"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

Zihinler işgal altında

Rukiye Anar
27 Şubat 2021, Cumartesi
Bu çağın insanları olarak müthiş bir işgal altındayız.

Bu işgal her yandan, her yönden insanlığı kuşatmış durumda. Öyle ki içten dışa, dıştan içe, bilinç altından, bilince doğru ruhun ve zihnin bütün ünitelerini etkileyerek istilâ etmektedir.

 Dijitalizim o kadar hayatımıza girdi ki nerdeyse bütün sistem dijital hâle getirildi. 

Bilişim çağının geldiği yerde dijital diktatörlükte beraberinde geldi. 

Çünkü bilgiyi ve sistemi elinde tutanlar toplumları ve devletleri de kontrol altında tutmak istiyorlar. Bunun için toplumun temel taşı ferdi hedef aldılar. 

Her fert bir dünya, her insan bir âlem olduğundan değiştirip dönüştürmeye insandan başladılar.

İnsanı insan yapan akıl, kalb ve manevî cihazlar, ilk önce modernizm, medya gibi kültür araçları ile, sonra da bilimsellik ve hürriyet adı altında müthiş bir yıkıma uğratıldı. Bilimsellikle dayatılan materyalizm, dinî inançları, hürriyet ve cinsiyet eşitliği adı altındaysa,   namus ve ahlâkî değerleri yok etmeye çalışıyorlar. 

Her şey zihin işgali ile başladı. Bunun için insanın zihnine etki edecek bütün vasıtalar, sinema, film ve kültürel yollar ile başlayan tahribat şimdilerde sosyal medya ağlarıyla devam etmektedir. Neslimiz tamda bu dehşetli işgalin hedefi ve kurbanı oluyor.  

Bütün insanlığı dijital köleler hâline getirmeye çalışan bu müfsit odaklar daha ileriye geçerek insan ruhunu ele geçirmeye çalışıyorlar. Orada hiçbir kutsalı olmayan, Allah’sız, kitapsız, namus kavramı olmayan insanımsı bir yaratık oluşturma çabasındalar. Bununla birlikte iradesi elinde olmayan, tasarımsal, her türlü komut verilebilen yeni model insan üretme fikri (transhümanizm) güya üstün ırk elde etme tevehhümü içindeler. 

İşte bilimi ve teknolojiyi elinde tutanların tanrıcılık oyunu ve planları. Peki bu sapkınlık insana nereden geliyor ve çıkış noktasında ne var.

Bunun için şu âyete bakalım “iblis dedi ki, rabbim beni azdırdığın için bende onlara günahları süsleyeceğim  ve onların hepsini mutlaka saptıracağım. (Hicr 39)

Ve devamında “Ancak onların içinde ihlâslı kullar müstesna. (Hicr 40) 

Görüyoruz ki insanı saptıran, sebepler planında şeytan ve nefs ve onların dışarıdaki temsilcileri. Elbette onlar ihlâsa ermiş kulları yoldan çıkaramayacaklar. 

Nefsi emmarenin ve şeytanın hayatta temessül etmiş şekillerini Kur’ân her asırda farklı isimleriyle bize resmediyor ki günümüzde onların daha sapkın mirasçılarını tanıyalım diye.  Ve Peygamberimize (asm) inmiş olan şu âyette geçen lânet, günümüz Ebu Lehep’leri ve Ebu Cehil’leri için de geçerlidir “tebbet yedâ ebîlehebivvetebbê (Ebu Lehebin elleri kurusun, kurudu da).

 Sonraki gelen âyettede “onu (Ebu Lehep) ne malı, ne kazancı kurtaramadı “.

3. âyette “o alevli ateşe girecektir.”

Peki Tebbet Sûresi’nde Allah niçin bir şahsa ve yardakçısı olan karısına bedduâ da bulunuyor,   o dönemde başka bir çok inkârcı müşrik varken. 

Ebu Lehep lânetlik bir karakter sergiliyor, çünkü o malını, mülkünü, mevkiini, vaktini, gücünü Allah yolundan alıkoymak ve bunu engellemek, hakkı inkâr etmek için kullanarak  küfre hizmet ediyordu.  

Post-modern zamanın inkârcı aktörleri de, bütün gücünü, parasını, kariyerini Allah inancını yok etmek, dinleri ortadan kaldırmak ve Allah’ın insanda, kâinatta, kitaptaki yasalarını, fıtrat kanunlarını bozarak Ebu Lehep’lerin misyonunu fazlasıyla yerine getirmektedirler.

İşte biz Tebbet Sûresi’ni bir kez daha tefekkür ederek okuyalım ve bütün bu dalâlet ehlinden, sapkın yollarından, şer planlarından Allah’a sığınalım ve dahi nefs ve şeytanın ayağımızı kaydırmasından Rabbimize iltica edelim. 

Buna karşılık her devirde olduğu gibi bu dönemde de iman ve Kur’ân dâvâsı için, hakkın ikamesi ve İslâmın ihyası için bütün gücünü, gayretini, canını, malını harcayan İslâm kahramanları olacaktır. 

Bilelim ki “ihlâsa erdirilmiş kullar müstesna” ifadesinde yer bulan ihlâs ne kadar önemli ve mutlaka kazanmamız gerekiyor. İhlâsı kazanmanın yolları nasıl İhlâs Risalesi’nde verildiyse, kaybetmenin yolları da göz önüne serilmiştir. 

Rabbim bizleri ihlâsa eren muhlis kullarından eylesin inşallah. 

Allah var, Allah yâr, vesselâm. 

Okunma Sayısı: 1721
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
    (*)

    Namaz Vakitleri

    • İmsak

    • Güneş

    • Öğle

    • İkindi

    • Akşam

    • Yatsı