Halilürrahman Camii, Balıklıgöl platosunda, Şanlıurfa ilindedir. Halk arasında Döşeme Camii olarak da isimlendirilir. Kaynaklara göre 504 yılında Rahip Urbisyus tarafından Hz. İsa’nın annesi Hz. Meryem adına bir kilise inşa ettirilmiştir. Meryem Ana Kilisesi olarak kayıtlara geçen bu yapının, Abbasi Halifesi Memun döneminde (813-833) camiye dönüştürüldüğü söylenmektedir. Hazret-i İbrahim'in ateşe atıldığı Halilürrahman Gölü kıyısında bulunmaktadır. Kanunî Sultan Süleyman (1520-1566) döneminde restore edilmiştir. 1810 yılında kapsamlı bir onarımla bugünkü görünümünü almıştır.
Son menzil: Halilürrahman
Bediüzzaman Said Nursî, sürgünler, mahkemeler ve zorluklarla geçen bir ömrün sonunda, 21 Mart 1960 yılı sabahında son yolculuğuna çıkarak Urfa’ya gitmişti. Hasta ve bitkin vaziyette İpek Palas Oteli’nin “27” numaralı odasında iki gün geçirdikten sonra 23 Mart'ta, Ramazan ayının 27. gecesi olan Kadir Gecesi'nde ruhunu Rahman'a teslim eyledi. 24 Mart'ta Şanlıurfa Ulu Camiin'de kılınan cenaze namazının ardından yurt içinden ve yurt dışından gelen büyük bir kalabalıkla naaşı Halilürrahman dergahına kadar eller, parmaklar ve başlar üstünde dergâha getirilip oradaki iki kubbeli lahde defnediliyor. Rivayetlere göre Şeyh Müslim isimli bir zat 1954 yılında dergâhı tamir ettirdiği sırada, kendisi için de bu iki kubbeli yeri yaptırıyor. Sonra rüya âleminde ona "Sen kendine başka bir yer yaptır. Buranın sahibi vardır. Buraya o gelecektir." deniliyor. İşte Bediüzzaman Said Nursî, dergâhtaki bu kabre defnediliyor. Ancak 27 Mayıs Darbesi’nin ardından 12 Temmuz 1960’ta darbe yönetiminin emriyle kabri açılarak naaşı bilinmeyen bir yere nakledildi.