"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

Kıyamet kopmadan kıyam et

Abdil YILDIRIM
04 Şubat 2026, Çarşamba

Kopmadan başına küçük kıyamet,
Var huzura, tekbir al ve kıyam et.

A.Y.

Kıyametin kopacağını görecekmişsin gibi söylüyorsun diyenler olabilir. Evet kıyametin kopacağını ben de göreceğim, sen de göreceksin, herkes görecek. Zira kıyamet iki türlüdür, biri büyük kıyamet, öteki küçük kıyamet. Kâinatın başına kopacak olan büyük kıyameti bizler belki görmeyeceğiz, ama küçük kıyamet herkesin kendi başına kopacak. Bundan kurtuluş yolu yok. Çünkü, herkesin kıyameti, öldüğü gündür.

Madem ölüm muhakkak, bundan kurtuluş yolu yok, bizi yaratan, bize bu can emanetini veren, birgün emanetini geri alacak ve “emanetin hakkını verdin mi?” diye soracak. “Bu hak nasıl verilir Yarabbi” diyecek olursan, en başta “namazla” cevabını alacaksın. O halde, dünyada insanın yapması gereken en birinci vazife, en önemli iş, namaz olmalıdır. Cenab-ı Hak, “İbadetiniz olmasa Rabbiniz size ne diye değer versin” diyor. İbadetin özü ise, namazdır.

Dünya işlerinin peşinden koşarken, “Namazı da aradan çıkartalım” diyerek, alelacele kılınıp kalkınan bir namaz, acaba öbür tarafta bizi kurtaracak mı?  Namazı aradan çıkartıvermek, ne demek? Namazı aradan çıkartırsanız amelinizde geriye ne kalır?

Peygamber Efendimiz (asm) “Namaz mü’minin miracıdır” diyor. Namaza duran bir insan a’lây-ı illiyîne doğru yol almaya başlar. “Allahu ekber” diye tekbir alırken elini kaldırdığında, dünyayı ve içindekileri kulak arkasına atar. Nefsini de, bedenini de orada bırakır, mi’rac yolculuğuna çıkar. Rükûya eğildikçe yükselir, secdeye kapandıkça yücelir. Her rekâtta bir mertebe kat ederek yoluna devam eder. Huzura doğru yol aldıkça, huzur bulur. İşte o zaman bütün acıları, ağrıları, düşünce ve kaygıları geride kalır. Sanki ruh bedenden ayrılır, vücudu ne kadar hasta ve yaralı da olsa, hiçbir şey hissetmez. Ölü bedenden bir parça kesseniz hiç farkında olur mu? Namazla mi’rac yolculuğuna çıkan bir insan da, bedenini geride bıraktığı için acılarını, ağrılarını, üzüntü ve kederlerini hissetmez. O başka bir âlemde, hayatın başka bir boyutundadır artık.

Namaz, acılarımızı dindirir, sıkıntılarımızı giderir, kaygılarımızı yok eder. Mü’minin ruhu, namaz için pervâne olur. Pervane kendini ateşe atmak için can atar. Bir an önce o ateşle kucaklaşmak, o potada erimek ister. Yüreğindeki hasretlik ateşini mumun alevi ile söndürmek için sabırsızlaşır. Rabbine aşık olan bir mü’min de, O’nun huzuruna çıkmanın sevinci ile, dünyevî dert ve kederlerini, acı ve ıztıraplarını unutur. 

Hayatımızda bu kadar önemli olan namaz ibadetine ne kadar ehemmiyet veriyoruz? Dünyevî bir iş için birisi ile randevulaştığumızda, buluşma saatini kaçırmamak için vaktinden önce orada olmaya çalışırız. Geç kalacak olsak, bir taksiye atlar gideriz. Peki, ezan okunduğunu uzaktan duyduğumuz halde, namaza yetişmek için hiç taksi çevirdik mi? Her namaz vakti Cenab-ı Hak ile randevulaştığımız vakittir. Bizi huzuruna alır, bizimle sohbet eder. Bu sohbetten mahrum kalmamak için gerekirse taksi ile, gerekirse sürünerek gitmek icabetmez mi? Müslümanın en birinci vazifesi namaz olduğu halde, maalesef en çok ihmal ettiğimiz vazife de namaz oluyor. Rabbim namazın önemini idrak ederek hakkıyla ifa edenlerden eylesin.

Okunma Sayısı: 192
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
    (*)

    Namaz Vakitleri

    • İmsak

    • Güneş

    • Öğle

    • İkindi

    • Akşam

    • Yatsı