"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

Risale-i Nur’dan küsmek

Ahmet DEMİRDÖĞMEZ
05 Ocak 2022, Çarşamba
Çağımızın Müceddidi Üstad Bediüzzaman Hazretleri eliyle bütün beşere takdim edilen Risale-i Nur Külliyatı cihanşümul ve en yüksek bir Kur’ân tefsiridir.

Üstad Bediüzzaman Hazretleri’nin ifadesiyle: “Risale-i Nur, doğrudan doğruya Kur’ân’ın bahir bir bürhanı ve kuvvetli bir tefsiri ve parlak bir lem’a-i i’caz-ı manevisi ve o bahrin bir reşhası ve o güneşin bir şuâı ve maden-i ilm-i hakikatten mülhem ve feyzinden gelen bir tercüme-i maneviyesidir” 1 Bu manada, bütün insanlığa en doğru bir rehber ve her iki dünya saadetine vesile olan mükemmel bir mürşid hasiyetine haizdir. 

Risale-i Nur’un Talebesi olmak çok mühim ve yüksek bir derecedir. “Risale-i Nur’a intisap eden zatın en ehemmiyetli vazifesi onu yazmak ve yazdırmaktır ve intişarına yardım etmektir. Onu yazan ve veya yazdıran, Risale-i Nur Talebesi ünvanını alır” 2 Günümüzde ise, yazı işi matbaalar vasıtasıyla olduğundan yazıdan ziyade okumak, okutmak ve anlayarak hayata tatbik etmek şeklinde anlaşılabilir. Risale-i Nur Talebesi, Risale-i Nur’un başlıca meslek düsturları olan ihlâs, sadâkat, nastan istiğna, muhabbet, uhuvvet, tesanüd, meşveret ve terk-i enaniyeti bihakkın yaşamaya çalışandır. Bu sayede talebelik faziletini kazanmakla, bütün Nur Talebelerinin salih amellerine hissedar olur ve imanla kabre girer. Bu iki büyük netice her şeye müreccahtır. “(...) bizim arkadaşlar uhuvvetlerini ve tesanütlerini tevazu ile ve mahviyetle ve terk-i enaniyetle takviye etmek gayet lâzım ve zaruridir” 3 diyen Üstad Bediüzzaman Hazretleri, her daim Nur Talebeleri arasında uhuvveti, muhabbeti ve tesanüdü muhafazaya çalışmıştır. Musîbetler vasıtasıyla gelen sıkıntı ve asabilikler ve bunlardan meydana gelen tenkitler ve nizalara meydan vermemiştir. Hazret-i Üstadın şu ifadeleri her şeyi anlatmaktadır: “Nefis ve şeytan, sizi kardeşinize karşı itiraza ve haklı olarak tenkide sevk ettiği vakit, deyiniz ki: ‘biz değil böyle cüz’î hukukumuzu, belki hayatımızı ve haysiyetimizi ve dünyevî saadetimizi, Risale-i Nur’un en kuvvetli rabıtası olan tesanüde feda etmeye mükellefiz. O bize kazandırdığı netice itibarıyla, dünyaya, enaniyete ait her şeyi feda etmek vazifemizdir’ deyip nefsinizi susturunuz. Medar-ı niza bir mesele varsa, meşveret ediniz”4 Yoksa “Musîbette birbirimizden şekva etmek; hem haksız, hem manasız, hem zararlı, hem Risale-i Nur’dan bir nevi küsmektir” 5 Bu durumda, Risale-i Nur Talebeleri birbirinden şekva etmesi, soğuması, usanması, tenkit etmesi, ihtilâfa düşmesi ve küsmesi, bir nevi Risale-i Nur’a küsmesi manasına gelmektedir. Bu ise, büyük bir vartadır. Beşaret-i Kur’âniye, üç Keramet-i Aleviye ve bir keramet-i Gavsiyenin haber verdiği Risale-i Nur’a küsmek, Üstad Bediüzzaman Hazretleri’ne de küsmektir ki, bunun da vebali ağırdır. Nur Talebeleri Üstad Bediüzzaman Hazretleri’nin bu talimatlarını mutlaka nefislerine anlatmaları gerekmektedir. Çünkü “Risale-i Nur’un hakiki şakirtleri, neşriyat-ı diniyelerinde ve ittiba-ı sünnetteki ibadetlerinde ve içtinab-ı kebairdeki takvalarında, Kur’ân hesabına vazifedar sayılırlar” 6 Bu sebeple, Nur’un mesleğindeki “Hakikî ve uhrevî uhuvvet, gücenmek ve tarafgirlik kaldırmaz” 7 “Bu havanın zararından kurtulmak çaresi, Risale-i Nur’un gözüyle bakmak ve ne kadar müşkülat ziyadeleşse de, kudsî vazife itibariyle daha ziyade ciddiyet ve şevkle hareket etmektir” 8 “Hakikî bir uhuvvetle birbirinin faziletleriyle iftihar edecek bir tesanüdle, birbirinin aynı olmak derecede bir tefani sırrıyla hareket etmek lâzımdır” 9 “Sıkıntıdan veya başka şeylerden gelen titizlikle hakikî fedakârlar birbirine karşı küsmeye değil, belki kemal-i mahviyet ve tevazu ve teslimiyetle kusuru kendine alır, muhabbetini, samimiyetini ziyadeleştirmeye çalışır” 10

Velhasıl, Risale-i Nur Talebesi, Üstad Bediüzzaman Hazretleri’ne ve Risale-i Nur gibi büyük ve emsalsiz bir esere talebe olmanın şükrünü eda etmek mecburiyetindedir. “Demek vazifemiz Nurlar’la iştigaldir ve geçici şeylere ehemmiyet vermemek ve sabır ve şükretmektir.” 11 Hakikî Nur Talebesi olmak duâsıyla.

Dipnotlar: 

   1- Şuâlar 713. 

   2- Kastamonu Lâhikası 25. 

   3- Şuâlar 280. 

   4- Kastamonu Lâhikası 242. 

   5- Şuâlar 287. 

   6- Kastamonu Lâhikası 191. 

   7- Şuâlar 523. 

   8- Kastamonu Lâhikası 44. 

   9- Tarihçe-i Hayat 226. 

10- Şuâlar 526. 

11- age. 452.

Okunma Sayısı: 1785
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
  • Neslinur

    5.1.2022 09:56:55

    Muhterem Ahmet ağabey, işte böyle olmalı dediğim, düsturlar içerikli bir yazı. Emeğinize sağlık. Rabbim ömrünüzü bereketlendirsin. Sıhhat afiyetler dilerim.

  • H.ibrahim Karahan

    5.1.2022 04:08:59

    Allah razı olsun

(*)

Namaz Vakitleri

  • İmsak

  • Güneş

  • Öğle

  • İkindi

  • Akşam

  • Yatsı