"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

Ey ehl-i kitap! İslâmiyeti kabul etmekte size bir meşakkat yoktur

Risale-i Nur'dan
30 Kasım 2025, Pazar
"Senden önce indirilen (kitaplara)..." (Bakara Sûresi: 4.)

Bu gibi sıfatlarda bir teşvik vardır. Ve o teşvikten, sâmi’leri imtisale sevk eden emirler ve nehiyler doğuyor.

Bu cümlenin mâkabliyle nazmına dair dört letaif vardır:

1. Bu cümlenin mâkabline atfı, medlûlün delile olan bir atfıdır. Şöyle ki:

“Ey insanlar! Kur’ân’a iman ettiğiniz gibi, kütüb-ü sâbıkaya da iman ediniz. Çünkü Kur’ân onların sıdkına delil ve şahittir.”

2. Yahut o atıf, delilin medlûle olan atfıdır. Şöyle ki:

“Ey ehl-i kitap! Geçmiş olan enbiya ve kitaplara iman ettiğiniz gibi, Hazret-i Muhammed (asm) ile Kur’ân’a da iman ediniz! Zira, onlar Hazret-i Muhammed’in (asm) gelmesini tebşir ettikleri gibi, onların ve kitaplarının sıdkına olan deliller, hakikatiyle, ruhuyla Kur’ân’da ve Hazret-i Muhammed’de (asm) bulunmuştur. Öyle ise, Kur’ân Allah’ın kelâmı ve Hazret-i Muhammed de (asm) resulü olduğunu tarîk-ı evlâ ile kabul ediniz ve etmelisiniz.”

3. Zaman-ı Saadette Kur’ân’dan neş’et eden İslâmiyet, sanki bir şeceredir. Kökü Zaman-ı Saadette sabit olmakla, damarları o zamanın âb-ı hayat menbalarından kuvvet ve hayat alarak her tarafa intişar ettikleri gibi, dal ve budakları da istikbal semasına kadar uzanarak, âlem-i beşere maddî ve manevî semereleri yetiştiriyor.

Evet, İslâmiyet mazi ile istikbali kanatları altına almış, gölgelendirerek, istirahat-i umumiyeyi temin ediyor.

4. Kur’ân-ı Kerîm, o cümlede ehl-i kitabı imana teşvik etmekle, onlara bir ünsiyet, bir sühulet gösteriyor. Şöyle ki:

Ey ehl-i kitap! İslâmiyeti kabul etmekte size bir meşakkat yoktur. Size ağır gelmesin. Zira, size bütün bütün dininizi terk etmenizi emretmiyor; ancak itikadatınızı ikmal ve yanınızda bulunan esasat-ı diniye üzerine bina ediniz diye teklifte bulunuyor. Zira, Kur’ân bütün kütüb-ü sâlifenin güzelliklerini ve eski şeriatlarının kavaid-i esasiyelerini cem’ etmiş olduğundan, usulde muaddil ve mükemmildir; yani, ta’dil ve tekmil edicidir. Yalnız, zaman ve mekânın tagayyür etmesi tesiriyle, tahavvül ve tebeddüle maruz olan füruat kısmında müessistir. Bunda aklî ve mantıkî olmayan bir cihet yoktur.

İşârâtü’l-İ'câz, s. 67

LÛGATÇE:

ehl-i kitap: tebşir etmek: müjdelemek.

füruat: ayrıntılar, dallar; dinin temel meselelerinden ayrılan teferruat kısımları.

ikmal: eksikliklerini tamamlama.

imtisal: emre uyma.

kavaid-i esasiye: temel kaideler.

kütüb-ü sâbıka: önceki, geçmiş kitaplar.

kütüb-ü sâlife: geçmiş kitaplar; Kur’ân’dan önce gelen İlahî kitaplar (Tevrat, Zebur, İncil).

mâkabl: önceki, üstteki.

medlûl: gösterilen, işaret edilen.

muaddil: ta’dil eden, düzelten, doğrultan.

nehiy: yasak.

sâmi’: işiten, duyan.

sıdk: doğruluk.

sühulet: kolaylık; yumuşaklık, nazik d

avranma.

şecere: ağaç.

tarîk-ı evlâ: daha iyi olan yol, üstün yol, 

meslek.

tebşir etmek: müjdelemek.

ünsiyet: yakınlık, dostluk.

Okunma Sayısı: 172
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
    (*)

    Namaz Vakitleri

    • İmsak

    • Güneş

    • Öğle

    • İkindi

    • Akşam

    • Yatsı