ve uğursuz mücrimler güruhunu,ifsat komitelerini helak etmesini intizar ediyoruz...

  • Abdullah

    4.02.2026 13:40:21

    2- Derin yanılgılar ve ahkâm kesmeler devam ettiğine göre, hadiselerden ders alınmamıştır.Eski tarz yanlış yolda yürü meye devam ediliyor.Araya enaniyet te giriyor.Enaniyet Yenigiyi ve yanlış yola girdiklerini itiraf etmeye mani oluyor. Haklı olduklarını tekellüflü zorlamalarla ispat etmeye çalışıyorlar.Bu noktada ahkâm kesiyorlar.Mizrak çuvala sığmı yor,herşey açık, meydanda.Kimse yanlı şa kılıf giydirmeye çalışmasın.En doğru su ve faziletli olanı pişman olup,tevbe etmektir.Bir daha şahısların peşine takılıp gitmemektir.İstişare ile hareke t etmek ve haklı şuralara bağlı olarak hizmet etmektir. Hakka ve hakikata dayanmaktır.Bu konuda Risale-i Nur mükemmel bir rehberimizdir.Ona göre hareket etsek inayet-i hakla iki cihan saadetini kazanırız.

  • Abdullah

    4.02.2026 10:59:58

    Tarih tekerrürden ibarettir derler.İbret aınsaydi tekerrür mi ederdi? Ders ve ibret alınmadığı için tekerrür ediyor.Ak törler,başı çekenler, tabi olan ve seyirci ler değişiyor ama yanlış yollara sevk etmeler değişmiyor. Üstad Hazretleri bunun önüne geçmek için şu ölmez ve şaşırtmaz hakikatı ve dusturu beyan etmiştir."Bâki bir hakikat fâni şahıslar üzerine bina edilmez, edilse hakikata zulümdür. İşte bu nurani hakikata temessük edilmediği içindir ki; içtima-i ve siyasi keşmekeşlikler bir türlü eksik olmuyor.Yine Üstad Hazretleri, zaman en büyük müfessirdir, kaydını koysa itiraz edilmez diyor.Ama ne ya zık ki ve ibret verici bir hal ki zaman kaydını koyduğu halda ibret ve ders alınmıyor.Nadim olup,Fazilet gösterip, tevbe istiğfar edilmiyor.Hatada ısrar ediliyor.Bu şekilde elbette tarih tekerrür eder. Beşerin bu halinde; akıl,mantık, muhakeme, ve muhasebe yoktur.Baka lım mevlâ neyler, neylerse güzel eyler.

  • Enes

    4.02.2026 10:12:55

    Anlatmak istediğiniz şeyler çok kapalı kalmış. Anlaşılmıyor

(*)

Namaz Vakitleri

  • İmsak

  • Güneş

  • Öğle

  • İkindi

  • Akşam

  • Yatsı