"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

Oruç, nefsin firavunluğunu kırar

Risale-i Nur'dan
12 Mayıs 2019, Pazar
Ramazan-ı Şerifteki oruç, doğrudan doğruya nefsin firavunluk cephesine darbe vurur kırar; aczini, zaafını, fakrını gösterir, abd olduğunu bildirir.

Dokuzuncu Nükte

Ramazan-ı Şerifin orucu, doğrudan doğruya nefsin mevhum rububiyetini kırmak ve aczini göstermekle ubudiyetini bildirmek cihetindeki hikmetlerinden bir hikmeti şudur ki:

Nefis, Rabbisini tanımak istemiyor; firavunâne, kendi rububiyet istiyor. Ne kadar azaplar çektirilse o damar onda kalır. Fakat açlıkla o damarı kırılır.

İşte Ramazan-ı Şerifteki oruç, doğrudan doğruya nefsin firavunluk cephesine darbe vurur kırar; aczini, zaafını, fakrını gösterir, abd olduğunu bildirir.

Hadisin rivayetlerinde vardır ki:

Cenab-ı Hak nefse demiş ki: “Ben neyim, sen nesin?”

Nefis demiş: “Ben benim, sen sensin!”

Azap vermiş, Cehenneme atmış, yine sormuş. 

Yine demiş: “Ene ene, ente ente!” Hangi nevi azabı vermiş, enaniyetten vazgeçmemiş.

Sonra açlık ile azap vermiş, yani aç bırakmış. 

Yine sormuş: “Men ene ve mâ ente?”

Nefis demiş: “Ente Rabbiye’r-Rahîm ve ene abdüke’l-âciz”, yani “Sen benim Rabb-i Rahîm’imsin; ben senin âciz bir abdinim.”

“Allah’ım! Efendimiz Muhammed’e ve onun Âl ve Ashabına, Ramazan ayında okunan Kur’ân harflerinin sevabı adedince, Senin rızanın vasıtası, onun üzerimizdeki hakkının ifası olacak salât ve selâm eyle. Âmin.” [Arabî ibarenin meâli)

İtizar: Şu İkinci Kısım, kırk dakikada sür’atle yazılmasından, ben ve müsvedde yazan kâtip, ikimiz de hasta olduğumuzdan, elbette içinde müşevveşiyet ve kusur bulunacaktır. Nazar-ı müsamaha ile bakmalarını ihvanlarımızdan bekleriz. Münasip gördüklerini tashih edebilirler.

Mektubat, 29. Mektub, s. 477

***

Arkadaş!

Mâlik-i Hakikî’den gaflet, nefsin firavunluğuna sebep olur.

Evet, taht-ı tasarrufunda bulunan bütün eşyanın Mâlik-i Hakikî’sini unutan, kendisini kendisine mâlik zannederek, hâkimiyet tevehhümünde bulunur. Ve başkaları da, bilhassa esbabı, kendisine kıyas ile hâkim ve mâlik defterine kaydeder. Ve bu vesile ile, Allah’ın mülkünü, malını kendilerine taksim ederek, ahkâm-ı İlâhiyeye karşı muaraza ve mübarezeye başlar.

Halbuki Cenab-ı Hak tarafından insanlara verilen benlik ve hürriyet, ulûhiyet sıfatlarını fehmetmek üzere bir vâhid-i kıyasî vazifesini görüyor. 

Maalesef, sû-i ihtiyâr ile hâkimiyet ve istiklâliyete alet ederek, tam bir firavun olur.

Mesnevî-i Nuriye, Katre, s. 80

Lûgatçe:

abd: Kul.

cihazat: Cihazlar, organlar, duygular.

enaniyet: Benlik; kendini beğenme, kibir, gurur.

ene: Ben.

ente: Sen.

esbab: Sebepler.

fehmetmek: Anlamak.

ifa: Yerine getirme.

ihvan: Kardeşler.

itizar: Özür dileme.

Mâlik-i Hakikî: Her şeyin gerçek sahibi olan, Allah.

Men ene ve mâ ente: Ben neyim, sen nesin?

mevhum: Vehim ve hayalde meydana getirilen, kuruntu.

mübareze: Çekişme, karşı çıkma.

müşevveşiyet: Karışıklık.

nazar-ı müsamaha: Hoş gören bakış.

nefis: Kötü vasıfları kendisinde toplayan, insanı hayırlı işlerden alıkoyup kötülüğe sevk eden güç.

nevi: Çeşit, tür.

Rabb-i Rahîm: Şefkat ve merhamet sahibi, her şeyin sevk ve idarecisi olan Allah.

rububiyet: Rablık, ilâhlık, Cenab-ı Allah’ın her zaman, her yerde, her yarattığı varlığa muhtaç olduğu şeyleri vermesi, onları idare ve terbiye etmesi gerçeği.

ulûhiyet: İlahlık.

vâhid-i kıyasî: Ölçü birimi.

Okunma Sayısı: 1296
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
    (*)

    Namaz Vakitleri

    • İmsak

    • Güneş

    • Öğle

    • İkindi

    • Akşam

    • Yatsı