Click Here!
      "Gerçekten" haber verir 03 Aralık 2007

Eski tarihli sayılar

Görüş, teklif ve
eleştirilerinizi
[email protected]
adresine bekliyoruz.
 

Nimetullah AKAY

Fitne asrının kurtarıcı ilâcı



Bazı gerçekleri tekrar tekrar hatırlamak gerektir. Bu tekrar ihtiyacının ne kadar önemli olduğunu bizlere Rabbimiz göstermektedir. Zira biliyoruz ki, Kur’ân-ı Kerim’de bir çok konu tekrar edilmekte, aynı âyetler aynı sûrelerde veya değişik sûrelerde yer almaktadır. İnsanlar her an gaflete düşmeye meyyal olduğu için emirler tekrar edilmiştir. İnsanoğlu nisyan ile malûl olduğundan ibret alınacak kıssalar sık sık hatırlatılmıştır.

Bir kere hatırlatılıp da geçilmiş olsaydı insanlar emrin veya nehyin mahiyetini anlamakta zorluk çekebilirlerdi. İnsanlar hadisenin ehemmiyetini idrak etmeyebilirlerdi. Bu sebepledir ki, defalarca “ey insanlar”, “ey iman edenler” denilmiştir. İnsanlara iman etmenin gerekliliği, Kâinat Sultanının Rububiyeti hatırlatılmış, iman edenlerin yapması gereken ibadetler defalarca zikredilmiştir.

Meselâ, imandan sonraki en büyük hakikatın namaz ibadeti olduğu, Kur’ân’daki tekraren zikredilen ifadelerden anlaşılmakta değil midir? İnananlara “Namaz kılınız” denilmiş, namazın insan hayatı üzerindeki tesiri dile getirilmiştir defalarca. “Muhakkak ki namaz, insanları fuhşiyattan, inkârcılıktan, bağîlikten men eder” denilerek insan gibi yaşamanın ancak namazla mümkün olabileceği hakikatı bizlere hatırlatılmıştır.

Namazın olduğu yerde günahlar asgarîye inecek, günahların olduğu yerde bu ibadet gönüllerdeki yerini bulamayacak. Kısacası namaz ile günahların bir arada olması mümkün olmayacak, namaz olursa aydınlık, günahlar ağır basarsa karanlık hâkim olacaktır insan dünyasında...

Kur’ân-ı Azîmüşşan’ın tercümanı ve müfessiri Sultanü’l-Enbiya (asm), “Namaz dinin direğidir” diyerek, namazsız bir İslâm inancının ayakta duramayacağını, yıkılmaya mahkûm olacağını hatırlatmak istemiştir bizlere. Daha nice âyet ve hadisler bizlere namaz ibadetinin önemini hatırlatmaktadır. Efendimiz (asm) ayakları şişinceye kadar namaz kılmakla, bizlere yaşayarak ne güzel bir şekilde yol göstermiştir... Adeta “Ben ayaklarım şişinceye kadar Rabbime ibadet ediyorum, sizlerden de mutlaka günde beş vakit namaz kılmanızı bekliyorum” diye bizlere ders vermektedir.

Her ibadetin kazaya bilerek bırakılmasına müsamaha ile bakılırken, namaz ibadetinin ise en zor şartlar altında bile olsa mutlaka vaktinde kılınması gereği, bu ibadete ne kadar ehemmiyet verildiğini göstermektedir. Bunu inanmış bir insan nasıl görmez? Bunu aklı başında olan bir Müslüman nasıl idrak etmez, doğrusu anlamak mümkün değildir.

Asrımızın benzeri olmayan İslâm âlimi Bediüzzaman da Risâle-i Nur adlı eserlerinde en güzel bir şekilde namazın üzerinde ehemmiyetle durmuş ve “Kâinatta en büyük hakikat imandır, imandan sonra namazdır” diye namazsızlığı yaygınlaştırmak isteyen fasıkların yüzlerine haykırmıştır. Asrımızın bu büyük mücahidi, kendi hayatında ve yaşantısında da bu namaz ibadetini büyük bir huşu ile yerine getirmiştir.

Küfrün yanı sıra fısk ve sefahatın oldukça yaygın olduğu asrımızda neden namaz ibadetine bu kadar ehemmiyet verildiğini anlamamız daha kolay olacaktır. Namaz günde beş vakit Rabb-i Rahîmi hatırlamak, Onun huzurunda el pençe durmak, Ona olan biatı yenilemek mânâsına gelmektedir ki, şeytanların kuvvet bulduğu bu asırda her Mü’minin buna çok ihtiyacı bulunmaktadır. Zira iman etmiş olanlar her zamankinden fazla günah sağanağına maruz bulunmaktadırlar. Bu sağanaktan kurtulmanın en tesirli yolu namazla kulluğun şahikasına çıkmaktır şüphesiz.

Bu zamanda namazsız olmak, namaz kılmamak, namazı ehemmiyetsiz görmek ateşe atılmak, şeytanların günah oklarının önündeki manileri ortadan kaldırmak demektir. Sûreten kılınan bir namaz yerine, bizlere “Rabbimizi görüyormuşuz gibi” kılacağımız bir namaz lâzımdır, bu kop koyu fitne asrında. Fitnenin korkunçluğunu ortadan kaldıracak, palazlanan şeytanlarla baş edecek sağlam ve tahkikî bir imana ve bu imanla kılınacak namazlara ihtiyacımız bulunmaktadır. Dünyanın fani değerleri bize bu gerçeği unutturmamalı...

03.12.2007

E-Posta: [email protected]


 
Sayfa Başı  Yazıcıya uyarla  Arkadaşıma gönder  Geri


Önceki Yazıları

  (27.11.2007) - İsyan duygularına dikkat!

  (26.11.2007) - “Risâle-i Nur” hizmetinin bir tezahürü

  (20.11.2007) - Şeâmetli bir duygu: Irkçılık

  (19.11.2007) - Zorbalar da ölecek

  (13.11.2007) - Ruhlardaki fırtınaları dindirmek

  (12.11.2007) - İstememiz istenmektedir

  (06.11.2007) - Yanıltıcılar

  (05.11.2007) - Düşüncelerimiz yanlış olabilir

  (30.10.2007) - “İnsan-ı Kâmil”i düşünmek

  (29.10.2007) - Zulüm nereye kadar?

 

Bütün yazılar

YAZARLAR

  Abdil YILDIRIM

  Abdurrahman ŞEN

  Ali FERŞADOĞLU

  Ali OKTAY

  Cevat ÇAKIR

  Cevher İLHAN

  Davut ŞAHİN

  Faruk ÇAKIR

  Gökçe OK

  Habib FİDAN

  Hakan YALMAN

  Halil USLU

  Hasan GÜNEŞ

  Hasan YÜKSELTEN

  Hülya KARTAL

  Hüseyin EREN

  Hüseyin GÜLTEKİN

  Hüseyin YILMAZ

  Kazım GÜLEÇYÜZ

  Kemal BENEK

  M. Ali KAYA

  M. Latif SALİHOĞLU

  Mahmut NEDİM

  Mehmet C. GÖKÇE

  Mehmet KAPLAN

  Mehmet KARA

  Meryem TORTUK

  Mikail YAPRAK

  Murat ÇETİN

  Murat ÇİFTKAYA

  Mustafa ÖZCAN

  Nejat EREN

  Nimetullah AKAY

  Raşit YÜCEL

  S. Bahattin YAŞAR

  Saadet Bayri FİDAN

  Sami CEBECİ

  Sena DEMİR

  Serdar MURAT

  Suna DURMAZ

  Süleyman KÖSMENE

  Vehbi HORASANLI

  Yasemin GÜLEÇYÜZ

  Yasemin Uçal ABDULLAH

  Yeni Asyadan Size

  Zafer AKGÜL

  Zeynep GÜVENÇ

  İslam YAŞAR

  İsmail BERK

  Şaban DÖĞEN

  Şükrü BULUT


 Son Dakika Haberleri