"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

Mekânların ruhu, ruhumuza yansır mı?

Züleyha Aydın Kaba
04 Haziran 2019, Salı
Mekânların ruhu vardır. O Ruhu biçimlendiren ise, o mekânlarda yaşayanlar ve yaşanılanlardır.

Allah Rasülünün Arafat dönüşünde, Mina’ya gelirken Ebrehe ordusunun Ebabil kuşlarıyla helak edildiği muhassir vadisini süratle geçmesi boşuna değildir. Dağlarında bir şahsiyeti vardır ki, hassas ruhlar o şahsiyetin tezahürünü hissederler. Mekke’de ki Sebir dağında ehl-i kalp haşyet hissederken, Hira dağında neden emniyet hisseder? Çünkü “Resul-i Ekrem Aleyhissalâtü Vesselâm Mekke’den hicret ettiği ve küffarlar takibe çıktıkları vakit, Sebir namındaki dağa çıktılar. Sebir dedi: “Yâ Resulallah, benden ininiz! Korkarım, benim üstümde sizi vururlarsa, Allah beni tazib eder. Onun için korkarım.” Cebel-i Hira çağırdı: “Bana gel.” 1

Evet “Dünya boş değil. Hâlî dağlar, boş sahralar Cenab-ı Hakk’ın ibadıyla doludur.”2 Bir mekânda söylenen veya işlenen güzel sözlerden ya da güzel amellerden güzel ruhaniler yaratılır ve bunlar o mekanların ruhu hükmüne geçer. Zaten kainat, bizden başka varlıkların da, yani “Nârdan, nurdan, ateşten, ışıktan, zulmetten, havadan, savttan, râyihadan kelimâttan, esîrden ve hattâ elektrikten ve sâir seyyâlât-ı latîfeden halk olunan o zîhayat ve o zîruhlara ve o zîşuurlara” 3 da ev sahipliği yapmaktadır. İçinde Allah’a kulluk edilmiş böyle mekanlara girdiğimizde içimizi huzur kaplaması, orada bir ünsiyet hissetmemiz bundandır. Şimdi öyle bir belde düşünün ki, oranın dağında taşında Nur yazılmıştır, Nur okunmuştur, Nur hizmeti yapılmıştır. O topraklarda Nur ayakları iz bırakmış, her bir mekânına Ferdiyet makamının mazharı bir zatın nurani yakarışları sinmiştir. Yıllarca Risale-i  Nur’un büyük çoğunluğunun yazılmasına o mekanlar şahitlik etmiştir. Kur’ân’ın ahir zamandaki küfür karanlığını dağıtması için zuhur eden en büyük tefsiri, içinde yazıldığı o yerlere de işlemiştir. 

“Barla, ehl-i îmanın manevî imdadına gönderilen Risale-i Nur Külliyatının telif edilmeye başlandığı ilk merkezdir.“4 Bu şanslı ve şanlı belde, hâlâ nur müştakları ile şenlenmeye, onların duaları, tefekkürleri ve okudukları derslerle nurlanmaya, bu niyetle gelen yüz binlerce hakiki Talebe-i Ulûmdan feyiz alıp onlara bu feyzi yansıtmaya devam etmektedir. “Birbirlerini tanımasalar da, bilmeseler de okunduğu yerde nur saçar”  hakikati gereğince, ziyaretçileri birbirlerini tanımasalar da o nurun bırakıldığı, ziyaret eden herkesin bir parça Risale-i Nur okuyarak oradan ayrıldığı ve o nurlu ruhu devam ettirdiği bir beldedir Barla. Dolayısıyla buraya ziyarete gelenlerin ruhlarının teneffüs etmesi, huzur ve sekînet hissetmesi, basit bir nostaji veya bir algı yanılması değil, belki insanda  mevcut ama teşhis edilmesi mümkün olmayan birçok duygularla bir gerçeğin hissedilmesidir.

“Barla, millet-i İslamiyenin, husûsan Anadolu halkının başına gelen dehşetli bir dalalet ve dinsizlik cereyanına karşı, Kur’ân’dan gelen bir hidayet nûrunun, bir saadet güneşinin tulû ettiği beldedir.” 5

Madem “Birimiz ahirette birimiz dünyada olsak da biz yine beraberiz” 6 elbette, her biri bir veli hükmündeki Şamlı Tevfik’in, Mübarek Süleyman’ın, Muhacir Hafız Ahmed’in, Marangoz Mustafa’nın Ali Uçar’ın, Bayram Yüksel’in, Şem’i gibi Risale-i Nur’a hizmet etmiş yüzlerce kahramanın medfun bulunduğu bu bereketli beldede onların ruhaniyetleri arasında dolaşırken varlıklarını hissetmemek mümkün değildir.

Zirveye çıkmanın yetmeyip, Çam, Katran ağaçlarının üzerine çıktığı üstadlarının yolundan giderek dağa çıkmakla yetinmeyip orada çıkılabilecek ağaçlara çıkmayı da arzulayan nur talebelerinin, Üstadları gibi, hayalen birlikteliği hissetmesi ve empati kurması, tasavvufi tabiriyle nur talebelerinin bir nevi rabıtasıdır.

O halde Barla, nura müştak olan gönüllerce kesinlikle ziyaret edilmesi, görülmesi gereken bir beldedir.

Yeni ziyaret etmiş biri olarak tavsiyelerim, o mübarek belde, otantik halini hâlâ korurken ve çok fazla kalabalık olmadığı dönemleri tercih ederek bir an önce ziyaret etmenizdir.

Eğer İstanbul’da yaşıyorsanız ve otobüsle gidecekseniz, haftanın bazı günlerinde doğrudan Barla’ya kadar  giden otobüsü tercih etmeniz, işinizi ve yolda namazınızı vaktinde kılmanızı kolaylaştırır. Kalmak içinse Yeni Asya Sosyal Tesisleri misafirlerini bekliyor. Bu vesile ile orada bize yardımcı olan Ahmet Demirdöğmez abimize ve muhterem eşi Nurhan ablamıza teşekkür ederiz.

Dipnotlar:

1- Mektubat S.135. 2-Lem’a’lar S. 286. 3-Sözler. S.469. 4-Tarihçe-i Hayat. S.136.

5- A.g.e. S.136. 6-Tarihçe-i Hayat. S.600.

Okunma Sayısı: 839
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
  • A. AYDIN

    4.6.2019 13:31:38

    Dünyanın her yeriyle iletişimin kolayca sağlandığı ama insanın Rabbiyle irtibatının azaldığı bu "İletişim Çağında" camidatla bile iletişim kurmanın imkanlarını, Kur'anî bir dürbünle gösteren güzel bir yazı. Yazarı tebrik ediyorum.

(*)

Namaz Vakitleri

  • İmsak

  • Güneş

  • Öğle

  • İkindi

  • Akşam

  • Yatsı