"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

Müspet duyguları da dengelemek

Yasemin YAŞAR
23 Nisan 2022, Cumartesi
Duyguları başka duygularla dengelemek, vasata çekmek Risale-i Nur derslerinde sıkça rastladığımız bir durumdur.

Sınır konmamış kuvvelerin vasata çekilmesi meselesini biz hep menfi duygular cephesinden değerlendiririz. Oysa bazı müspet duygular vardır ki, her ne kadar pozitif ve iyi olarak algılansa da onların da vasata çekilmesi dengeli olmak için şarttır. Nitekim “derman haddi aşarsa dert getirir” düsturu da bu manalarda değerlendirilmelidir.

Bu duygulardan birsi ‘ümit’tir. Sınırsız bir ümit veya sahte bir ümit ahmaklıktan başka bir şey değildir. Zira ümidin iki bileşeni vardır. Birisi olumlu bir beklenti içerisinde olmak, ikincisi ise olumlu beklentinin oluşması için gerekli yolları ve çalışmaları yaparak beklemektir. Yani ümit, sabır gibi aktif bir duygudur. Kişinin kendisini, emmare olan nefsinin emrine verip, her türlü günahı işleyip sonra da cenneti ummak, kurtulacağını ümit etmek, sahte ve ahmaklığı gösteren bir durumdur. Bu yüzden ümidin had-i vasata çekilmesi için korku lazımdır. Yani ümit, korkuyla dengelenir. O yüzden müminin sağlıklı duruşu havf ve reca arasında olmalıdır.

Yine Risale-i Nur satırlarında müspet bir duygu olan “tevazu” vakarla dengelenmiştir. Yani tevazu ehl-i küfre karşı zillete dönerken, bu duygunun taşınması gereken yer müminler mabeynidir. Ancak ehl-i küffara karşı istimali ise vakar şeklindedir.

“Şefkat” yine müspet duygulardan biridir. Fakat “Şefkat-i insaniye, merhamet-i Rabbaniyenin bir cilvesi olduğundan, elbette rahmetin derecesinden aşmamak ve Rahmetenli’l-Âlemîn zatın (a.s.m.) mertebe-i şefkatinden taşmamak gerektir.” Ölçüsü, yine haddi vasatı gösteren muazzam bir ölçüdür. Aksi hali “Eğer aşsa ve taşsa, o şefkat, elbette merhamet ve şefkat değildir; belki dalâlete ve ilhada sirayet eden bir maraz-ı ruhî ve bir sakam-ı kalbîdir” der. (Kastamonu Lahikası)

Bir diğer müspet duygu “muhabbettir”. Risale-i Nur satırlarında bu duygunun ölçüsü de verilmiştir. Hatta muhabbetteki ifratın dalalete sebebiyet vereceği dahi ifade edilmiştir. “Hristiyanların Hazreti İsa (as)’ı, Rafizilerin de Hazreti Ali (ra)’ı ilahlaştırmaları “ifrat-ı muhabbet” yani sevgide aşırılıktır. “Hem, nakl-i sahih-i kat’î ile, İmam-ı Ali’ye (r.a.) demiş: ‘Sende, Hazret-i İsâ (a.s.) gibi, iki kısım insan helâkete gider: Birisi ifrat-ı muhabbet, diğeri ifrat-ı adâvetle. Hazret-i İsâ’ya, Nasrânî, muhabbetinden, hadd-i meşrudan tecavüzle hâşâ “ibnullah” dediler. (Müsned, 1:160; Mecmeu’z-Zevâid, 9:133; Müstedrek, 3:123.) Yahudi, adâvetinden çok tecavüz ettiler, nübüvvetini ve kemâlini inkâr ettiler. Senin hakkında da bir kısım, hadd-i meşrudan tecavüz edecek, muhabbetinden helâkete gidecektir.’” (1) (Mektubat)

İşte bu müspet duygu veya olgulardan birisi de “hürriyettir”. Risale-i Nur satırlarında çokça vurgu yapılan insanlığın ve kulluğun olmazsa olmazı olan bu olgu tek başına insanı kemâlâta götürmez. Bunu da sınırlamak veya dengelemek şarttır. Bu dengeleme ise ancak gerçek hürriyeti bilmekle yani tevhit ile desteklenmesi ile olur. Zira sosyolojik tespitlere göre “hürriyet” tevhit ile desteklenmez ise bencillik ve sefahate yol açar. Allah’ın dışındaki varlıklara karşı hakiki hür olmayan insanların oluşturduğu topluluklarda, despotizm bir hayat tarzı ve yönetim biçimi olarak kendini gösterir. İman ve Tevhit ne kadar güçlü olursa hürriyet o kadar parlar ve insaniyet mükemmel olarak yaşanır.

Hasılı; hadd-i vasat, sadece menfi duygulardaki istikameti yakalamak değil aynı zamanda müspet duygularda da istikameti kazanmaktır. İşte burada da bir formül daha sunulur ki, bütün duyguların haddi vasatını sağlayan, insani kamil noktaya getiren “ihlas” hakikatidir. Duygu kontrolü zaten otomatik olarak davranışları da kontrol edecektir. Fakat davranışları kontrol, her zaman duyguları kontrol anlamına gelmez. Bu yüzden ihlas hakikatlerine ihtiyaç vardır.

Kısacası Risâle-i Nurların yaptığı, duyguları aklın ve kalbin denetiminde tutabilmektir.

Okunma Sayısı: 1956
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
  • Sertaç Lüser

    24.4.2022 11:06:19

    Tüm anne ve baba ve eğitimcilere aktarılması gereken bir yazı. Derman hadden geçerse, neler olabileceği. Şefkatin Dünya da kullanılıp Ahiret için kullanılmaması gibi. Bu tarz yazılardan dolayı ayrıca tebrik ediyoruz. Allah razı olsun.

  • Abdullah

    23.4.2022 03:34:50

    "Bu duygulardan birsi ‘ümit’tir. Sınırsız bir ümit veya sahte bir ümit ahmaklıktan başka bir şey değildir." Sınırsızın zıddı sınırlı olmalı değil mi? Sahtenin zıttı da sahih olduğu gibi. Demek istediğim; ümit hem sınırsız hem sahih olmalı..

(*)

Namaz Vakitleri

  • İmsak

  • Güneş

  • Öğle

  • İkindi

  • Akşam

  • Yatsı