"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

Kader konusuna bir başka açıdan bakış

Osman KOYUNCU
13 Şubat 2020, Perşembe
Kader ve cüz’î ihtiyarî, İslâmiyet ve imanın en son sınırlarını gösteren derin bir ilmî meseledir.

Kader, Allah’ın ilim, irade ve kudreti ve insanın cüz-i iradesinin etkisi ile şer ve hayırlarda Allah’ın uygun gördüğü fiillerin yaratılmasıyla ilgilidir. Dinde yaratmak dendiğinde, Allah, ilmindeki bir şeyi, yaratmak irade ettiğinde, kudreti o şeye taalluk eder ve o şeyi yaratır. Allah’ın yaratacağı şeyler imam-ı Mübin’de kanun ve kuvvetler şeklinde, kitab-ı Mübin de ise geometrik şekil olarak mevcuttur, kâinatta şekilsiz bir cisim yoktur, atom veya molekül seviyesinde bile her şeyin geometrik şekilleri vardır.

Bediüzzaman, “Ahirzamanda fen ilimleri mu’cize ve kerametleri taklit edecek, onlara yanaşacak, fakat yetişemeyecek” der. Kuantum fiziği 1964den bu yana maddenin yaratılması konusunda araştırmalar yapıyor. Madde enerjiye dönüştüğüne göre, enerji de maddeye dönüşebilir diye düşünüyorlar. Maddede en küçük parçaya inildiğinde (sicim) çok kısa zamanda madde enerjiye, enerjide maddeye dönüşüyor. Maddî dediğimiz varlıklar arasında büyük boşluklar vardır, eğer bütün insanların maddesi içindeki boşlukları dikkate almazsak, bütün insanlık bir küp şeker kadar yer kaplar. Kaderin temeli de yaratmaya dayandığı için, kader konusunda bilgi sahibi olacak kişilerin diğer ilimler yanında biraz Kuantum fiziği bilmeliler.

Bediüzzaman, “Bir şeyin illeti tammesi varsa yani o şeyin maddesi, gayesi, şekli ve ustası varsa o şey yaratılmıştır” der. Çevremizde gördüğümüz elle tuttuğumuz kitap, kalem gibi somut şeyler. İşte bu dört illetten biri yoksa ona illeti nakısa denir, bizim kaderimizi ilgilendiren illeti nakısa kısmıdır. Bu dört illetten hiçbirisi yoksa ona madum denir, Allah’ın ortağının olması madumdur yani Allah’ın şeriki yoktur. Bu illeti nakıselerden ne kadarı ve ne derece bizim cüz-i irademizin taalluku ile Allah tarafından yaratılıyor meselesi, kaderin asıl konusudur.

Allah’ın kendi ilmi vardır. Bu ilim, Levh-i mahfuz içindedir ki İmam-ı Mübin ve Kitab-ı Mübin’den oluşur. Levh-i mahv ispat ise buna bazen yazar bozar tahtası denir. Bir incir ağacının çekirdeklerinde yüzlerce incir ağacının programları vardır, Allah yüzlerce çekirdeği bir incir tanesinde yazar, sonra bu kadar çekirdeklerden beş on tanesi incir ağacı olur diğerlerini bozar.

Allah’ın insana verdiği hürriyet, Rahmanın hediyesidir ve Allah’ın sonsuzluğunun insandaki yansımasıdır. Allah diyor ki, “Ey kulum rahat ol, seni serbest bırakıyorum ve sana kâinatta tasarruf yetkisi veriyorum, cüz-i iradenin nasıl kullanılacağın konusunda seni serbest bırakıyorum. Sen irade ettiğin şeylerden mesulsün, sorguya çekilirsin.” Yani Allah’ın insana verdiği değer için, insana serbestlik ve hürriyet veriyor, onu imtihan ediyor, cüz-i iradesine karışmıyor, fakat küllî irade O'nundur.

Bediüzzaman “yoksa ilmî ve nazarî değildir” ifadesi insanların ilmî cinsinden değildir demektir. İnsan ilmî malûma tabidir. Yani birine dünya ile güneş arasındaki mesafe sorulursa, eğer ilmi varsa 150 milyon km der, eğer ilmi yoksa bilmez. Bilen insan, bu mesafe var olduğu için biliyor yani malûmu ilân ediyor. Demek ki bu mesafe var olmasaydı kimse bilemeyecekti. Kader ilmi bizim ilmimiz cinsinden olsa o zaman malûm (bilinen) olmuş olurdu o zamanda kader yaratılmış olurdu, bu durumda bizler kaderimizden mesul olmazdık. Bütün bunlar gösteriyor ki kimse kaderi bilemez. Kader, ilmî ve nazarî değildir ifadesi bu durumu gösteriyor. Bediüzzaman, “kader ilim nevindendir” derken Allah’ın ilminden bahsediyor. Yani yaratılan şeyde ilim, irade ve kudret üçlüsü vardır. İlim nevindendir demek, Allah’ın kudreti henüz taalluk ederek yaratılma durumuna gelmemiştir, yani kader ilim nevindendir, kudret nevinden değildir demektir, yani madde olarak meydana çıkmamıştır demektir, Allah’ın bilgisi dâhilindedir, O’na malûm, bize meçhûldür.

Okunma Sayısı: 1948
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
  • Coşkun

    15.2.2020 00:36:32

    Allah her şeyi biliyor, fakat insanın cüz’î iradesini veya bu iradeyi nasıl kullanacağını bilmiyor. Kader Risalesi’nin bir önemli noktası da budur. Allah bilemez mi?  Sayın yazar, alıntı ifadeler tırnak (") içinde verilirse, yazıda anlam kaymaları olmaz. Yukarıdaki paragraftaki gibi. Yazıyı düz okuyun sonra da (") içinde okuyun... "Allah her şeyi biliyor, fakat insanın cüz’î iradesini veya bu iradeyi nasıl kullanacağını bilmiyor." Kader Risalesi’nin bir önemli noktası da budur. Allah bilemez mi?

  • Ramazan ÇALIŞAN

    13.2.2020 14:56:31

    Birde insanın fiilerinde cenab-ı Allah'ın iradesi nin de taalluku gerekir. Bu taalluk yani cenab-ı Allah'ın da o seyi irade etmesi çok defa insanın iradesi istikametinde de olsada,insanın iradesi dışinda çevrili bulunduğu şartlar ve bazan Allah ın insanı kötülukten alıkoyması (ata kanunu)şeklinde edebilen rahmeti,insanın bazı egilimlerinin fiili hale gelmesine mani olur.Bunlara bütün olarak bakınca kader konusu daha iyi anlaşılabilir diye düşünüyorum.

  • Ramazan ÇALIŞAN

    13.2.2020 14:19:36

    İkincisi: İnsan ilmî malûma tabidir. buna da güneş, dünya örneğini vedikten sonra, Kader ilmi bizim ilmimiz cinsinden olsa o zaman malûm (bilinen) olmuş olurdu o zamanda kader yaratılmış olurdu, bu durumda bizler kaderimizden mesul olmazdık. Diyorsunuz. oysa yaratan kader (ilim) değil, kudrettir. Bundan dolayı Allah ın ilminin maluma yani bizim irademize tabi olması, bizi sorumluluktan kurtarmaz.Diger bir yönü ile Allah ın ilmi maluma tabi olmazsa cebri bir durum ortaya çıkarki o zaman biz yaptıgimızdan sorumlu tutulmayız.İradesi olan mahluklarda ilim maluma tabidir. İradesi olmayanlarda ise malum tamamen ilme tabidir.

  • Ramazan ÇALIŞAN

    13.2.2020 14:12:48

    osman bey ,yazıdığınız konu hakkında sizden bir kaç konuda farkĺı okumalarım var. Birincisi: Son prağrafta “yoksa ilmî ve nazari değillerdir. ifadesini insanların ilmî cinsinden değildir demektir. olarak açıkliyorsunuz.Elbette Allah'ın ilmide kudreti ve iardesi gibi insandakine benzemez.Fakat burada kast edilen mananın; kader ilim nev'in dedir.Fakat biz onun onun mahiyetini ilimi ve nazari olarak bilemeyiz.yani matematikte iki kere iki dört eder şeklinde bilemeyiz.Bunu hali ve vicdani olarak biliriz.Tıpkı dişimizin ağrıması halimiz, onu bilmemizde ilimle değil vicdani olarak bilmek gibi ,olarak anlıyorum.

(*)

Namaz Vakitleri

  • İmsak

  • Güneş

  • Öğle

  • İkindi

  • Akşam

  • Yatsı