Click Here!
      "Gerçekten" haber verir 08 Ocak 2008

Eski tarihli sayılar

Görüş, teklif ve
eleştirilerinizi
okurhatti@yeniasya.com.tr
adresine bekliyoruz.
 

Süleyman KÖSMENE

Affedildiğimizi anlamak



Keziban Hanım:

*"Tövbe ettiğimizde Allah'ın bizi affettiğini nasıl anlarız?"

Bu konuyu değişik açılardan ele almak gerekir:

1- Her şeyden önce, bizi tövbe etmeye çağıran bizzat Cenâb-ı Hak'tır. İşte bazı âyetler:

"Hepiniz Allah'a tövbe ediniz ey mü'minler! Tâ ki, kurtuluşa erebilesiniz."1

"Bu kitap size gönderildi ki, Rabb'inizden af dileyin. Sonra günahlarınızdan vazgeçmiş olarak O'na dönün. O da sizi takdir edilmiş olan ecelinize kadar güzel bir şekilde yaşatsın. Ve her fazilet sahibine lütuf ve ihsanıyla mükâfatını versin. Yüz çevirirseniz, muhakkak ki, ben büyük bir günün azabının size gelmesinden korkarım."2

"Ey iman edenler! Allah'a tam bir ihlâs ile tövbe edin. Umulur ki Allah günahlarınızı bağışlar. Ve sizi altından ırmaklar akan Cennetlere koyar. O gün Allah'ın, Peygamberi ve beraberindeki mü'minleri utandırmayacağı gündür."3

2- Kur'ân'ın yaşayan müfessiri olan Peygamber Efendimiz (asm) tövbeye çok önem verir, kendisi de günde yüz defa tövbe ederdi. Buyururdu ki:

"Ey insanlar! Allah'a tövbe ediniz ve O'ndan mağfiret isteyiniz. Muhakkak ki ben günde yüz defa tövbe etmekteyim."4

"Allah, gündüz günahkârları tövbe etsin diye geceleyin elini açar. Gece günahkârı tövbe etsin diye gündüz elini açar. Ta güneş batıdan doğuncaya kadar bu böyle devam eder."5

"Kim, güneş batıdan doğmadan önce tövbe ederse, Allah tövbesini kabul eder."6

3- Bedîüzzaman Hazretleri makbul bir tövbenin formülünü şöyle açıklıyor: "Nefsini ittiham eden, kusurunu görür. Kusurunu itiraf eden, istiğfar eder. İstiğfar eden, istiâze eder. İstiaze eden, şeytanın şerrinden kurtulur. Kusurunu görmemek o kusurdan daha büyük bir kusurdur. Ve kusurunu itiraf etmemek, büyük bir noksanlıktır. Ve kusurunu görse, o kusur kusurluktan çıkar; itiraf etse, afva müstahak olur."7

4- Biz, geçmiş ve gelecek günahları bağışlandığı halde, günde yüz defa tövbe eden bir Peygamberin (asm) ümmetiyiz. Tövbe etmek bizim vazifemiz. Hulûs-u kalbimiz ve samimiyetimiz nispetinde tövbemizin kabul edilmesini Rahmet-i İlâhiyeden umarız. Ümit kapısı açıktır ve ümit etmekle emr olunduk. Ümitsizlik bizim dinimizde yoktur. Öyleyse, tövbe yaptığımızda doğru olan, affedildiğimizi ümit etmektir.

5- Tövbemizin kabul edildiğini bilmemize gerek yoktur. Esasen hiçbir ibadetin kabul edildiğini bilmemize imkân da yoktur. Biz Allah rızası için ibadet yaparız, tövbe yaparız. Cenâb-ı Hak dilerse kabul eder. Takdir kendisinindir.

6- Esâsen tövbemizin ve ibadetlerimizin kabul edildiğini bilmek bizi amelde riyaya ve ucba, yani amelimize güvenmeye götürür. Oysa amele güvenmek tehlikelidir. Amele güvenemeyiz. Biz yalnızca Allah'ın rahmetine, lütfuna ve merhametine güveniriz. Ölünceye kadar tövbe etmek ve tövbemizi bozmadan Allah'a itaat ederek haramlardan uzak durmaya çalışmakla yükümlüyüz. Biz yükümlülüğümüzü Allah'ın yardımıyla yerine getirmeye çalışırız. Allah'ın rahmetini umarız.

7- Tövbe için en mühim adım, niyettir, kararlılıktır, pişmanlıktır, affedilmeyi cidden ummak ve istemektir, Allah'ın rızasına talip olmaktır, bu amaca ulaşmak için harekete geçmektir, yöneliştir, Allah'a müteveccih olmaktır. Unutmamalı ki, Peygamber Efendimiz (asm) "Pişmanlık tövbedir" buyurmuştur. Eğer günahımızdan gerçek pişmanlığımız varsa, bu, "affedilirliğimizin" de tescili hükmündedir. Yani pişmanlığımız, Allah'ın bizi affedeceğinin bir işaretidir.

Dipnotlar:

1- Nûr Sûresi: 31

2- Hûd Sûresi: 3

3- Tahrim Sûresi: 8

4- Riyâzu's-Sâlihîn, 14

5- Riyâzu's-Sâlihîn, 16

6- Riyâzu's-Sâlihîn,17

7- Lem'alar, s. 91

08.01.2008

E-Posta: fikihgunlugu@yeniasya.com.tr


 
Sayfa Başı  Yazıcıya uyarla  Arkadaşıma gönder  Geri


Önceki Yazıları

  (06.01.2008) - Allah korkusu

  (05.01.2008) - Kısa... Kısa...

  (04.01.2008) - Kardeşlik ibadeti

  (03.01.2008) - Kâinatın nabzını tutan altı gün

  (02.01.2008) - Fal ve falcılık

  (01.01.2008) - İhlâs Sûresi

  (31.12.2007) - Sekine duâsı

  (30.12.2007) - Muhtelif cevaplar

  (29.12.2007) - Muhtelif cevaplar

  (28.12.2007) - Kısa kısa

 

Bütün yazılar

YAZARLAR

  Abdil YILDIRIM

  Abdurrahman ŞEN

  Ali FERŞADOĞLU

  Ali OKTAY

  Cevat ÇAKIR

  Cevher İLHAN

  Davut ŞAHİN

  Fahri UTKAN

  Faruk ÇAKIR

  Gökçe OK

  Habib FİDAN

  Hakan YALMAN

  Halil USLU

  Hasan GÜNEŞ

  Hasan YÜKSELTEN

  Hülya KARTAL

  Hüseyin EREN

  Hüseyin GÜLTEKİN

  Hüseyin YILMAZ

  Kazım GÜLEÇYÜZ

  Kemal BENEK

  M. Ali KAYA

  M. Latif SALİHOĞLU

  Mahmut NEDİM

  Mehmet C. GÖKÇE

  Mehmet KAPLAN

  Mehmet KARA

  Meryem TORTUK

  Mikail YAPRAK

  Murat ÇETİN

  Murat ÇİFTKAYA

  Mustafa ÖZCAN

  Nejat EREN

  Nimetullah AKAY

  Nurettin HUYUT

  Raşit YÜCEL

  Rifat OKYAY

  S. Bahattin YAŞAR

  Saadet Bayri FİDAN

  Sami CEBECİ

  Sena DEMİR

  Serdar MURAT

  Suna DURMAZ

  Süleyman KÖSMENE

  Vehbi HORASANLI

  Yasemin GÜLEÇYÜZ

  Yasemin Uçal ABDULLAH

  Yeni Asyadan Size

  Zafer AKGÜL

  Zeynep GÜVENÇ

  İslam YAŞAR

  İsmail BERK

  İsmail TEZER

  Şaban DÖĞEN

  Şükrü BULUT


 Son Dakika Haberleri