"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

Sahur

07 Ağustos 2011, Pazar
ŞEÂİR-İ RAMAZAN OSMAN ZENGİN
Sahur denilince akla hemen, başta Ramazan olmak üzere oruç tutma fiili gelir. Bu da çok güzel bir şeâirdir ki, hem de çok kuvvetlidir ve ibadettir. “Sahur” kelimesinin kökü, “seher”e dayanmaktadır. Seher vakti malûmunuz, güneş doğmadan önce, imsak vaktine yakın bir zaman dilimidir. Ve çok da faziletli bir vakittir. İşte bu vakitte yenilen yemeğe de “sahur yemeği” denilir.
Sahurun bizim kültürümüzde ayrı bir özelliği vardır. Sadece oruç tutan Müslümanların uykudan, daha doğrusu uykunun en tatlı yerinden kalkarak, Allah rızası için tutacakları oruçları için yemek yedikleri vakittir. Diğer din mensublarının da oruç tuttuklarını, fakat onların sahura kalkmadıklarını söyleyen Peygamberimiz (asm), aramızdaki farkın bu olduğunu söyleyerek, onlara muhalefet etmek için, sahura kalkmayı çok teşvik etmiştir. Yine başka bir hadis-i şeriflerinde, sahura kalkmamızı ve sahurda bereket olduğunu bildirmektedir. Onun için, sahura kalkmayı ihmal etmemelidir. Bir bardak su, süt dahi olsa içilerek, bu sünnet yerine getirilmelidir.
Oruç tutmanın başlangıç vakti olan sahur, imsaktan önce başlar ve imsak vaktinin girmesiyle biter. Daha önceleri burada tatbik edilen 15-20 dakikalık bir temkin vakti vardı ki o zaman, imsaktan 15-20 dakika önce yeme-içme fiili kesilirdi. Diyanet İşleri Başkanlığı’nın bu hususta yaptığı bir tatbikatla bu vakit ayarlanmış ve normalde takvimlerde (Diyanet esaslı takvimler tabiî. Hâlâ Diyanet’e tâbî olmayan takvimler de var) yazan imsak vakti ile başlar. Bunun sağlamlaştırılması için diyanet, camilerde Ramazan ayına has olarak, sabah ezanını da, imsakın girmesiyle okutmaktadır ve minarelerde yanan kandiller de o vakitte söndürülmektedir.
Bizim kültürümüzde maalesef oruç tutmak, nefsi terbiye etmenin aksine biraz nefsi şımartma olarak yapılmaktadır, iftar ve sahurlarda yenilen acaib ve çeşitli yemeklerle. Eski insanlar sahurda; börek, çörek, çorba, pilav, hoşaf v.s gibi ağır yemekler yerlerdi. (Burada yenilen pilavla alâkalı “temcid pilavı” tabirini de Allah nasip ederse, “temcid”de anlatacağız.) Bizim selâmetlik peder de çocukluğumuzda, bu şekilde sahur yemeklerini rahmetli valideme hazırlatırdı. Daha sonraları biz genç olduktan sonra bu işi hafifletip, kahvaltı tarzında bir sahur sofrasını başlattırdık ve rahmetli anacığım bu işe çok memnun olmuştu. Kahvaltı tarzında sahur yemeği yiyenlerin de bildiği gibi, gerçekten de bu iş hem çok kolay ve vakit almıyor ve hem de gündüz tutulacak oruçta çok rahatlık sağlamaktadır. Zaten, Cenâb-ı Hakk’ın taahhüdünde olan oruçta pek açlık sıkıntısı çekilmez. Aç kalmayayım zannıyla çok yiyen insanın daha çok acıktığı bilinen bir şeydir.
Sahur yemeğinin hazırlanmasında hanımlarımıza yardımcı olmalıyız. Meselâ, aile fertleri yatarken biraz erken kalkar, çayı demler ve ondan sonra da onları kaldırırım. Bir de sevabı çok ve faziletli olan bu ayda, sahura biraz daha erken, meselâ imsaktan bir-bir buçuk saat önce kalkılırsa, rahatlıkla gece teheccüd namazı ve diğer ibadetler de yapılabilir. 
Okunma Sayısı: 1690
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
    (*)

    Namaz Vakitleri

    • İmsak

    • Güneş

    • Öğle

    • İkindi

    • Akşam

    • Yatsı