"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

Şerh ve izah üzerine bir yorum

Osman KOYUNCU
09 Ocak 2020, Perşembe
Külliyatın zor konuları aslına dokunmadan şerh olmalı, zor anlaşılan deyimlere yeni izah tarzı getirilmeli, kâinatın aklı gibi olan gerçek fenlerle birlikte önceden genişçe hazırlanmış konferans gibi dersler yapılmalı.

Geçen Eylül ayında, Trabzon’da Doğu Karadeniz bölge toplantısı yapıldı. Toplantıda bazı arkadaşlar, “Gençler okumuyor, gelmiyor, kalmak istemiyor ve müracaat etmiyor” şeklinde konuşmalar yaptı. Sanırım çoğu yerde aynı problem vardır. Zaman zaman bazıları, “Bu kadar cami, imam, Kur’ân kursu ve imam hatip okulu varken, niçin bu İslâmî gelişmeleri görmezden geliyorsun?” diye soruyor. Ben de onlara, “Kardeşim Peygamberimiz (asm) ‘Ben güzel ahlâkı tamamlamak için geldim’ buyuruyor, bir yerde İslâmî gelişme varsa o yerde ahlâk artacak, uyuşturucu, zina ve suç oranlarında azalmalar olacak, bunun yanında da İslâm’ın temel şartı olan namaz kılan ve oruç tutanların sayısında artma olacak ve aile bağları kuvvetlenecek” diye cevap veriyorum. Şimdi bakın ahlâk çöktü, boşanmalar evlilikleri geçti, namaz ve oruç da azaldı, suç, zina uyuşturucu oranlarında çok büyük artış var. Ya diyeceksinizki, haşa summe haşa, Kur’ân ve Hadisler bu zamana cevap veremiyor veya İslâm’ı anlatış yönteminiz yanlıştır.

Niçin gençler okumuyor, derslere gelmiyor ve onlara ulaşamıyoruz. Ya, haşa, bu Külliyat bu zamanın gençlerine cevap veremiyor veya bizim onlara yaklaşımımız ve izah tarzımız yanlış. Bediüzzaman “tenkit omuzda bulunan bir akrep gibidir, gösterene teşekkür edilmeli” der, bizler de özeleştiri yapmalıyız. Peygamberimizin (asm) ilk yaratılan şeyin akıl olduğunu söylüyor. Mevlânâ, “Akıl Allah’ın gölgesidir” der. Bazen sohbetlerde, ‘Kardeşim oku bir sayfa, aklımız almazsa da diğer lâtifeleriniz anlar, az da olsa hissesini alırız’ denir. Elimizde bu kadar mükemmel bir eser var, niçin aklımı, hislerimi, duygu ve diğer lâtifelerimi tam doyurmayayım? Bediüzzaman Hakk’ın rahmetine kavuşalı yaklaşık 60 yıl oldu. Tam tercüme edilememiş eserleri vardır, bir kısmını hâlâ görmedim. Bilmiyorum bir yerlerde Kızıl İ’caz, Muhakemat gibi kitaplardan dersler yapılıyor mu?

Bediüzzaman 90 tane temel kitabı ezberledi ve binlerce kitabı da okuyup inceledi. Hiç klâsik mollaların yazdığı kitaplardan okumadı. Mollalık müessesesi sanırım 12. Yüzyıldan sonra meydana çıktı. Hz. Hasan ve Hz. Hüseyin’in katledilmelerinden sonra, İslâm’ın ilk yılları ile 300’lü yıllar arasında herkes kendi ihtisas sahasında, kabiliyetli olduğu konuda, her biri binlerce kitapları inceleyerek İslâm elden gidecek diye, gelecek nesillere bırakmak için, İslâm’ın temel konularında çok derin meseleleri kitaplaştırdılar. Bediüzzaman bu çeşit temel kitapları ezberlemiştir. ‘Her şey bilen hiçbir şey bilemez’ derler. ( Diğer hocaları küçültmüyorum, Külliyat, on üç asrın çekirdek ve özetidir, onun ehemmiyetine vurgu yapıyorum.) Bediüzzaman, “medreseler branşlaşmadır” diyor. 12. Yüzyıldan sonra medreselerde her ilim dalından azar azar okutulmuştur. Şimdi, fizik, kimya, matematik gibi her bir ilmin yüzer dalları vardır, birisi çıkıp ben hepsini biliyorum derse, bildiği şey ilkokul seviyesini geçmez. İşarâtü’l İ’caz ve Muhakemat gibi kitapları çok fazla okumama rağmen en az bunlardan istifade etmişim.

Bilirkişi olarak Diyanet’ten gelen âlimler, risaleleri incelemek isteyince, Bediüzzaman itiraz etti, içlerinde bilmiyorum, amma Osmanlı zamanında yetişmiş âlimler vardı, “Bunlar vukufsuz ehl-i vukuf, büyük ilim adamları ve Avrupa’dan büyük filozofları çağırın” diyordu. Şimdi, “Kardeşim sen üç beş kelime Arapça bilirsin, ağzın da lâf yapar şu kitaba bir şerh yazıver” denir mi? Üniversitelerde iyi bilim adamları vardır. Prof. Dr. Ayhan Songar Hoca cemaatten değildi, fakat ona güzel bir eser yazdırılmıştı. Bu şekilde, kendi sahasında uzman bilim adamları heyeti Muhakemat ve Kızıl İ’caz gibi zor eserleri şerh ederek ve diğer kitaplardaki bazı zor anlaşılan konuları aslına dokunmadan izahını yapmalı, bu eserler mezarda mı okunacak, Bediüzzaman bunları niçin yazdı? Muhakemat, Kur’ân’ı, dolayısıyla Risale-i Nur Külliyatını anlamak için bir metot kitabıdır. Muhakemat âlimlerin reçetesi, Münâzarât ise avamın reçetesidir. Bu eser Araplar, Türkler ve Kürtlere birlikte hitap ediyor. Bu gibi kitaplara yapılacak bir şerh, kendi sahasında uzman büyük bir heyet olmalı. “Kuvvetli bir hakikat zayıf adamın elinde zayıf görünür.” Kişi ne kadar da mükemmel olsa ezberlenmiş 90 temel kitap ve incelenmiş binlerce kitapların hülâsası olan bu Külliyatı tamamen kavrayamaz. 

Sonuç: Külliyatın zor konuları aslına dokunmadan şerh olmalı, zor anlaşılan deyimlere yeni izah tarzı getirilmeli, kâinatın aklı gibi olan gerçek fenlerle birlikte önceden genişçe hazırlanmış konferans gibi dersler yapılmalı. Hayallerimiz büyük olmalı. “Kimin himmeti milleti ise o tek başına bir millettir” ve kimin himmeti nefsi ve gururu ise o hiçtir. Arı bal alacağı çiçeği bilir, o zaman gençler derslere yönelirler. 

Gençler gelmiyorsa yöntemimizi gözden geçirmeliyiz, her evin ayrı bir kapısı olduğunu unutmamalıyız, her insanın irşat şekli farklı olabilir.

Okunma Sayısı: 1818
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
  • Sefer Akgül

    9.1.2020 20:46:44

    Çok doğru

  • atilla

    9.1.2020 12:04:30

    Teşekkürler Osman Koyuncu. Her cümlesine katılıyorum. Harika bir yazı çıkarmışsınız.Gerçektende işin erbabı kişilerden oluşan komisyonlar kurarak Risale-i Nurlarda zor anlaşılan konular şerh ve izah edilmelidir.Hatta her konuda uzman kişiler tarafından şerhler ve tahliller yapılmalıdır.

(*)

Namaz Vakitleri

  • İmsak

  • Güneş

  • Öğle

  • İkindi

  • Akşam

  • Yatsı